diyarbakırlılar, bingöllüler, tuncelililer ve hatrı sayılır miktarda ki suriyeliler tarafında işgal edilmekte olan canım memleketim.
eskiler bilir bir adam elazığlıyım dendi mi ondan asla referans sorulmazmış. elazığlıyım dediğiniz anda kimse size başka hiçbir şey sormadan emanet edilmesi en kritik görev ya da emanet neyse sorgusuz sualsiz size verilir. bu büyük bir sorumluluktur. atalarımızın dedelerimizin adamlıklarıyla ün saldıkları bir emaneti sırtlanmanın ağırlığının farkında olmaktır gakgoş olmak.
fakat ilk satırda saydığım kesimlerin şehrin kültürel dokusuna yaptığı onarılamaz sebeplerden ötürü birçok yabancı elazığa geldiklerinde yanlış izlenimler edinebiliyorlar.
ayrıca elazığ insanı okumayı seven bir millettir yerlileri hep okuyup büyük şehirlere gittikleri için malesef artık elazığ'da yerli elazığlı bulmak samanlıkta iğne aramak gibi bir şey.
bu sene herhalde çekmediği dert tasa ızdırap kalmayan memleketim. hepimizin malumu çok sarsıcı, korkunç bir deprem atlattık ve on binlerce insan evinden çıkmak zorunda kaldı, buz gibi havada sokaklarda yattı. fırsatçılık yapan kanı bozuk hemşehrilerinden yediği tokadı yine her zamanki gibi devleti, ordusu, jandarması ve büyük türk milleti sayesinde hafifletti. acılarını dindirmese de, rahata ermese de birazcık hüznü dağılıyorken bir de korona belası çıktı, insanlar işine gücüne gidemez oldu. deprem dolayısıyla sarsılan şehir ekonomisi bu virüs nedeniyle bir darbe daha yedi. hakikaten zor zamanlardan geçiyor memleketim ancak biliriz ki her gecenin bir sabahı vardır, değil mi?
saat 6.. sabah olmuş, gün doğmuştur elazığ'a... geçecek bu günler elbet... yine harput kalesinde şanlı bayrağımızın gölgesinde serinleyeceğiz, yine orciğimizi ışkınımızı yerken gürül gürül akan murat nehrini seyredeceğiz..
Dünyanın en güzel badem şekerinin yapıldığı şehir. Reklam olmasın diye firmanın ismini vermiyorum bilen biliyor zaten.
Ne zaman Elazığ’a gitsem herkes badem şekeri getirdin mi diye soruyor, sevdiklerim badem şekeri yerken yüzlerindeki mutluluğu görünce ben de mutlu oluyorum. iyi ki varsın Elazığ, iyi ki varsın badem şekeri!
Kürt nüfusu diğer doğu Anadolu illerine nazaran daha az olan doğu anadolu' nun en gelişmiş ilidir.
Doğu Anadolu' nun yukarı fırat bölümünde (Tunceli, Erzincan, Malatya, Elazığ) yer alır
Misal bir ağın leblebisi var, beyaz leblebi gibi sert, sarı leblebi gibi yumuşak değil, ikisinin arası gibi, ama değişik bir tadı var, hani normalde leblebi en dandik kuruyemiştir kimse yüzüne bakmaz ya, bu dehşet bişey.
Vişneli dondurma; ne varki işte vişneli dondurma deme, şimdiye kadar ben dondurma yemedim dersin. öyle bi zalım vişne tadı var.
Salçalı ekmek; aslında köfteli ekmek, ama tost, ama salçalı köfteden yapılmış tost. Anlatamadım ben işte ama bu da güzel, yenir.
Badem şekeri; dışı süt tadı içi kavruk bişey, bak ben çocukluğumdan beri nikah şekerlerinin içinden badem şekerlerini çalıp yerim, hatta Cemil cümle akrabamın nikah şekerlerini hazırlamak bahanesiyle hep şekerlerini yedim ve içlerinde badem şekeri olmadan vermek zorunda kaldılar, böyle bir tat görmedim. La Mardin’in badem şekeri filan hikaye, ben devlet olsam Mardin’deki pastanelere kayyum atarım lan böyle badem şekeri mi olur yapıyorsanız Elazığ’daki gibi yapın derim.
Ve finalde frambuazlı simit, beyle penbe penbe, bak ben 35 yaşında adamım, pastanede son frambuazlı simit kalsın, çok hoş bir kadın o simite talip olsun, hiç öyle buyurun hanfendi siz yiyin hıhı filan demem, saçlarını elime dolayıp yerlerde sürüklerim anahaber bültenlerine düşerim vahşi maganda diye feminiklerin hedefi olurum lan, bu frambuazlı simit kahvenin yanında bir gidiyor, abbauuu.