turkcell süper lig'in bi sike benzememesini yegane sebebi. türk futbolunu nasıl katledilebilir sorusunun vücut bulmuş cevabıdır.
bu yaratığın saha içerisinde rakip takım oyuncularına yaptığını bu güne değin ne johnson, ne alpay ne de bir başkası yapamamıştır. bildiğin kasap futbolcudur kendisi. çirkefliğin* bulunduğumuz asırdaki nacizane temsilcilerinin şimdilik sonuncusudur. takımıma* verdiği bir zarar olmadı henüz kendisinin. lakin bu, kendisinin ligin ırzına geçtiği gerçeğini değiştirmez.
fenerbahçe şampiyon olacaktır. konumları itibariyle hakkıdır. tebrik ederiz kendilerini lakin;
böyle karakter yoksunu* bir futbolcuyu ve yaptıklarını göğsünü gere gere sahiplenebiliyor ve bundan dolayı hiç yüzleri kızarmıyorsa kendileri için yegane söyleyebileceğim;
gidin avrupa'ya önümüzdeki yıl. elin ecnebisi futbol kuralları içinde(!) takımınızı kılıçtan geçirsin, alex'inizin ayağını eline, volkan'ın başını topuklarına indirsin de anlayın neye isyan ettiğimizi.
amına koyim bu adamın oynadığı ligin kalitesinin hemi. emre belözoğlu türkiye'de lisanslı futbolcuysa ben de astronotum.*
ligde son 11 maçta sadece iki sarı kart görmüş olan futbolcudur. hiç itiraz etmemiş(!), faul yapmamış(!), tertemiz futbolunu(!) oynamış. neyine laf atıyorlar hiç anlamıyorum.
baktıkça acıdığım futbolcu, türk futbolunun prensliğinden herkesin nefret ettiği çirkef bir adama dönüşmüşmesinde şüphesiz en büyük pay yaptığı yanlış tercihler ve yaşadığı sakatlığı.
Hayatındaki en büyük yanlışı galatasaray'dan inter'e gitmesi oldu. Hani diyoruz ya arda için şimdi gitmen lazım gitmezsen yok olursun diye işte emre'de gitmemesi gerektiği zaman gitti. Bunun en büyük sebebi ise ister kabul edilsin, ister edilmesin para tutkusudur. Daha 11 yaşında galatasaray'ın alt yapısına alındığı zaman bile "zeytinburnu'ndan florya'ya gitmekte zorlanıyorum, yol boyunca çok yoruluyorum. inşallah bunu bir çare bulunur" demesi bile insana hayret vermekte. işte bu para kazanma tutkusu emre'yi bitiren tek sebep oldu.
18 yaşında iken kendisini yetiştiren klübe imza atmak için verilen rakamın, 1 milyon dolar fazlasını almak için pazarlığa tutuşması, hemen arkasından kimseye haber vermeden inter'e imza atarak kaçması kendisi için yeni başlamış olan yükselme döneminin sonu oldu. Burada yedek klübesinde çürütüldükten sonra alman ligi gibi yeniden doğması için elverişli olan bir lig yerine ingiliz ligini tercih etmesi ise emre'nin sonunun başlangıcı oldu.
Newcastle'da uğradığı ırkçılık suçlamasının ardından sakatlığınında verdiği dezavantaj ile eskisinden daha hızlı olamaması, ağır kalması, teknik özelliklerinini düşmesi emre'yi giderek çirkefleştirmeye yöneltti. Aslında daha leeds maçında içindeki bu çirkefliği dışa vurmuştu ama fatih terim'den yediği tokat aklını başına getirmişti geçici olarak. Fakat artık genç emre değildi, avrupa macerası onun için bitmişti. kendi futbol yaşantısının bitmemesi için artık geriye dönmek zorunda kaldı. işte burada yine hayatının en büyük hatasını yaptı, kendisini bitirme noktasına getiren paranın son kez cazibesine kapıldı ve fenerbahçe'ye imza attı.
Kendisi de çok iyi biliyor ki, emre bundan 10-15 yıl sonra iki klüp tarafındanda tam manasıla sahiplenilemeyecek. Tıpkı tanju çolak'ın, mehmet oğuz'un, tümer metin'in başına geldiği gibi. Bunun için imza atar atmaz, eski taraftarını tahrik etme pahasına bir kumar oynayarak "ben galatasaray'da oynarken de fenerbahçe'liyim" dedi. Bu açıklamanın akabinde söylediği "galatasaray'a gol atmak en büyük hedefim" sözü ile kendisine havaalanında tepki gösteren bir galatasaraylı taraftara yönelik "eskiden oynadığım bir takımın taraftarı" açıklaması ile galatasaray'ın ağzını adına almaması her şeye tuz biber ekti.
