koltuğun ayağı. hele bir de ayağınızın serçe parmağınızı çarpmışsanız herkül olup koltuğu balkondan atasınız, kartal tibet gibi yumruğunuzu kemiresiniz gelir. iğrenç bir histir. aman önünüze bakarak yürüyün,acele etmeyin. evin içinde at koşturmuyor efendim.*
bulaşık makinasıdır efendim benim için. mis gibi yemeğinizi yemişsiniz, o tatlı ağırlıkta çökmüş üstünüze. adımınızı atıyorsunuz içeri, mutfak tertemiz. "kirli tabakları makinaya koyayım da ortalık kirlenmesin, birikmesin bulaşıklar" diye saf ve temiz duygularla açarsınız kapağını. holy shit* o makina yine temiz tabaklar ve bardaklarla doludur. "şimdi kim boşaltıcak bu xxx* makinasını" diye söylenirsiniz. tabaklarda lavaboda kalır öylece.