çarşamba günü çalıştığım şirketi ziyaret edecek meksikalılar'ı endişeyle beklememize neden olan, bir garip salgın hastalıktır efendim.
ancak tedavisi grip tedavisiyle benzeşmektedir ve çok bulaşıcı olması dışında dünya sağlığını abartıldığı kadar tehdit ettiğini düşünmüyorum açıkçası; zira ancak ileri dönemlerindeki zatürree sonucu ölüme sebebiyet verdiğini okudum medyadan.
dunya için önemli bir hastalık degildir. gunes carpmasından daha az öldürücü. sagolsun bizim medya her seyi abartip buyutmekte birebirdir. grip virusune karsi ası uretimi her zaman vardı. sadece cok hızlı degistigi ve cok farklı turleri oldugu icin yaygın turlerine ası yapiliyor. yeni cikanlara da yapılması uzun suren bir sey degil.
yıllar once de kuş gribi diye diye insanlarin kanatlı hayvanlarını öldurmesine yol actilar. tavuk yetistiricileri tavuk eti ve yumurta satıslarında dusme nedeniyle hayvan sayılarını azaltmak zorunda kaldı. milyonlarca dolar zarar veren bir sektor oldu. çogu insan zarar etti,işletmeler kapandı. şimdi ise yumurta ve kanatlı etleri oldukca yuksek. köylerde yasayanlar da kanatli hayvanlarını yok etti. sonuc ne oldu dersiniz?
kanatlıların yedigi kenelerde bir artıs görüldü. bu kezde kırım kongo kanamalı ateşi patlaması yaşadık. yasadıkta kac kisi öldu derseniz gecen yıl toplam 63 kisi öldu. sagolasın medya sen varken bizler daha cok felaket yaşarız. baska dusmana ihtiyacimiz yok.
doktorlar neden bu konularda acıklama yapamaz bilir misiniz?
gece yarısı bir hasta arar ve karnım agrıyor derse binde bir ihtimalle acil bir durumu vardır. sabah gel muayene edelim dediniz ve hasta öldü diyelim. suclu direk doktor olur. o yuzden en yakın saglık kurulusuna gitmesini tavsiye etmek zorunda kalır. aynen bu hastalıktan kimse kolay kolay ölmez dese ve bir kişi ölse acıklama yapan doktorun hayatını kaydırırlar. acıklama yapmasa hic bir zarara ugramaz ama toplum panik yaşar.
bugun arkadaslar arasında hastane bahcesinde sohbet ederken, biri hapsurdu. "hastanede domuz gribi varmis, karantinaya almislar, sanada bulsamış olmasın?" diye espri yapıp duruyorduk. hastaneye gelen bir hasta yakını duymuş dehsetle bize bakip yanimiza geldi. "gercek mi?" diye. adami yok boyle birsey saka yapiyoruz diye anlatana kadar gobegimiz catladı. fısıltı gazetesi bir calısmaya baslayacak bak sen artık olaya. *
meksika'da bir çocuğun hapşırmasıyla bütün dünyaya yayılan ve milyarlarca dolar değerinde ilaç, makine, cihaz sattıran ve adı h1n1 virüsü şeklinde değiştirilen hastalıktır. biyolojik silah olmasından korkulmaktadır. son olarak türkiye'de de 2 kişide görülmüştür bu hastalık. sağolsun medyamız da sürekli domuz gribi türkiye'de haberleri yaparak insanları endişeye sevketmektedir.
