hastalık falan olarak kabul edemediğim, doğrudan karaktersizlik olarak adlandırdığım eylem. konu ile bağlantılı olarak; (bkz: babam öldüğünde ağlamadım) (bkz: v.c andrews)
çok ahlaklı müslümanlar bundan nefret ederler.
ne enteresandır ki onların hz ademleri kızlarıyla, hz havvaları da oğullarıyla birleşip ensestin dibine vurmuşlardır.
herkes nefret edebilir bundan ama müslümanlar, hıristiyanlar ve museviler edemez. hakları yok, çünkü inançlarına göre böyle türediler ve pek sevdikleri peygamberleri kızıyla ilişkiye girdi.
ayrıca islam'ın büyük bir çelişkisidir. kutsal kitabında ensest ilişkiye lanetler yağdırıp buna teşebbüs edenleri sonsuz ateşle tehdit ederken yarattığı ilk insanı, ilk peygamberi ve dolayısıyla insanlığı iğrenç bir ensest ağına dolamıştır.
freudizm sayesinde doğal hale getirilmeye çalışılan sapıklık... isviçre gibi ülkelerde uzun yıllardır baba-kız, anne-oğul evliliği yasallaşsın diye parlamento nezdinde mücadele veren gruplar var...
türkiye'de yaygın falan değildir. birkaç sapıklık olur, bombası patlar. batı'da tam da bu aralar patlamıştır. bir örnek: (bkz: attenberg)
insanın ateşlerde yansın, başına balyozla defalarca vurulsun, ölsün yani, bitsin, tükensin ama ensest, tecavüz, taciz ve buna benzer durumlar yaşamazsın yaşamaya mahkum edilmesin.
insanlık tarihinin buğüne kadar ki tutumları, kronolojik ve sosyolojik açıdan irdelendiğinde: günümüz postmodern toplumunun "dışladığı" ölçekte, uzak durulan bir olgu değildir. freud'un bahsini ettiği polinezya ve diğer primitif düzendeki toplumlarda kabul görmüşlüğü söz konusudur. bizim ilkel yaftasını yüklediğimiz toplumlar, bu duruma modernite kavramıyla harmanlanmış insandan daha "olumlu" bakıyordu. bunda şüphesiz; ilkel beşerin, değer normu veya tabu denen kavramları, el üstünde tutmayışı; amian deyiş ile; "kimin elinin kimin cebinde olduğunun belli olmadığı" minvaldeki deneyimlere ses çıkarmamasıdır. bu bağlamda; olayı başarılı süzümlemişlerdir. zira; insan tabiatı gereği; ailevi yakınlığı olsa dahi; kadın veya erkeğe cinsel tandans besleyebilir. bu onun en tabi arzularındadır. ancak bahsini ettiğimiz üzre; geçirilen dönem ve başat statüdeki yöneticilerin bireysel yargıları nihayeti ile, bulunduğuuz çağa kadar, gözden sakınılan bir abajur misali varlığını korumuştur. bununla birlikte; kısa vadede olmasa da; uzun vadede insanoğlu'nun bu hususu şimdikinden farklı ve geniş bir perspektifte ele alacağından; geçmiş yasaklar ve doğmaların bu yılda devrilmiş olmasından yola çıkarak, varsayımlayabiliriz.