nasıl ki tuvalet kağıdını kullandıktan sonra deliğe yollarsın. aynı şey eski sevgili içinde gerekli. boka sürülen kağıttan, sevgiliden hayır gelmez çünkü.
büyük marifettir ihanet, sorumluluk ister... katakulli' nin ihtişamı başdöndürücüdür. o' nu aldattıktan sonra şöför mahaline geçer, arabayı çalıştırırsın. artık iş gaza basmaya kalmıştır. gözlerinde masum bir ifade, dudaklarında lakayit ama müstehzi bir telaş, direksiyonu kavrayan parmaklarında acemi bir titreyiş, kendi kendine '' yok birşeyim '' deyiş, dikiz aynasından o' nun oracıkta öyle viran, öyle korumasız, öyle ayakta yıkılıverdiğini görmen, '' geri dönsem mi? dönemem ki... dönsem de asla eskisi gibi olamayız '' diye düşünüşün ve ilk virajı alınca bütün bu yaşanılanları bir çırpıda unutuverişin...
büyük marifettir ihanet; sorumluluk ister... gün gelir, tüm bedeller ödenir...
hatırlatır. yaftalanırsın, gururun kırılır. keşke yazıldığı gibi olsaydı.
bireysel değil, hakkında buraya iki satır karalamış tüm uludağ sözlük yazarları adına sesleniyorum. şimdi kim bilir nerede, ne işle meşgulsün. belki evlendin çoluk çocuğa karıştın. ev yolundasın, kaldırımdaki çiçekçiyi gördün karına çiçek beğeniyorsun veyahut sevgilinle ya da eşinle başbaşa olacağın akşam yemeğinin hazırlığındasın. belki nasa da mühendissin, belki falanca idmanyurdu futbol takımının malzemecisi, umurum değilsin. sadece hakkında çok atıp tutulduğunu bilmeni istedim. çok muhabbetin döndü, dönüyor, gıybetin yapıldı. kimisi prenses dedi, ötekisi orospu... biri hayatının erkeği ilan etti, bir diğeri şerefsizin önde gideni... diyeceğim kusura bakma arkadaşım, olur öyle, bizlerede çekiştirecek insan, konuşulacak boş beleş meseleler lazım. yazdıklarımızın pek çoğunda ciddi değildik zaten, seni çerez niyetine kullandık. hadi kal sağlıcakla...
ayrılırsın, sonra silsilesi sağdan soldan sana laf sokmaya çalışır. arkadaşım dediğin arkadaşları hakkında adam değil, orospu çocuğu, anası babası belli değil piçin minvalinde laflar hazırlar. ulan çocuk musunuz be? gerizekalı it.
o değil; bi de bunların adem arkadaşları vardır. zamanında sizle de tanıştırmıştır. bunlar pusuda bekleyen sırtlanlar oluyor. sırtlan bunlar tam olarak. tırsıntıdan kıza yazamıyor, sağda solda sert bakışlar atıyor karşılaşınca. birini ibret-i alem diye kızılay meydanında dövecem, o olacak.
sırtlanlar, size sesleniyorum: yanlış yoldasınız olum. dayak kokuyor bak dayak. ızdırabınızı siktirtmeyin.
şş sen. sırtlan. bu yazıyı okuyosun biliyorum. kafam girsin sana. el kol hareketi yapma lan!
eski ve sevgili kelimeleri bir araya gelince pek hoş durmuyor be sözlük.
eski deyince akla olumsuz çağrışımlar gelse de eski de bir nostalji, değerlilik anlamı da mevcut.
sevgili de azcık kezban olsa da , ömrü yese de hoş bir çağrışım.
ama eski ve sevgili bir araya gelince adamda " hacı ben gidiyorum ." psikolojisi yaratıyor istemeden.
zamanlaması berbat varlık.
tam her şeyi unutmuşken, etrafınızda sizden hoşlanan pek çok kişi varken ve yeni bir şeylere başlamayı umarken geri dönüveren yaratık aynı zamanda. hiçbir şey olmamış gibi, "özledim" diyecek kadar da tuhaf. hatta utanmadan senden sonra bir sürü ilişkim oldu ama yerin dolmadı diyecek kadar da gerizekalı.
ya da kısaca kafa karıştırma aracı.
not: başlığı yine sol frame'de görüp küfür edecek arkadaşlara selam ederim. içimi dökmem lazımdı.
bitmiştir.bir daha o sayfayı açmanın hiçbir anlamı yoktur.yaşanan güzel şeylerin güzel kalması için.ya da küfrediyorsan çatır çatır; bu devam ettirebilmen için...