mali kriz gibi durumlardan kurtulmak ve kar etmek için insanların hayatlarını hiçe sayarak ortaya çıkarılan * hastalıktır. şimdi bir düşünün, her sene böyle bir virüs ortaya çıkıyor biz de çılgınca korkuyoruz. sars, kuş gribi, şimdi de domuz gribi. sars ve kuş gribinin doğu ülkelerine bolca zarar verdiğini biliyoruz. domuz gribi ise amerika ve avrupa'yı yani batıyı vuruyor. biraz düşündüğümüzde aslında bu virüsün bir yapay virüs olduğu su gibi ortadadır. bir mali kriz geliyor hemen arkasından böyle bir salgın hastalık yoğun olarak batıyı vuruyor, ölümlere ve paniğe sebep oluyor, milyonlarca hatta milyarlarca dolarlık zarara sebebiyet veriyor. böyle bir virüsü sizce aşısını üretmeden salarlar mı peki ? tabii ki de hayır. peki batıyı vuran bu virüsü kim üretti dersiniz ? çin dediğinizi duyar gibiyim. evet doğru cevap. dün, çin'den gelen açıklama h1n1 virüsünün genetik haritasının çıkarıldığı ve 2 aya kadar aşının üretileceği yönündeydi. bu da "virüs 2 ay daha yayılsın, insanlar iyice paniğe kapılsın ondan sonra piyasaya süreriz aşıyı" manasına geliyor. biraz düşünün, bir hastalık dünyaya yayılıyor herkes panikte insanlar ölüyor ve birden aşı ortaya çıkıyor. hangimiz gidip olmayız ki o aşıyı ? bu durumdan bir ülkenin yapacağı karı düşünebiliyor musunuz ? paranoyak olduğumu düşünebilirsiniz. ama akıl var mantık var be sözlük! o kadar hastalık çıktı piyasaya. neden bir tane ünlü insan kapılmadı bu hastalıklara ? bir ülke başbakanı ? veya bir aktör, bir futbolcu ? parçalar çok güzel birleşiyor aslında. virüs salınmadan çok önce aşısı hazırlanıyor ve parası bol olan insanlar tabii ki el altından bu ilaçları ediniyorlar. olan köylerdeki şehirlerdeki zavallı insanlara oluyor.
şimdi türkiye'ye gelelim. türkiye için endişelenecek bir şey olmadığı oldukça aşikar.
1) virüs türkiye'ye geldi ama sadece hastanede yatan bir amerikan vatandaşında tespit edildi. yani esasen hala türkiye'de virüsün görülmediğini söyleyebiliriz.
2) virüs medyada yansıtıldığı kadar ciddiye alınacak bir hastalığa sebep olmuyor. ölümlerin bir iki tanesi hariç tamamı ufak çocuklar ve yaşlılarda gerçekleşti. yani virüs sağlam bir bağışıklık sisteminiz olduğu sürece, ,on yaşında bir çocuk veya 60 yaşında yaşlı birisi değilseniz veya bir bağışıklık hastalığınız yoksa çok yüksek ihtimalle ölüme sebep olmuyor. çok şanssızsanız bile bir hafta kadar ateş ve şiddetli ağrılarla yatıp iyileşiyorsunuz. virüs insan vücudunun doğal bağışıklık sahibi olduğu bir virüs. bunu rakamlardan kolayca anlayabilirsiniz. uçan kuşun domuz gribi'ne yakalandığı meksika da bile ölüm sayısı 70'i bulmadı.
3) h1n1 virüsünün en büyük düşmanı sıcak. yaz aylarına girdiğimiz ve havaların ısındığı şu günlerde uzmanların açıklamalarına göre hastalığın insandan insana bulaşma riski nerdeyse yarıya düşüyor. çünkü virüs sıcak havada insan vücudu dışında hemen ölüyor.
4) zaten aşı piyasaya yakında sürülecek. o zamana kadar yapmamız gereken kendimize iyi bakmak, üşütmemek ve bağışıklık sistemimizi sağlam tutmak. mümkünse sigarayı biraz azaltmak, temizliğe dikkat etmek vs.
laboratuvar ortaminda gelisimi saglanan h1n1 virusudur. kuresel isinmaya ve nufus yogunluguna karsi bir onlem olarak dunyaya yayilmasina izin verilmistir.
--spoiler--
Hastalık hastası ve ikiyüzlü dünya!
Ailesinden uzak istanbul'da okuyan genç bir dostum yakınıyordu.. "Annem babam her gün düzenli olarak telefonla arayıp 'Aman evladım domuz gribi var, dikkatli ol' diye uyarıyorlar. Fenalık geçireceğim!"
