yerli müzik dinlemem diyenlere acıma sebebimdir. zeynebim ile ağlatır, pencereden kar geliyor ile de ağlatır. her türlü, insana kendi yalnızlığını hatırlatıp hüzünlendirir.
ülkemizde yetişen en önemli müzisyenlerden biridir. belki de en iyisidir.
perdesiz gitar kavramını müzik literatürüne kazandırmıştır.
türk halk müziği ezgilerini klasik ve perdeli gitar ile çalamadığını, çünkü o müziğin seslerini bir türlü klasik gitarda istediği gibi dışarıya aksettiremediğini söyler. bunun da kendisinde perdesiz gitar fikrini oluşturduğundan bahseder.
çok farklı müzik gruplarına albümlerinde katkı vermiş, bir nevi eğitici gibi onları yetiştirmiştir.
sesinde, müziğinde mistik bir tad var. çoğu eserinden sabah ezanı tadı alıyorum üstadın. böyle arpacık kumrusu gibi bakına bakına dinliyorum parçayı. yüksek devirde motoru zorlarken 2 vites yükselttikten sonraki hal gibi, boşalmışlık hissi gibi bir durumu var bende. diskoda serder ortaç çalarken birden kesip çalmaya başlasalar "lan nooluyoruz amk" demem, çöker bir köşeye dinlerim. bağzı şeyler insanı yüksek devirde sürüyor malesef. kıymetlidir.
hakkında ne yazsam az. sanatçıdır, filozoftur. müziği kadar hayata bakış açısı da insanı başka bir dünyaya götürür. üç farklı konserine üç farklı ilde gittiyseniz eğer, mutlaka kişilik analizini yapmışsınızdır. bunlar dışında son iki konserinde, aralarında yaklaşık 4 aylık bir zaman dilimi olan konserlerin ikisinde de sesini pek kullanamaması, sürekli öksürmesi benim gözlerimi doldurmuştur konserlerinde. bu ülkenin hiçbir manada kaybetmemesi gerektiğini düşündüğüm insandır erkan oğur. umarım ciddi bir şeyi yoktur ve iyileşir, daha fazla kötüye gitmez.
konuşma sesi bu kadar kalınken, söylediği türkülerde o tiz sesi nasıl çıkarabilir bir insan diye düşündürür. bir enstruman gibidir erkan oğur'un sesi. herkesten farklı, bütün enstrumanlardan farklı bir ses, farklı bir enstrumandır.
ismail hakkı abimize gelince, hayatımda bu kadar gür ve net bir ses duymadım. hayatımda bu kadar mütevazı bir insan görmedim. konserlerinde 190 cm boyuyla sahneye çıkarken, sürekli yere doğru bakar, gülerken yüzünü onu izleyenlerin tersine doğru çevirir. ayrıca rize'li olduğundan çay toplamaya gidermiş ara sıra.
ruhi su'ya benzetirim sesini. sığacık kalesi-izmir'deki konserinde kaleyi, sesiyle yerle bir etmiştir. tüyleri diken diken yapmıştır.
ikisini bir olarak ele alalım şimdi de. bas ve tiz sesin bir araya gelince bu kadar güzel, bu kadar naif bir şey çıkacağı kimin aklına gelirdi? anlattıklarına göre evde, kendileri besteliyormuş eserleri.
konserlerinde ses kalitesini bir türlü ayarlayamadıklarını farkettim yetkililerin. bası açarlar, ismail hakkı söyler sadece. bası azaltırlar, erkan oğur'un sesi gelir sadece. bu dengeyi ayarlayabilseler ne kadar güzel olur öyle değil mi?
şimdi de erkan oğur'un konserlerinden erkan oğur'un söylediği, aklımda kalan birkaç sözü sizlerle paylaşmak isterim.
"eski şiirler, deyişler samimidir. eski müziklerde, günümüzün kötülüklerini bulamazsınız."
"benim müziklerimde eğlence beklemeyin. gayet de sıkıcı adamlarızdır biz. sıkılacak olanlar şimdiden çıkabiliriler, benim önerim bu." *
"Bir karıncanın, bir başka karıncaya yalan söylediğini düşünmüyorum. insanın yalan söyleyebiliyor olması çok kötü bir şey. insan o kadar da iyi bir canlı değil demek ki. Karınca daha iyi."
"eğlenceli müzik yapamıyorum. ne zaman müzik yapsam, insan olmanın hüznü doğuveriyor içime."
bir kış gecesinde, heryer bembeyaz hayatımda hiç karlı memlekette yaşamamış beni moralsiz bir anımda zırıl zırıl ağlatan pencereden kar geliyor'u seslendiren, sesi kadın sesiyle karıştırılabilen sanatçı. Aman annem gurbet bana zor geliyor.