kşede bucakta kalmış şyehirlerde yaşama zorunluluğundan dolayı kursuna gidemediğim sanatın adıdır aynı zamanda. ama bir gün yapacağım, söz verdim kendime.
Bana değil de başkasına sesleniliyosa hala garipsediğim bayan ismidir.Osmanlı Türkçesindeki yazılışı şahanedir fakat 1975-1985 arası doğan kız çocuklarının çoğuna verilen bi isim olduğundan pek de numarası yoktur.
' Sen kendini küçük zannedersin. Halbuki en büyük âlem sende toplanmıştır. Ebrû bunu fısıldar bize. Bir tek nokta olur sana umman u derya. Katreyiz âlemde, lakin unutma ki tek bir nokta tekmil sırlarını içinde barındırır kainatın.' (bkz: Elif Şafak)
su üzerine serpilen sıvı boyanın gelişigüzel oluşturduğu desenlerin kağıda aktarılmasıdır.
bu sanatın özelliklerinden biri, yapılan ebrunun ancak bir defa yapılabilmesidir. her ne kadar boyanın gelişigüzel oluşturduğu şekillere müdahele edilse de, yapılan ebrunun tam olarak nasıl olacağını belirlemek önceden mümkün değildir. çünkü suya damlatılan boyanın ne şekilde dağılacağı, su üzerinde ne şekiller alacağı bilinmez.
boyanın döküldüğü sıvı kitre denilen bir zamk çeşidiyle suyun karıştırılmasından elde edilir. bu kıvamlı suya serpilen boyalarla elde edilen desenler, suyun üstüne kapatılan kağıda geçirilir.
ebru yapımında genellikle oksit kırmızı, oksit sarı, oksit siyah, lahur çiviti gibi toprak boylardan elde edilen özel renkler kullanılır. diğer renkler de bunların karışımından elde edilir.
ebru sanatını yapmak için kullanılan malzemeler de özeldir. herhangi bir fırçayla ebru yapılmaz, sapı özellikle gül dalından uç kısmı at kılından yapılan fırçalar kullanılır. ebru kağıdında oluşan desenlere göre, battal, şal, mermer, gelgit, taraklı, bülbül yuvası, kumlu-kılçıklı, yazılı, çiçekli ebru gibi çeşitleri mevcuttur. ebrular genelde kitap ciltlerinde, yazı kenarlarının süslemesinde, hat sanatında yazı zemini olarak kullanılmıştır.
ebru hayattır. birbirine asla benzemeyecek suretler yaratmaktır. suyun her hareketinde anlam kazanmaktır. yalansız dolansız cevabıdır yaşamının. büründüğü tüm vücuda sahip olmaktır. Aşık olmaktır. pişman olmaktır. gecenin bir yarısı kalp atışlarını duymaktır. sesini yetiremediğin her ana isyandır. anlatmaktır kimi zaman, belki de hiç anlatamamaktır.
sabır ister.
insana huzur verir.
öd kullanmadan uygulanabilen, hazır boyalar vardır. hobi olarak yapılacaksa, kafi olabilirler. renkler açısından, karışımları pek de sağlıklı olmamakta, çökme gibi ya da çok açılma gibi sorunlar da çıkarabiliyor, nasibinize ne çıkarsa artık.
malzemeler bir kuplecik pahalı...
kitre, gevenotu özsuyundan elde edilmiş, toz halinde satılmakta. suyun kıvamını arttırmak için ayva çekirdeği de kullanılabilmekteymiş, denemedim lakin oldukça mantıklı geldi...* kitre de çok pahalı sayılmaz, riske de atmayınız, alınız bir paket uzunca bir süre kullanınız.
kumaşa da rahatlıkla uygulanabilmektedir efendim, saç bandı yapabilirsiniz ilk etapta, bir sonraki etap yastık kılıfı olabilir.
ebru sanatı ile huzurlu günler diliyorum...
bu ismi taşıyanların çoğu 30'lu yaşlarda şimdi.. e öyleydi o zamanlar tabi; ebru, özlem, dilek, hülya, sibel, vs..
yanındaki taburede oturan alper'i kastederek, "sevmiyor aslında bu beni.." dedi bu gece, kulağımıza fısıldayarak ve de hüzünlü bi gülümsemeyle. "olsun be deli, sana herif mi yok?" diye gülüştük falan ebru'nun omzunu tutarak.. garson içkileri tazeledi sonra.. sonra ebru ağladı biraz, çalan parçaya yordu alper.. çocukluğumuzdan beri tanırdık ya hani alper'i zaten biz, yormakta üstüne yoktu sağolsun, bilirdik.
meral hatun "kapatıyoruz" diye seslendi.. yaşar hanım bizim hesabı ahirete öteledi yine. ebru eve kadar ağladı.. şimdi içerde uyuyor. uyuyordur. galiba. bilmiyorum. bizim pijama partisi yattı ama, sadece onu biliyorum. pantolon neyimize yetmiyor ki hem, içerdeki ellerini yüzüne kapayıp içeri dar atmışken kendini ve içerlemişken her halta? adam olana pantolon bile çok zati şu saatten sonra..