allah'ım sen bu kadının samimiyetinden koru yarabbim. amin.
"bir insan nasıl bu kadar yapmacık olur yahu" demek geliyor insanın içinden lakin, bu onun da ötesinde farklı bir olay.
uzun zaman sonra tv'de an be an karşılaştığım manzara ile dumurdan dumura koşturuyor kendisi şahsımı sağolsun.
magazin haberlerini okan bayülgen hevesiyle yapıştırdığı beyaz bir panodan elinde çubukla veren şahsiyet, çok olay bir şey söyleyecekmiş, işsizliğe, parasızlığa falan çare bulmuş gibi edalarla "kim evlenecek biliyor musunuz bu yaz sonu" diye sorusunu sorup cevabını hiç beklemeden nejat işler ve berrak tüzünataç diye kendi kendine cevaplıyor. seyirciden tepki alamayınca da bildiğin sinirleniyor. arkadaşlar hareketli bir şeyler çalalım, "bu seyirciyi toparlamamız lazım"'ı da ekledikten sonra başlıyor sahnenin ortasında göbek atmaya.
hayır lan bu milletin büyük çoğunluğu mal tamam da, yine de yazıktır günahtır la.
kadın seni ayak üstü gerzek yerine koyuyor orada. bir de ayağa kalkalım diye fırça atıyor. iki müzik çalıp, iki göbek attırınca dimağınız açılacak sanki.
bir defasında tesadüfen uçakta yan koltuğuma düşmüş insan. ister istemez sohpetlerine kulak misafiri oldum kankasıylan. evet televizyonda yaptığı programlar kadar biri gerçekten. değildir diyordum, medya ünlülere televole şu bu derken çok yükleniyor aslında diyordum; suskunluğun çok daha iyi olduğuna karar verdim o komşuluğumuzun sonrasında.
sabah sabah bırakın programı onunla yetinmeyip canlı performans sergilemiş,yani şarkı söylemiştir!sabahları bize bu manyakları izlettirenlere saygılar,sevgiler.
yıllar önce oturduğu polat rezidans'ta yapılan bir söyleşide spiker buna dönemin popüler sorusu olan ''eviniz depreme karşı dayanıklı mı?'' sorusuna;
- evet çok dayanıklı. adnan bey'le de konuştum, binaların 9 şiddetindeki depreme bile dayanıklı olduğunu söyledi. yani aşağıda binalar yıkılırken ben burada oturup camdan onları izleyecem.
sittin senedir sunuculuk yapmasına rağmen hala bir program yürütmeyi beceremeyen kişi. nasıl antipatik, nasıl yapay... bir de o hiç değişmeyen ruj rengi yok mu, çocukluğumun kabusu. *
yıllaar yıllar önce sunduğu bir sabah programında kader isimli şarkıcı programa teşrif ederkene "kadeeer kahpe kadeer" şarkısını söylemeye niyetlenip, "kahpe" kısmına gelince şarkının sözlerini farkedip son anda daha beter rezil olmaktan kurtulmuş olan sarışın, bazen nedensizce sempati beslediğim bazense beslemediğim sunucumuz.
program sırasında sürekli karşısındaki monitöre yönetmen beni çekiyor mu diye bakan, çektiği zaman salak saçma hareketler yapan kızcağızdır. bir kız bu kadar mı tv delisi olur dedirtir. iticidir, yapmacıktır. *