vakti zamanında tavuk ormanı tabir edilen küçük ormanlık alanda namaza duran bir grup öğrenci ve etraflarında şarabını içip sucuğunu yiyen diğer bir grubun tam da biz " aha şimdi elektriklenme olacak aralarında kesin " diye beklerken, kısa bir süre sonra beraberce güle oynaya futbol oynamaya başlamalarına şaşkınlıkla tanık olunan aşmış insanların şehri.
vakti zamanında trafik ekipleri tarafından yapılan rutin alkol kontrolü sırasında 100 küsur promil alkollü çıkan orta yaşlarda bir adamın arabasını bağlamaya çalışan komisere gayet efendi bir şekilde yasal sınır olan 50 promil seviyesinin edirne için çok az olduğu ve değiştirilmesi gerektiği yolundaki ikna çabalarına gülümsenerek şahit olunan şehir.
Üniversite'yi okuduğum güzel şehir. Unutamadığım anılarla dolu...Karaağaç yolu, eski ahşap binalar, adress bar müdavimleri, muhabbetin hiç eksilmediği sokak aralarındaki köhne meyhaneler, meriç nehri kenarında muhteşem gün batımları...Tekrar, yeniden, en başından başlayabilseydim keşke...
selimiye camii, ulu camii, üç minareli camii, meriç nehri, tunca nehri, kırkpınar, Ali paşa kapalı çarşısı, beyazıt külliyesi (osmanlı döneminde delilerin şifa bulduğu=Şifahane) ve eklentileri ve külliyenin yanında yeni restorasyonuna başlanılan Beyazıt Camiisi, Meriç ve Tunca üzerinde kurulmuş Mimar Sinan'a atfedilen tarihi köprüler ile dikkatimi celbeden Eski Osmanlı Başkenti, Fatih Sultan Mehmet'in yetiştiği önemli bir şehir. Halen bakıma ve tamire ihtiyacı olan, tarihi eserlerin bolluğuyla tam bir osmanlı şehri görüntüsüne sahip güzel bir ilimiz.
Kazara düştüğüm ancak çıkmak istemediğim şehir, yeni yurdum. ilk bakışta soğuk bir şehir gibi görünür ancak birkaç gün yaşadıktan sonra bile kapılıp gidilebilir. Cami ve yeraltı çarşılarının yanı sıra rektörlük binasının bulunduğu Karaağaç tarafı, arnavut kaldırımlı eski yolları, fen lisesinin karşısında yer alan ve Türkiye'de belki de yiyebileceğiniz en lezzetli su böreğini pişiren börekçisi, barları, gerçekten huzurlu çalışma ortamıyla üniversitesi, yardımsever ve iyi niyetli halkı (ki esnafı ayrı tutmak gerekiyor bu değerlendirmeden)ile yaşanası bir şehir gerçekten. Ankara'nın trafik çilesi, yol sorduğunuzda cevap vermeyen halkı, hayatn koşullarından sonra kızgın kumlardan serin sulara atlamak gibi Edirne'de yaşamak.
otobüsle ulaşım ücretleri dov cons piyasalarındaki dalgalanmalardan daha alacalı bulacalı olan şehir. söz temsil gün itibariyle, edirne'den istanbul'a gidiş 16 ytl iken dönüş 20 ytl'dir. sanırım birileri gidişiniz olur da dönüşünüz olmaz demek istiyor.
1365-1453 arası osmanlı'nın başkentliğini yapmış, 1829 ve 1878'de rus, 1913'te bulgar ve 1920-1922 arası yunan işgaline uğramış ve sırpların jedrene dediği serhat şehri.
ayağınının tozuyla edirneden gelen bir yazar olarak söylemeyi borç bilirim.
tarihin izlerini gururla taşıyan, sokaklarında birbirine saygı duyan medeni insanları barındıran, türkiyenin en güzel ve en yaşanılası şehirlerden biridir... *
kimilerinin adımını atmayacağı, kimilerinin kendi dillerine bakmadan diliyle dalga geçtiği, kimilerinin alkolik diye yaftaladığı belki de türkiyedeki en medeni şehir.
serhadler sehri denilen yer. minicik bi yer bi de 100 yil baskentlik yapmis koca osmanli devletine. utanin lan utanin. sevgili olaylari olmasa hayatta adimimi atmam.
müthiş birşeyyy var bu şehirde.müthişş.o kadar ki toplamda 400km yapıp sırf o güzelliği yemek için.edirne tava ciğerrrrr.ffffffff kokusu gelir gibi oldu burnuma.yenmeden gelinmemeli.o kadar yani.