adana'ya bağlı olsa ankara büyükşehir belediyesi'nden ancak bu kadar nasipsiz olurdu dedirten yer. latincesiynen en yaman manasına gelir. yazılışını sormayın. öğrenciyken bir arkadaşın evine gitmeye niyetlenip gitmeye kalktığım ama bir türlü varamadığım yerleşim yeri. eryaman-ankara arası uçak seferlerinin başlamasını beklemek, sakinlerinin en tabii hakkıdır ulaşım sorunu çerçevesinde.
eryamanda araçta seyir halindeyken, lan kızılaya hangi yoldan döneriz tartışmasına girmişiz arkadaşımla. o yoldu, yok lan o değil bu yoldu, hadi len orası istanbul yoluydu filan derken arkadaş yaşlı bi amcanın yanında durdu;
- eee pardon amca, kızılaya hangi yoldan gidebiliriz acaba?
- hmmmm... oğlum bak şimdi sizin önce ankaraya inmeniz lazım.
gecelerinin gittikçe daha sıkıcı olduğuna karar verdiğim yer... etrafda cafe, bar falan olsa da gitsem diye düşünüyorum çoğu zaman... ama yok sanırım, varsa bildirin.
5.etap yardımcı sitesinde 1 yılımı geçirdiğim,etrafında birkaç km aralıklarla büfelerin bulunduğu,(hala var mıdır bilmem)tek alışveriş merkezinin "bildirici" diye bir market olduğu ankaranın sevimsiz yerleşim yeri...
2 adet yunus süpermarket, 1 adet adese, 1 adet makromarket, 2 adet 3M migros, 1 adet çağdaş, 1 adet carrefour expres, 1 adet meşhur peynirci, 3-4 adet bildirici'yi bünyesinde barındırır. ve bu marketlerin çoğu alışveriş merkezlerinin içerisinde bulunur. belki bilmediğim başka marketlerde mevcuttur. km aralıklarla büfelerin bulunduğu doğrudur.
yerleşim düzeni ödül almış, parkı bahçesi ve düzeni olan bir bölgedir. kızılay'a oldukça uzaktır, ancak beytepe'ye yakınlığından hacettepe'lilerin tercih ettiği semtlerden biridir. az olan otobüs seferlerini şikayet etmek için giden heyete melih gökçek'in 'bana oy mu veriyorsunuz ki size otobüs seferi koyayım' dediği, insanların yaşadığı yerdir.
orada yaklaşık on sene kadar ikamet edipte taşınacağımız gün gelip çattığında neden bilmiyorum ama bi garip olmuştum...şimdi daha iyi anlıyorum ordaki günlerin, dostlukların değerini...nedensiz aklıma gelir çoğu zaman burası ve yüzümde garip bi tebessüm oluşur, anlarım ki gerçekten oranın bende ayrı bir yeri vardır.
Yolları geniş yeşil sessiz huzurlu, evleri yüksek seyrek ve güzeldir, insanları keçiörene balgata etimesguta sincana falan bakınca gayet çağdaştır, Tek eksiği Cafe bar azlığıdır.
yeşili bol, huzurlu ankara semti. ancak 542 numaralı gelmeyen otobüs burada yaşamamk için başlı başına bir nedendir. yahu sıhhiye köprüsü üzerinde bekliyorum rüzgar götümü donduruyor, milletin otobüsü vızır vızır geçerken bizim sıra alıp başını gidiyor. nedendir niyedir bilinmez pek otobüs vermezler abiler buraya..benim güzel halkımda otobüste birbirine çemkirir.
toplam 17 senemi geçirdiğim ve hala geçirmekte olduğum semttir. daha inşaat iken buralardaydık sen ne diyon arkadaşım ? önceleri sessizdi, sakindi huzurluydu. inşaatlara kız bile attığım oldu amına koyum. sonracağıma ne olduysa bu varoşlardaki adamlar dolmaya başladı. bi gidin gardaşım ya. biz işçi-öğrenci-memur takılıyoduk kendi halimizde 541'mizle.
kiralık ev araken girdiğim bir emlakçının yaran yorumuna hasıl olan semt.
"ağbi eryamanda oturacağına gırıkhgale'de otur heç değilse otobüste çay veriyorlar." haksız da değildi herif.
üniversite hayatımın 1,5 yılı bu şirin ama uzak semtte geçti. evle işin veya okulun birbirine uzak oluşu sık rastlanabilen bir durumdur. ama eryaman otobüsü başka birşeydir müdür. tecrübe etmek gerekir. (bkz: sağlı sollu ilerleyelim abi, bi zahmet)
travestilerden "arındırılmış", uzaklarda bir ankara semti.
ancak bu travestilerden "arındırma" sürecinde her köşe başından ayrı bir vahşet öyküsü çıktığı, yaşananları tanımlamakta şiddet kelimesinin yetersiz kaldığı gerçeği hiç konuşulmaz, yiter gider bu semtin sokaklarında, balık istifi otobüslerinde.
bir zamanlar koşu parkurlarında sabırla aynı tempo ve disiplin ile koşan eşofmanlı amcaların, fino köpeklerini özenle giydirip gezdiren saçı fönlü kırmızı ojeli süslü teyzelerin yaşadığı düzeyli mekan iken artık hızla tüplü şahin kültürüne mahkum olmaya başlayan, kızılaya uzak, boluya yakın olan semt.