ahmet altan'ın baş karakterinin içindeki aşkı farketmesi için aşık olduğu adamı aldatmasını yazdığı kitaptır, güzeldir.
ayrıca "en uzun gece" başlığını okuyunca bir dize geldi aklıma;
"...bundan böyle takvimlerdeki en uzun gece 21 aralık deği, senin bana gelmediğin gecedir..." *
hayatında herkesten ve herşeyden fazla sevdiği erkekten kaçarak güneydoğu'nun dağlarında uluslararası bi araştırma grubuna katılan bir kadın.
bir daha hiç kimseyi o kadını sevdiği gibi sevemeyeceğini bilmesine rağmen ruhundaki zaafları saklamak için yaptığı vahşice hatalarla karşısındakini yaralayan bir adam.
gerçek aşkın korkunç ağırlığını taşıyamayarak bir köprü gibi çöküp iki kıyısında iki insanı çaresiz bırakan bir ilişli.
affetmelerine izin vermediği için kendi hafızalarından bile nefret etmelerine rağmen affetmeyi beceremeyen insanların içine hapsoldukları bir yalnızlık.
iki insanın bütün zekalarını kullanarak öldürmek için uğraştıkları ve her yediği darbeyle biraz daha hastalanarak güçlenen bir tutku.
kutsal mezopotamya ovasının eteklerinde yükselen dağlarda süren tehditkar bir hayat.
bu iki insanın yaşadıklarını izleyen herkesin sorduğu bir soru:
"hayatım boyunca beni böyle seven biri oldu mu?"
ahmet altan'ın, güneydoğu'ya giden ve uluslararası bir araştırma grubuna (töre cinayetlerini araştıran bir grup) katılan yelda ve istanbul'da onu bekleyen selim'in hikayesini, birbirlerine duydukları, kurtulmak istedikleri ama vazgeçemedikleri gerçek, çaresiz ve yapayalnız aşkı anlatan kitabının adıdır.