herhangi bir konuda araştırmalar yaparak kendine özgü tezler hazırlamış (doktrin), bir konuda uzamanlaşmış kişidir... Yıllardır tıp doktorluğu daha göz önünde olduğu için, hekim kelimesiyle eş anlamlı bir hal almıştır.
bir genel cerrahi uzmanı ablamızın tabiri ile limon satan adamdan farksız meslek üyesi.
o adam limonunu satar, biz de doktorluk yaparız. olay bu kadar basittir.
küçük bir fark var tabii. limoncu işini iyi yapmama lüksüne biraz da olsa sahiptir. biz ise tek bir ilaç, iğne, hatta tek bir söz ile bir insanı katlayıp paket yapma imkanına sahip olduğumuz için bu lüksümüz pek yoktur. eşşek gibi çalışmamız bundandır.
espri anlayışımız ise pek anlaşılır değildir, kabul ediyorum. misal:
- sen kaçıncı sınıfsın?
- bir abi.
- ne işin var lan tıpta! manyak mısın oğlum sen?
+ buna mı üfleniyor?
- buna üfleniyor...
+ ne oluyor bu alete üflenilince?
- bu alete üfleyince alkollü olup olmadığınızı anlıyoruz...
+ bu mu anlıyor?
- bu anlıyor...
+ vay cimcime. sen naapıyorsun?
- ben onu tutuyorum.
+*
- ne oldu?
+ bunun için mi okudun?
- evet.
+ hipokrat yeminini bu tutmak için mi ettin?
- evet.
+ ayıp ettin...
- niye?
+ bu milletin verdiği vergilerle oku, sonra gel sadece bunu tut. hiç tutmadım ben bunu... di mi usta sen ne diyorsun bu hususta!? anlasana bakalım alete üfletmeden alkollü müyüm alko...
polis: eee yeter be yeter!!!
(bkz: yasaklar)
(bkz: metin akpınar)
Üniversiteye giriş sınavında yüzde bir e giren, okulu bitirmek için altı yıl boyunca günlük ortalama 200 sayfa kitap okuyan, okulu bitirdikten sonra hiç bilmediği bir dağ köyüne zorla gönderilen, dönemin rte leri tarafından hırsızlar ayyaşlar sahtekarlar ve vatan hainleri ile aynı kefeye konan, kurban bayramı öncesi arefe günü 24 saat+ bayramın 2. günü 24 saat nöbet tutacak olan, kendisinden silah (bıçak) zoru ile diazem isteyen kişilerle yüzyüze kalan, ayda 300 saat çalışan, kazandığı parayı harcayacak vakti olmayan insan müsveddesi...önünde uzmanlık sınavına hazırlık kitapları didişirken ağlamaklı olan ama hala acile dayanmış konversiyon hastasına şefkatle yaklaşmaya çalışan kişi, Sırf annesi geç farketti diye hastane geç getirilmiş bebeğin öldüğünü ağlamaklı aileye söylemek zorunda kalan, hala kabuslarında acılı annenin ölen çocuğuna sarıldığını gören daha kabusların etkisinden kurtulamadan ambulansta hiç doktor yüzü görmemiş üçüz gebeliği olan gebeyi doğurtulmasına tanık olan ve tek gayesi doğacak bebekleri yaşatmak olan ama kazandığı para ve edindiği itibar aslında kendisine fazla olan zavallı *
kutsal meslek. neden tercih edildiğini yıllardır bir türlü anlayamadığım meslek. tamam, insanlara yardım etmek istiyor olabilir. tamam, doktorlara elbette ihtiyaç var. tamam, güzel para kazandırıyor ve kişiye itibar kazandırıyor. fakat bütün hayatını korkunç ilaç kokusu ve yaralanmış, ölmekte olan, eli ayağı kopmuş insanlar arasında neden geçirmek ister ki insan? tek kelimeyle sinir bozucu.
intörn olmasına rağmen annenin yıllardır görüşmediği arkadaşları, mahalledeki adını dahi bilmediğiniz tanıdıklar, arkadaşlarınızın sadece yüzünü gördüğünüz tanıdıkları kısacası dış kapının mandalı için dahi olur olmadık saatlerde aranıp, sanki tüm hastane onunmuş ve tüm doktorlar birbirini tanıyormuş edasıyla mütemadiyen 'bizimle bir ilgileniversin' denilen kişidir doktor..