Artık o fenerbahçe'de oynayan herkesin hatta bazı zamanlar kendi taraftarının bile nefret ettiği emre oldu. Ama emre çok iyi biliyor ki fenerbahçe'de galatasaray'ı yendiğin sürece sevilirsin. Fenerbahçe forması ile alacağı ilk galatasaray mağlubiyetinden sonra emre'nin uğradığı ithamları başka bir başlık altında tartışmak dileğiyle.
"sana kırmızı çok yaşıyor" denilesi taraftar grubuna sahip bir takımı satıp rakip takım olan fenerbahçe'ye gelip top koşturan - güzel de koşturan - futbolcudur.
iyi futbolculuğunu, karektersizliğini, agresifliğini felan geçtim, ben adamdaki özgüvene hastayım...
bu nasıl bir özgüvendir ki kardeşim, o çük kadar boyuyla herkese gider yapıyor, kafa kesme hareketi felan yapıyor..
hiç mi düşünmüyor nouma gibi birine denk gelirim diye..
emre mahallede başlamış top oynamaya, sırasıyla Zeytinburnuspor-Galatasaray-inter-Newcastle takımlarında top koşturmuştur.Orta saha mevkiinde görev yapmaktadır.kendisiyle ne şanstır ki 3 kere karşılaşmışızdır.Akmerkez de,istinyePark ta ve arka mahalle(Cenaze namazına gelmişti)çok mütavazi bir insan.
arkası varmış gibi herkese hatta hakeme bile dayılanan, saha'da resmen mutasyon geçiren (sinirlendiği zaman ki hereşeye sinirlenir en çok kollanan futbolcu olmasına rağmen), hakemlwer tarafından inanılmaz derecede kollanan çok çirkef bir futbolcudur.
galatasaray daki koca 4 senelik kariyerini ligde 0( yazıyla sıfır)kırmızı kartla tamamladıklarını unutanların, kartlarının çetelesini tuttukları futbolcu.
ne ilginçtir ki, ligdeki ilk kırmızı kartını fener formasıyla görmek nasip olmuştur kendisine, belki de dönemin galatasaray ını düşünürsek, emre nin yaptıkları pek dikkat çekmiyor da olabilir, hagi, bülent, hasan şaş, arif, vedat ve bilumum karakter abidelerinin arasında.
gerçi kart, kişilik falan hikaye, emre fener formasını böyle terletmeye devam ettiği sürece, attığı imzanın yarattığı kuyruk acısına daha çok şahit olucaz.
işin daha da ilginci; emre üzerinden kişilik dersi vermeye kalkanların takım kaptanlığı verdikleri adam arda turan, ilginç di mi?
ne yaparsa yapsın beğenilmeyecek, bok atılacak futbolcudur. sebebi fenerbahçe'de forma giymesidir. servet çetin başlığına bakarsanız, fenerbahçe'de oynadığı dönemlerde neler yazılmış, galatasaray'da oynadığı dönemlerde neler yazılmış çok iyi anlarsınız. fenerbahçe'de iken çirkef, kazma, fason...vs, galatasaray'da iken aslan, kaplan, yaralı ceylan...vs.
ne ben sizlerin fikirlerini değiştirebilirim ne bir başkası. ama hırçın bir futbolcunun futbol tarzını eleştirirken çirkef, bok, püsür denmemesi gerekir. hırsını kontrol edemiyor denilebilir ama bak buna izin veriyorum siz canım yazar arkadaşlarım için.
fatih terim'in yetiştirdiği yeteneklerden bir tanesi, kişiliğini de fatih terim'e borçlu. ama kendisi imparator, yetiştirdikleri adamlar fenerbahçe'ye gelince bozuldular hep. öyle de bir huyları var.
tüh benim dillerime, acı biberlere gidesi ağzım, nasıl da pis laflar ediyor.
16 mayıs 2010 fenerbahçe trabzonspor maçı sonunda şampiyon olduklarını sanıp sevinirken, gerçeği öğrenince bayılmış insan müsveddesi. herhangi bi fotoğraf, video ne olursa bulana 1 milyon dolar vermeyi deneyeceğim. o derece.