"Onları anlayışla karşılamalısın, uzakta oldukları için endişeleniyorlar."
Muzipçe güldü..
Sonra dedi ki...
"Peki neden akıllarına ilk domuz gribi geliyor? Artık beni her uyarışlarında, geçen yıl istanbul'da ateşli silahlarla 500 kişinin öldüğünü, ölümlü trafik kazalarında ise Türkiye rekorunun istanbul'da olduğunu söylüyorum."
***
Tablo netleşmeye başladı aslında.
Gribin patlak verdiği Meksika'da bu hastalıktan ölenlerin sayısı 100'ün altında kaldı. Salgının sert ve hızlı biçimde yayılmadığı ortaya çıktı.
Yine de, mesela New York'lular bir gün aniden bu gribe yakalanıp öleceklerine inanıyorlar.
Ne garip!
Domuz gribinden ölesiye korkan bu Amerika'da...
Yılda 16-17 bin kişi cinayete kurban gidiyor. 90 bin kişi tecavüze uğruyor.
O Amerika ki..
Grip paniği günlerinde uçaklarıyla Pakistan sınır köylerini bombalayıp yüzlerce sivili öldürdü de, kimse umursamadı.
***
Bu yaygaraların altını biraz kazıyınca toplumsal defolar ve ikiyüzlülükler göze batıveriyor.
Dünyada hâlâ HER GÜN üç bin kişi sıtmadan ölüyor. Domuz gribine gösterilen ilginin yüzde biri bile bu konuya gösterilmiyor.
Ölen yoksullar çünkü!
Ve sıtma dev şirketlere milyarlarca dolar kazandıracak aşı ve ilaç üretimine uygun özellikte bir hastalık değil!
Haydi bunu da geçelim ve...
Türkiye'ye bakalım...
Verem yeniden hortladı. Hem de en tehlikeli biçimiyle...
Ama veremle savaş uzmanları bugüne kadar ne yetkilileri, ne de medyayı bu konuda hassas olunması gerektiğine ikna edebilmiş değiller.
Üstelik kırk yıllık sanatoryumlar teker teker kapanıyor.
Oysa domuz gribi dendi mi, akan sular duruyor!
Herkes tedirgin!
Herkes panikte!
***
Bir hekim okurum, Amerikan halk sağlığı politikaları nı sık sık ve sert biçimde eleştirmesiyle ve alternatif halk sağlığı kitaplarıyla ünlü Dr. Joseph Mercola'nın bir yazısını göndermiş.
"Domuz Gribi Salgını: Gerçek mi, hikâye mi?" başlıklı yazı çok ilginç.
Domuz gribi üzerine kopartılan abartılı patırtının yeni bir şey olmadığını söylüyor Dr. Mercola.
1976'da daha sonra fiyaskoya dönüşen domuz gribi alarmını hatırlatıyor. O yıl gribe karşı önlem olarak kullanılan ilaçlar ve aşıların yan etkilerinden hastanelik olanların sayısı grip hastalarının sayısını kat be kat aşmış!
"Bu panik sayesinde birçok şirketin daha da zenginleşeceğini unutmayın" diyor Dr. Mercola.
***
Peki neden bu panik? insanları terörize eden bu korku neden pompalanıyor?
Kuş gribi paniğini hatırlıyor musunuz?
Teröre karşı savaştığını söyleyen fakat dünyayı terörize etme konusunda rakipsiz olan ABD eski Başkanı Bush şöyle demişti: "Hastalık bu hızla yayılırsa 2 milyon ABD vatandaşını kaybedebiliriz?"
Neden böyle oluyor?
Yoksa zaten berbat ve "hasta" bir dünya düzeni içinde yaşadığımızı unutturup dikkatlerimizi dağıtmak mı istiyorlar?
"Hastalık hastası" bir dünya köleleşmiş zihinler anlamına mı geliyor?
Bütün bunları düşünmek zorundayız artık.