çoğu kişinin sadece işi düştüğü zaman aradığı 'arkadaş'(!) tır doktor..
sinirleri bozulsa, sevgilisinden ayrılsa, hasta olsa, nöbet sonrası 36 saat aralıksız çalışmış, aç-susuz-uykusuz dahi olsa herkese her zaman iyi davranması beklenen kişdiri doktor..
yıllarca zar zor okuyan, neredeyse moruk olarak okuldan mezun olan buna rağmen uzmanlık için sınava giren, kazanamazsa zorunlu hizmetle adını dahi duymadığı bir yere tayini çıkan, gitmezse sınavda devlet hastanesi yazamayan memurdur doktor..
gecesi-gündüzü, hastalığı-sağlığı, bayramı-yılbaşısı olmayan mütemadiyen nöbet tutan, buna rağmen insanlara yaranamayan kişidir doktor..
gün içinde sürekli çalışmış ve hasta dinlemiş olmasına rağmen yarım saatlik bir yemek arasında dahi hastalar ve hasta yakınları tarafından rahat bırakılmayan, asansörde-bahçede-hatta helada dahi hastalık danışılan, dert dinleyen çözüm arayandır doktor..
sırf mezun olabilmek için gerekirse hemşirenin işi olan bez değiştirmek, kan almak, şeker bakmak işlerini yapan, gerekirse personelin işi olan hastayı ultrasona götürmek, kanları labaratuara götürmek işlerini yapan, ameledir doktor..
yaa..öle işte **
etiksiz davranmaya; amiyane tabirle 'karı kız götürmeye' pek bir meraklıdır tıp doktoru oğlanların bir kısmı; tabii pratisyen bir tanesinin bile asgari ücretin 5-6 katını kazanmasının etkisi de olsa gerek bu durumda... arkadaşlarımdan biliyorum...
insanları sevdiklerini sandığım kişiler, sevmeseler o kadar okumazlar, günlerini tanımadıkları insanlara dokunarak geçirmezler, onları iyileştirmeye çalışmazlar ve nihayet sağlıklı olduklarında gülümsemezler. hem de eğlenceli ve maceralı bir meslek kanımca.
(bkz: scrubs)
(bkz: er)
herkesin saygı duyduğu bir meslekken, şimdilerde paragözlükleri ve sağlık işini ticarete çevirmeye başlamaları nedeniyle insanların, hakkında bakış açılarını değiştirdikleri mesleği icra eden insan.
özürle gelen edit: sonradan anladım ki paragöz olanlar doktorlar değil hastane yöneticileridir. zaten bahsedilen kesim sadece bir grup insandan ibarettir. ayrıca; (bkz: tüm genellemeler yanlıştır)
eğitimleri asla bitmeyen meslek grubu.her yil çikan yeni ilaçlar,tedavi yöntemleri..birçoğu türkiye'deki birçok insan gibi hakettiklerini asla alamaz.yazik o kadar emeke..
çok uzaklarda,yıllar öncesinde kalmış,şuan hayatın neresinde olduğunu bilmediğim ve okulunu bitirip şu hayattaki en candan,en asrarengiz doktor olma olasılığı olan kişi..
hayatlarını okumaya adamış insanlar mesleğidir...yazık,adamları en verimli çağlarında kariyer sınavlarına sokup,anormal mesai saatlerinde,binbir türlü insanla muhattab edip,binbir türlü dert gösteriyorlar...vallaha helal olsun dediğim,sonuna kadar saygı duyduğum bir meslektir..doktor bu nee?