küba'da herkes doktor oluyor. tabi iş bulamadı dağa çıktı, bizim kürtler gibi. misal rusya'dan gelip türkiye'de orospuluk yapan karıların çoğu doktor, avukat falan. ama ne yapıyor iş yok gelip orospuluk yapıyor. ona benziyor bu da. bi bok değil yani. dedem tanıyor, arkadaşıymış.
dedem emekli oldu tapu kadastrodan bu da öyle gangıster oldu işte.
öldürülmesinin ardından küçük bir barakada gazeticilere ve halka sergilenen naaşının görüntüleri tüm dünyaya dağıtılmıştır. cıa onaylı bu hareket beklenenin aksine onun devrimci karizmasına karizma katmıştır.
küba ile özdeşleşmiş devrimci kişilik. hayatını anlatan kitabını okumuştum che'nin. gerçekten büyük bir insan hatta ilah kabul edenleri bile var ama hikayesinde tutarsız bulduğum çok fazla hareketi var. sağduyu denilen şeyden nasibini hiç mi hiç almamış, duracağı yeri bilmeyen biri. kübada yaptığı devrimden sonra hala hayal peşinde koşması, sonu gelmeyen maceralara atılması ki bunları kübada devrim olmuş ve kurulması gereken bir düzen varken yapıyor işte bu büyük bir paradoks. aklıselimlikten uzak bu hareketi sebebiyle bolivyada da arkasından vuruluyor ve yaptığı hamaset ne yazık ki ne bolivyaya, ne kübaya ne de diğer afrika ülkelerine bir yarar sağlıyor. ve sonundada haketmediği bir ölümle yaşama veda ediyor. che 39 sene yaşamış bir lider. 25 yaşında tıp öğrenimini bitirdikten sonra devrimci hareketine başladığını düşünürsek; 14 senede dünyayı değiştirme gayesiyle dünya çapında iz bırakmak. daha ne söylenebilir ki. yaptığı işi seven sevmeyen herkes saygı duymalı.
"dünyanın neresinde bir haksızlık görürsen acıyı hisset ve tepki göster" der che. tüm yandaşlarıda bu görüşü savunur üzerlerinde che tişörtleri!, yüzükleri!, kolyeleri! ile. gerçekten çok yazık!!! kapitalizme karşı savaşan bu kişiler, che'nin görüşlerini kapitalizmin ürettiği şeylerle savunuyor. yine büyük bir paradoks. savaştığı şeylerin sermayesi olmuş devrimci che. ne kadar yazık!
valla adam karizmatik olduğundan mı nedir sevsin sevmesin yada tanısın tanımasın herkesin üzerinde ki tişörtte resmi var. gerçi üzerine sürekli bu tişörtü giyen bir çocuğa sordum birgün ''bu resimde ki kim?'' diye. aldığım cevap ise ''bilmiyorum'' oldu.
en son izmir'de bir semt pazarında limoncunun üzerine görmüştüm.
bu aynı, başına eşarbı geçirip manasından yoksun kalan ruhsuz başörtülü (yoksa türbanlı! mı demeliydim) kızlara benziyor.
meşhur portre si telif hakkı olmadığı için en çok çoğaltılan fotoğraftır. kendisine gelince, her şeyiyle kendisini vatanına ve milletine adamış, tıp eğitimi görmesine rağmen ilk yardım çantasını değil, mermi tablasını seçmiş çok çalışkan abimizdir. haaaa, yaptığı en büyük hata, fedakarlığın insanlara zorla yaptırılabileciğini düşünmüş olmasıdır. tabi öle değil...
dünyada en çok sevilen liderler sırasında birinci sırada gelen devrimci, hatta atatürk ile ilgili olan konuşmasında aynı hedefler doğrultusunda gittiklerini onun yani atatürkün ülkesini kendisinin dünyayı emperyalizmden kurtarmaya çalıştığını söyler, ve atatürkün nutkundan ilham aldığı nutku yanında taşındığıda bilinmektedir.
nutuk okuyordu diyerek inanılmaz taşak geçilen abimiz. tabi bu " çantasında nutuk taşıma " olayı beni derin bunalımlara sevk etmiyor degil. camı çerçeveyi indiresim geliyor bazen. ana avrat küfretseler bu kadar koymaz.
komünist falan ama çok yakışıklı adam ya... zaten milletin bunun resminin olduğu tişörtleri giymesi, rozetlerini taşıyıp posterlerini asmaları falan da yakışıklı olduğu için. hiç stalin resimli bir tişört giyen kız görmedim ben daha. zaten çok da itici olurdu. neyse işte, o şapkalı ağlak suratlı bir resmi var ya, çok güzel o.
bugün dogmuş yaşasa kutlamaya giderdik. hey gidi koca reyis t-shirtünün yapılacagını atatürk diye bir liderin yazmış oldugu nutuk kitabını okudugu yalanının ortaya atılacagını bilseydi doktorlugu bırakıp aç ve susuz yoksullar için yola düşer miydi?
bu simgeselleşmeye; azminden , idealistliğinden çok ölümünün muktedir olduğunu düşündüren kişidir. bardaklarda, t-shirtlerde fotoğrafları baskılanıp satılmaktadır, kapitalizm' bundan dahi kar sağlamıştır. mezarında kemikleri sızlayan insandır.
Türkiye'de her ne hikmetse emperyalistlerin kucağına oturmuşların sahip çıktığı, bunun yüzünden de birçok gerçek anti-emperyalistin uzun yıllar uzak kaldığı adam olmuştur. Bugün düşünüyorum da kendine "sol" örgütlenme diyen grupların hemen hemen hepsi emperyalist uşağı veya kendileri farkına varmasalar da kuklası, hem de soğuk savaş bitimiyle hepsi amerika kuklaları. vakti zamanında görünüşte kuba devrimini destekleyen Sovyetlere ve Çin'e resti çeken Che'yle yurdum emperyalist uşakları arasında dağlar kadar fark var. yaşasaydı, Küba'da siyasete devam etseydi eminim bizim emperyalist uşakları tarafından, en büyük komunist düşmanı vs ilan edilirdi Rusyaya ve Çin'e karşı onurlu duruşundan ötürü.
Keşke, yanlış, kukla ellerle ülkeme girmeseydi duruşu da ülkemde daha çok sevilseydi diyorum. Ama insanlara bilinç aşılayıp iyi kötü uyanmalarını sağlayacak kişilerin düşünceleri eninde sonunda ülkeye ulaşacağı için ilk ulaştıranların Emperyalistlerin kuklaları olmaları böylece, bu görüşlerin tam tersi yönde kullanılmak istenmesi anormal değil, sağlam bir toplum mühendisliğidir, düşmanları takdir etmek lazım.
Neyse ziyanı yok,güneş balçıkla sıvanmaz. ayrıca Allah Prezidente Chavez'i tez zamanda sağlığına kavuştursun da dünya çapında Mustafa Kemal'in tutuşturduğu ve gerçek manada sadece mustafa kemal'in galip geldiği anti-emperyalist savaş'ın malesef ki son temsilcisi Chavez umut ışığı olarak kalsın.