galaksileri incelerken iğne ucu kadar değeri yok kainatta. belki ne alemler vardır başka. bizde kendi alemimizde kendi dünyamızda yaşıyoruz işte. kendimizi bi bok sanıyoruz.
arapça kökeni "en aşağı yer" anlamına gelen ama üzerinde yaşayanların kalbinde "dünyalar" kadar yer edinen, sırası gelenin hevesine kapılacağı hayat sahnesidir.
üzerindeki 'bilinçli' varlıkların 'şuursuz' bir şekilde çoğalması, gezegenin bir tarafında aç insanlar varken diğer tarafında obezler olması, çevre konusundaki bilinçsizlikleri.. ideolojiyi, aidiyetleri ve kişisel çıkarlarını doğanın üstünde tutmaları..
bunların haricinde, hala çok güzel.. iskoçyanın dağları, anadolunun kıyıları, okyanusları..
evrendeki bilinen tek yaşam yeridir. içerisinde insanlar olmasa çok mutlu olacak olan gezegendir. dünyada kimler gitsin diye referandum yapılsa ve hayvanlar bitkiler de oy kullanabilse ilk bizi postalarlardı lan.
üzerinde yaşayan insan denen hayvanın mahvettiği küre. ömrü uzun değil.
çünkü üzerinde bulunan bir çok kara parçasında adaletsizlik hüküm sürüyor, insanlar birbirini öldürüyor.
büyük paralar uğruna din savaşları tetikleniyor, petrol bölgeleri için savaşlar tetikleniyor ve insanlıktan çıkılıyor. her gün onlarca insan bir hiç uğruna ölüyor, öldürülüyor ve ötekileştiriliyor. bu kürede huzur yok ve bu kürenin sonu yakın. kimsenin bu sondan da kurtuluşu yok, şu an sefa içerisinde olan zümre de buna dahil.
yavuz çetin ve erkan oğur'un birlikte icra ettikleri ahir ömrümde duyduğum en iyi enstrümantal parça. yavuz çetin akustik gitar kullanmıştır parçada erkan oğur ise sanki yavuz çetin'in gideceğini görmüş gibi delicesine içten çalıyor.
Ne kadar berbat bir yer olursa olsun, elindeki tek elmayı size verecek insanların da bulunduğu bir yerdir dünya
Ne kadar örselenmiş olursak olalım bizi saracak sıcak bir kucak,
en kötü iklimi ısıtacak bir şarkı,
içimizde gizli kalanı dillendirecek bir şiir hep vardır.