masallarda "uzak ulkelerin birinde bir kral yasarmis" sozunu gercek yapabilecek kadar masal bir sehirdir. trenden indiginiz anda zaman sizi iki yuzyil geriye atar ve hep o zamanda kalmak istersiniz. buyuk muzeleri, asirlik tren gari, sehrin tam tepesinde bulunan kalesiyle tam bir ortacag sehridir.
dr jekyll and mr hyde romanin yazari Robert Louis Stevenson icin yapilmis simsiyah bir anit bulunmaktadir, yazarin sanina yakisir sekilde gunduz bile urkutucudur.
gidildiginde, birkac kisiye sorarak yerel publarini ogrenebilir,yerel iskoc muziginin, iskoc viskisinin ve pub yemeklerinin tadini cok ucuza cikarabilirsiniz. sehrin her kosesinde ayri bir tarih vardir ve tum sehri yuruyerek gezebilirsiniz. sanildiginin aksine ingilizlerden hic hoslanmazlar, soguk cografyasina inat bir o kadar sicak sevimli insanlari vardir.
en buyuk sorunsa oldukca agir aksanlari yuzunden bildiginizi sandiginiz ingilizca pek ise yaramaz.
hosteller en cok ragbet edilen konaklama mekanlaridir ve cok renkli tiplerle tanismak icin bicilmis kaftandir. sezon disinda ozellikle ocak subat doneminde gidilirse her yer fazlasiyla ucuzdur, isinmak icinse cok zaman viskiyle isinmak gerekir.
gunluk turlar disinda, geceleri yapilan korku turlarinda sehrin altinda bulunan ve paranormal etkisi oldugu varsayilan tas tunelleri gezebilir, ortacaga ait iskence aletlerini gorebilirsiniz.
geri dondugunuzde zamana ve sehire alismak birkac gune malolabilir.
tepeden bakıldığında insana legodan yapılmış hissi veren,festivallerinden ötürü ağustos ayında gidilmesi uygun olan şehir.okunuşu her zaman sorun teşkil etmiştir ki doğrusu "edinbrah" dır.bir de meşhur kalesine giriş ücreti 11 pound'dur.
ismi asla "edinburg" olarak telaffuz edilmemesi gereken iskoçya başkenti. hele fransızlar gibi "edimburg" derseniz hepten batarsınız. adamla ayaküstü dalga geçer, köyden indim şehire psikolojisine sokarlar.
"edinb(ö)ra" ya da "edınbra" gibi okunuyor diyebiliriz, hiç olmadı aşağıdaki adreste bulunan makalenin ilk satırındaki linkten telaffuzunu dinleyebilirsiniz.
gezerken sizi "lan noldu, nereye geldim, dönem filmi mi çekiliyor" diye düşündüren şahane- efsane iskoç başkenti.
insanları ingilizlere gıcık olmanın da verdiği bir güdüyle yabancılara karşı güleryüzlü ve yardımseverdir. merkezindeki müze o kadar büyüktür ki ancak bir haritayla gezerbilirsiniz. william wallace ile ilgili her bir bok da görülebilir bu müzede.
gelelim kaleye, efendim kalenin girişinde biraz tuzluca bir miktar ödedikten sonra kalenin içinde kayda değer pek bir şey olmadığını görüp az bir hayalkırıklığına uğrasanız da şehrin şahane manzarasını görmek sizi biraz rahatlatır.
eski ve yeni edinburgh olarak ikiye ayrılan şehrimizin eski kısmı doğal olarak daha bir tarih kokar. mimarisine ağzınızın açık bakacağınız yapıları, şahane pub ve restoranları ile çok güzel bir başkenttir.
sanırım high street te sandy belly's adlı küçük bir pub vardır ve orada canlı müzikle çok hoş irlanda- iskoç celtic müziği dinlenebilir.
şehrin biraz yukarılarında da türkçe bilen david adında amerikalı bir halıcı vardır. buraya da mutlaka uğrayın keza adam zamanında türkiyede yaşamıştır ve sizde ülke özleminin tavan yaptığı bir anda yanıbaşınızda bir türk kahvesi hazırlayacaktır.
ağustostaki festivali ise dünyaca meşhurdur.
son söz, ingiltere ye gidilmişse kesinlikle atlayın trene, basın gidin bu şehre ve gayda manyağı yapın kendinizi.
iskoçya'nın başkenti olarak bilinen şehir. aynı zamanda ülkenin, basım ve yayımcılığı ile bilinen şehirlerinden birisi olup, başlıca sanayi kolları mühendislik işleri, kauçuk, kağıt, un üretimi ve kimyasal ürünlerdir...