.... işgal ettikleri her yeri türk nüfusundan temizlemek gayesi güden ermeni askerlerinin yanında, ermeni şairleri de halkını coşturacak şiirler yazıyor, ve bunlar ermeni halkı tarafından her yerde söyleniyordu...
hıristiyanlıktan önceki destanlarla ilahilerin 301'den sonra yok edildiği bilinir, bunlardan bazı parçalar toplanmış "ermeni tarihi" başlıklı kitaba alınmışltır, bu parçalardan biri, savaş tanrısı vahak'ın doğuşunu anlatır...
tuhaf bir şekilde oğuz kağan destanını andırır, mısra başlarındaki kafiyeler eski türk şiirinde de zamanzaman kullanılan bir şiir tekniğidir,türkçeyle temel benzerlikleri de ilginçtir, heriki dilde isimlerin 6 hali var eril-dişil cinsleri yok, her iki dilde kiplerin sayısı 9...
neden acaba??? *
ermeniler ilişki kurdukları yabancı ırklara kendilerini sevdirememişlerdir, museviler rusya ve polonya'da nasıl sevimsizse, ermeniler de komşuları arasında aynen öyledir...
ermenilerin tarihine bakildiginde devamli suretle baska ulkelere yamanmis olarak yasadiklarini gorururuz. ermeniler bulunduklari ulkenin tum ticaret ve zanaat kanallarini ele gecirip ulkenin kapitalini kontrol altinda tutmakta ustadirlar.
osmanli imparatorlugu denilen ne oldugu belirsiz ve karisik irklardan olusan imparatorlukta cok fazla guclenmisler ve neredeyse devlet yonetimini ele gecirmislerdir. 1910'larda turk irkina karsi giristikleri soykirim harekati ustaca bertaraf edilen bu irkin hala turkiye cumhuriyeti topraklarinda gozu vardir.
bir ermeni ile bir turk ile oldugu kadar yakin olmaniz mumkun degildir. irklar buna izin vermez. lakin mantikli, soykirim masalina inanmayan ve sizin ustunlugunuzu kabul eden biri ile gorusmekte ve cay icmekte sakinca yoktur.
ulusçuluk duygularını aşılamakta en önemli etken, amerikan msiyoner örgütlerinin özellikle ermenilerin kalabalık oldukları yerlerde açtıkları misyoner okullarıydı... hedef olarak özellikle ermenileri seçmeleri, ermeni okullarının rumlarınkine göre daha az gelişmiş olması ve ermenilerin protestan olmaya daha yatkın olmalarına bağlanabilir... müdahale için vesile olabilecek, ticaret ya da siyaset işlerinde kullanılabilecek, ingilizce bilen bir protestan azınlığın varlığı ingiltere'nin işine geliyordu...
sarkis'ler, haçik'ler ve dikran'lar.hepimiz bu vatanın birer bireyleriyiz. ne diyordu nazım hikmet; "yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür.ve bir orman gibi kardeşcesine."
bütün dünyada yazarı bilinen ilk alfabeye sahip olan ve hıristiyanlığı kabul eden ilk millet. buralarda ne kadar eskiden beri var olduklarını buyrun siz düşünün.
türklerden hazedenleri de olan millettir. hazetmeselerdi bugün 70.000 kadar ermeni burada her türlü pisliğe ve faşistliğe rağmen yaşamazdı, çeker giderdi. ki bu insanların 1915 gibi hesabı verilemeyen bir haksızlık yaşadığını, varlık vergisi gibi komik ve aslında acı bir uygulamayla karşılaştıklarını, 6-7 eylül gibi unutamayacakları korkunç bir olay yaşadıklarını, asala türk diplomatlarını katlederken burada başları eğik gezdiklerini, apo için "ermeni dölü" diyen insandan bozma hayvan bakanların sözlerini sineye çektiklerini, bugün halen daha okulları ve kiliseleri sayısız tehdit alırken çocuklarını korkarak da olsa o okullara gönderdiklerini ve dini vecibelerini yerine getirmek için o kiliselere gittiklerini, ve tüm bunların getirdiği ağır bir psikolojiyle yaşadıklarını unutmamak gerekir. hiçbir suçları, günahları yok. sadece burada yaşadıkları için suçlu sayılıyorlar, ama farkında olmayanlara inat gitmiyorlar, gidemiyorlar, kopamıyorlar memleketlerinden. halen daha umutlu ve inançlılar...
