acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
Neden hiç ağlamadığını anladım..
Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım..
Bir insanı herhangi biri kırabilir,ama bir tek en çok sevdiği, acıtabilirmiş,
Çok acıttığında anladım..
Fakat,hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım..
Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana yarabbi
taşınacak suyu göster,
kırılacak odunu
kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde
bileyim hangi suyun sakasıyım ya rabbelalemin
tütmesi gereken ocak
nerde?
ismet özel
Saçim 3 numara istesem de bozamiyorum
Düzenin kendisine bozuluyorum
Naber ? Sadece yasamaya devam ediyorum
Bayadir ayni yere bakiyorum oglum
Duvar manzarali pencerede hayal kuruyorum.
Şimdi biz neyiz biliyor musun?
Akıp giden zamana göz kırpan yorgun yıldızlar gibiyiz.
Birbirine uzanamayan
Boşlukta iki yalnız yıldız gibi
Acı çekiyor ve kendimize gömülüyoruz
Bir zaman sonra batık bir aşktan geriye kalan iki enkaz olacağız yalnızca
Kendi denizlerimizde sessiz sedasız boğulacağız
Ne kalacak bizden?
bir mektup, bir kart, birkaç satır ve benim su kırık dökük şiirim
Sessizce alacak yerini nesnelerin dünyasında
bunca entry girilmesine rağmen,nasıl olur da hala başlıktaki sıkıntı dile getirilmemiş olur dediğim konudur.
en çok etkilenen değil etkilenilen olacak o sözde şiir aşığı arkadaşım.daha 2 kelime yan yana getiremeden şair kesiliyorsunuz başımıza.
''bilerek mi yanına almadın giderken, başının yastıkta bıraktığı çukuru.
güveniyordum oysa ben sevgimize, vapur iskelesi ya da tren istasyonundaki saatin doğruluğu kadar.
beni senin gibi birde annem terk etmişti, ki göbeğimde durur, onun yokluğundan bana kalan çukur.''
Sunay Akın .