Haşmet Babaoğlu / Sabah
--spoiler--
havalimanlarında healthcare formu doldurma girişimi başlatan griptir. nereden nereye uçtuğunuzu on günde nerelere seyahat ettiğinizi ve halsizlik ateş gibi belirtilerin olup olmadığı sorulmakta olan formdur. eğer bu belirtileri gösteren biri varsa uçağa alınmaması pilot insiyatifi ve havaalanı doktorundadır.
Domuz Gribi, influenza A virüsünün (A/ H1N1) neden olduğu ve daha önce insanlarda görülmezken virüsün geçirdiği değişimle artık insanlarda da görülebilen grip türüdür.
Kişiden kişiye genellikle öksürme, hapşırma gibi solunum yoluyla ve tokalaşma gibi temas yoluyla bulaşır.
Domuz gribi belirtileri normal grip belirtileri ile aynıdır. Belirtileri, 38 derecenin üstünde yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı, ileri derecede kas ve eklem ağrıları, titreme, halsizlik, öksürük, boğaz ağrısı, burun akıntısı, nadiren kusma ve ishal’dir. Domuz gribinde şikayetler bir anda ortaya çıkar.
Hastalıktan korunmak için su ve sabunla sık sık el ve yüz yıkanmalı, öksürük ve aksırık esnasında ağız ve burun tek kullanımlık mendil ile kapatılıp, kullanılan mendil çöpe atılmalıdır.
Hasta kişilerin mutlaka izole edilmesi, toplu bulunulan yerlerden uzak durması, maske takması gerekir.
Zorunlu haller dışında hastalığın görüldüğü bölgelere seyahatler ertelenmelidir. Gidilen bölgelerde kalabalık ve kapalı mekânlardan uzak durmak, insanlarla yakın temastan kaçınmak gerekir.
Tedavide klasik gripte kullanılan antiviral ilaçlar kullanılmaktadır.
Hastalığın henüz aşısı yoktur. Aşı geliştirme çalışmaları devam etmektedir.
Salgına ilişkin gelişmeler düzenli olarak http://www.saglik.gov.tr sitesinden takip edilebilir.
antalyada görülmemiştir,sadece her zamanki gibi medya artı benim güzel yurdum insanının pireyi deve yapmasıdır.henüz ülkemizde domuz gribi vakasına rastlanılmamıştır.
hayvanları hızla katlediyor olmamız sonrasında hayvanların bünyelerinin bağışıklık kazanarak insanlığa açtıkları isyan savaşlarındandır. (bkz: kuş gribi) (bkz: deli dana) (bkz: domuz gribi)
swain flu adı verilen antalya da bi amcamızın yakalanıp öldüğü düşünüldüğü (ama halbuki adamcağızın başka bi nedenden öldüğü anlaşıldı bu sabah) pis kalleş hastalık..
An itibariyle yurdum havaalanlarından birine geldiğinizde kendinizi karantinaya alınmış hissetmenize sebep olan hastalıktır. Free shop görevlileri bile eldiven ve maske takmaktadır. (bkz: ben bugün bunu gördüm)
1918 yılındaki ispanyol gribi kadar ölümcül olmadığı sanılan,aslında hakkında pekte bişey bilinmeyen bir grip çeşitidir.Hakkında az bilgi olmasının nedeninin ise gribin bir bakteri değilde virüs olması ve her an mutasyon geçirmesi veyahut geçirebilmesi ihtimalinin olması nedeniyle gripin hangi virüsün mutasyona uğramış hali olduğunun bilinememesi sonucunda hakkında bilgi edinilememesi sonucunu doğuran,mexico kökenli olan grip...Tahminlere göre dünya nufusunun yarısının yakalanacağı düşünülen mutasyon harikası bir virüsün adıdır.!!!
world health organization'ın 5.seviye alarm ilân ettiği , çok ciddi olan hastalık . işin kötü yanı , türkiye'de kimse takmıyor bu olayı , bu sefer hastalıklı sanılan kuşları yakmakla kurtulunamayacak türkiye , umuyoruz ki bize de bulaşmaz...