türkler ve gürcülerden zerre hazzetmeyen millet. eskiden beri rusların kadim kankası bu aralar kürtlerin can yoldaşıdır. rusların kurduğu zkindirik bir radyoaktif santralleri vardır i.nenin evlatları atığını aras nehrine dökerler, nehrin bizim tarafındaki güzelim ığdır ovasının içine zıçılır.
sizler yorulmayın efendim ben özetleyeyim, duya duya ezberledim zaten: "hain", "dış mihrakların piyonu", "aslen türk", "şerefsiz", "türk'e kefen biçen soysuz", "tarihi olmayan, ne olduğu belli olmayan zat", ve bilimum kötü şey.
ve hrant dink. hani vurulmuştu arkasından, vuran "vurdum ermeni'yi demişti". öyle işte.
hem fizik hem genetik olarak türklere cok benzeyen halka verilen isim. genetik biliminde türk kabul ediliyorlar. asagidaki listeye bir göz atildiginda benzerlik baya ortaya cikacaktir.
yüzyıllardır islam haritasının ortasında ısrarla dinlerini terketmeyen* insanların her birisi. şu aralar türklere düşman olmakla meşgüller. ülkelerinde yaşayanları ve yaşamayanları olarak ikiye ayrılırlar. ilk grup acınası bir durumdadır.
osmanlı döneminde mimari, sanat ve zanaat alanlarında lokomotif olmuş bir millettir. anadolu kültürüne etkisi tartışılmaz. yüzlerce yıldır birlikte yaşadıkları türklere hem kültürel hem fiziksel olarak benzemektedirler. varolduğu topraklarda bağımsız yaşamasına izin verilmediği için anadoludan sürüler buna rağmen ısrarla içimizde yaşamaya devam eden millettir. anadolu onların da toprağıdır tıpkı lazın tıpkı rumun tıpkı süryaninin tıpkı türkün olduğu gibi.
bu toprakta kalabilmek için varlık vergisi vermiş dükkanları yağmalanmasına karşı gitmemiş ve hala türkiyeye dair umut besleyen ufak bir azınlık aramızda yaşıyor.. diaspora ise türkiye ermenilerinin aksine anadoluya ve türklere kin besleyen ve intikam ateşiyle yanıp tutuşanlardan oluşuyor.
çirkef millet olarak nitelendirilen, ama madem çirkeftiler nasıl osmanlı'nın yüzyıllar boyunca sadık teba sı oldular diye sorulması gereken, 19.yy da şerefsiz emperyalist devletlerin gazı ile isyan eden ama hatalarının bedelini acı birşekilde ödeyen,bir sürgün gören, bu sürgün sırasında kurmuş oldukları çeteler vasıtası ile osmanlı ordusu ile çarpışan ve bu çetelerin günahını masum evlatlarını osmanlı topraklarına döke döke suriye,lübnan taraflarına göçederek çeken,her millette olduğu gibi içlerinde iyi ve kötülerini barındıran,her millette olduğu gibi hainleri şerefsizleri olduğu kadar kalender, adam gibi adam kişileri de içinde barındıran,hayatında hiç bir ermeni arkadaşı olmayan cahil kişilerce saçma salak bir şekilde eleştirilen, sözlükte yazar olarak tanıdıklarım içinde öz ablamdan ayırmayacağım kadar sevdiklerimin * olduğu, bu kişileri 80 tane türk arkadaşıma değişmeyeceğim gerçeğini bana her zaman hatırlatan, kabataş lisesi'nde 3 yıl boyunca bir mensubunun sıra arkadaşım olduğunu unutmadığım,aynı arkadaşımla beraber ağlayıp beraber güldüğümüz,aynı ekmeği paylaştığımı, hatta adamı zorla türkiye gazetesi abonesi yaptığımı bile bana hatırlatan, bana tüm milletlerin insanlardan oluştuğu gerçeğinin her daim akıldan çıkarmama dersini vermiş olan insanlar gurubu. evet,insanlar...çamur insan topluluğu değil... eğer öyle düşünüyorsanız ülkemizde yaşayan 50-60 binini de sürelim bu topraklardan gitsinler. peki,sonra dolmabahçe sarayı na hangi yüzle gireceğiz? ortaköy camiinde nasıl namaz kılacağız? nasıl istavrit dolması, topik, midye plaki yiyeceğiz? yazık lan bize...