2013 yılının ağustos ayında 1.970 lira maaş almisim. O zaman bu parayla 1019 dolar alabiliyormusum.
2018 yılının ağustos ayında ise 3.106 lira maaş çekmişim. 611 dolar maaş alıyorum.
Evet tam 5 yılda maaşım 408 dolar düşmüş. TL karşılığı kaba hesapla 2 bin liranın üzerinde.
Haa biz herşeyi lirayla alıyoruz diyenler olacaktır ama bizim lirayla aldigimiz şeyler yurt dışından dolarla geliyor. Mesela ekmeğin buğdayı yerliyse makinesi yurt dışından geliyor.
Kısaca vatandasin cebindeki para hızlı bir şekilde eriyor. Artık bir ekonomik krizin pencesindeyiz. Hızlı ve yıkıcı bir şekilde geliyor bu sefer.
hayat standartları aslında düşmeye başlıyor ama insanlar bu durumdan ödün vermemeye çalışıyor. ekonomik sıkıntılar var buna kriz de diyebiliriz ama bi 2001 bi 1994 değil. dalgalanmalara, kur fiyatlarına bakılırsa ekonominin patlaması için daha da kötüye gitmesi lazım.
fabrikalar kapatmaya başlar.
ya da kredi faizleri yüksek diye insanlar ev alamamaya başlar böylelikle desteksiz köşedeki müteahhit batar. En fakirin cebine de dokunmaya başladı ekonomi ama bir şey olmadan böyle ilerlemeye devam eder.
bankalar eğer personellerini işten çıkarmaya başlarsa bu iş o zaman gümlemeye yakındır.
Vatandaşın maaşı değil, malı mülkü de eriyor. Evi için Geçen sene 400'e aldım şimdi 450 edıyor diyen tipler bile dolar bazında zarar hesabı yapmaya başladı. geçen sene 100 bin dolar edıyordu şimdi 75 bin dolar diye hesap yapabilince bir ışık yanacak beyinlerinde.
yıllardır olan krizdir. tl son yıllarda büyük bir hızla değer kaybediyor ve bunun sonucunda cebimizdeki maaşlar da eriyor ve hala bunun için önemli önlemler alamadık. aksine ithalat ile daha fazla batırmaya devam ediyoruz. yolun sonu kötüye gidiyor. şimdiden geçmiş olsun.
ekmek mi bulamıyorsunuz? sigaraya para ayırıyorsunuz.
domates, peynir, zeytin mi bulamıyorsunuz? buluyorsunuz ve alamıyor musunuz? mutfakta israf ettiklerinizi düşünün. tabağınızda bıraktıklarınızı düşünün.
-
devletin üzerine düşenler nelerdir?
devlet, ülkeye giren ithalat kalemlerini alt alta büyükten küçüğe doğru sıralayacak. daha sonra bu kalemleri yurt dışından almak yerine iç imkanlarla üretmek adına kurum kuracak. bu kurum işlerlik kazandığında kurumu 49 yıllığına denetimi de elinden bırakmayacağı şekilde özelleştirecek. dolar ile dışarıdan bir şeyler alma ihtiyacımız da hızla azalacak.
birilerine "şu işi yapın şu kadar destek bu işi yapın bu kadar destek" diye yalvaracağımıza, tekrar ve tekrar izlenebilir tek yöntem bu anlattığımdır. işte o kadar.
Once hotic,sonra keskinoglu ve tahincioglu iflas istedi. cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik krizinden bahsediliyor ama kriz var denmiyor. sürekli devülasyon ve merkez bankasının çaresizliği konuşuluyor.
bu ay tezgahlara ve marketlere yansıdı. faturalarda şişti. yakında seçimde var. hayır olsun.
Hotiç ve Yeşil Kundura'nın ardından Beta Ayakkabı da konkordato başvurusunda bulundu.
Yönetim Kurulu Başkanı Taner ikiışık: "TL'deki değer kaybı, nakit akışı sıkışıklığı, AVM'lerde kiralamaların döviz üzerinden yapılması gibi nedenlerle ödemelerde sıkıntı yaşamaya başladık"
hayatım boyunca hep merak ettiğim, 7 yıllık iş hayatımda da defalarca insanlara sorduğum ama her nedense günümüzde içinde bulunduğumuz ortamın geçmişten farklı olduğunu söyleyen onlarca insanı görünce hala merak ettiğim hede.
ama anladığım kadarıyla her şey güzelken ellerindeki mal / hizmet / taşınmaz / araç cart curt satışı yapan zenginler, fakirlere oyun alanı veriyorlar ve işler kötüye gidince aynı ürünleri fakirlerin elinden ucuza alarak bir süre ellerinde tutup kriz sonrası tekrar piyasaya pahalı fiyattan sürmesi durumu.
dünya üzerinde hep böyle olmuş, hepsini geçtim zengine giren çıkan yok, kriz hep fakire giriyor. o yüzdendir ki bence ekonomik kriz dediğimiz şey aslında yok. fakirlerin sürekli fakirleşmesi süreci hızlanıyor. sadece fark, döndü hızlı olmadığı için fakir zengin gibi harcayamıyor. tek fark.
uzun yıllar sürecektir. yatırım yok, üretim yok, gelişme yok, eğitim yok. her şey düzgün yapılsa dahi 15-20 yıl sürecek krizdir. gidenler boşuna gitmiyor ülkeden. kaçın çoluk çocuğunuzu bari kurtarın.
Avrupa ve Amerika' nın içinde bulunduğu olumsuz durum.
Euro ve dolar, türk lirası karşısında günden güne değer kaybediyor. Hükümetleri beceremediği için halk, ekonomi kurtulsun diye yastık altı türk liralarını bozduruyor.
insanların alım gücü yok. Çiftçiler, esnaflar kredi batağında. Şirket sahipleri intiharın eşiğinde.
Üretmeden tüketime yoğunlaşan ülkelerin hazin sonu bu tabi.
Kocaeli'de 1998 yılında kurulan ve 'iSO En Büyük 500 Şirket' listesinde Türkiye'nin 253. büyük firması olan Yıldız Sunta, üretimi bitirdi. 645 işçinin içerde kalan paralarını alamadan işsiz kaldığı belirtildi.