Memleketimdir. Doğduğu yerle övünen insanlara götüyle gülen biri olarak Edirneli olmaktan hayatımın bir saniyesinde bile pişman olmamışımdır. insanları sağlamdır, iyidir. Ne mini mini boğan ne de büyüklüğüyle sizi korkutan bir şehirdir. istediğiniz aktiviteyi yapabilecek imkan bulursunuz. Kışın fena soğuk yapar, yazın sıcaktan ağlatır. Genel olarak bir tek Selimiye'yi bilseniz de Edirne'deki tarih yerler ne bir günde ne bir haftada gezmekle biter. Sınır kapılarından dolayı şehirde Edirne'nin yerlisi gibi gezen Yunanlar Bulgarlar görmek çok olağandır. Saraçlar'da gezerken yanınızdaki kadınların Yunanca konuştuğuna sıkça rastlayabilirsiniz. Hatta ve hatta bazı yerlerde frekans aradığınızda çeken radyoların genelde Yunan radyoları olduğunu fark edersiniz. Son olarak şehrin Avrupa'da olmasından çok insanların kafaca Avrupa'da olmasından kaynaklı , gelişmiş bir şehre geldiğinizi hissedersiniz. Ne mutlu 22'liye. işi düşen olursa yaz aylarında orada bulunduğum takdirde memnuniyetle misafir edebilirim.
Belediyecilik konusunda haksızlık edilen güzel şehir. AKP ye asla teslim olmayan ve henüz belediyeyi kaptırmayan bu şehrin insanları kıt kanaat bütçe ile işini yapmaya çalışan belediyenin arkasındadır!
kadınlar için türkiye'nin en rahat edilebilecek şehridir. şehir genel itibariyle geniş insanlardan oluştuğundan kimse kimseye karışmaz. kızları da göçmen olduğu için erkekleri cezbedecek kadar orijinal sarışınların bulunduğu kenttir.
ekonomik boyutta ise genel itibariyle kendi halinde, sanayisi olmayan küçük birkaç avm'si bulunan yabancı turistleri bulgar ve yunan olan trakya şehri.
şehrin en dikkat çeken yanı ise o kadar başkentlik ettiği osmanlı'ya rağmen ne bir park ne de bir cadde ismi yoktur. belediyecilikte ise memleketin en kötüleri arasında ilk üçü zorlar.
bir kaç kez gittiğim ve öğrenciler için ideal bir şehir olduğuna kanaat getirdiğim trakya şehri. sokakta hayat var isimli, cafelerin olduğu bir sokağı da bulunmaktadır.
Yeşili bol, kaosunda bile huzur kokan ve sokakları tertemiz olan bir şehirdir. Bir de istanbula yakınlığı açısından olsa gerek 22'den çok 34 plakalı araçlar göze batıyor.
Edirne'deyim ve ne vakit Edirne'de olsam, ne Selimiye'yi, ne Meriç Irmağı'nı, ne de şehrin serhatlığını düşünürüm. ilkin aklıma, M. Niyazi Akıncıoğlu'nun Edirne şiiri düşer...
"Bir yerde görürsen ki;
Ağır ve edalı akar
dal dal söğütleri öperek
samur üç belik gibi
üç koldan sular;
müjdeler olsun efendim:
Edirne'desin."