amy pond 'un düğününde yaptığı apaçi dansı modundaki danslarla bir süreliğine bizi bizden almakla birlikte karizmayı da bir süreliğine fena halde çizmiştir.
sevmeyenlerin, sevmeme nedenlerine mana bulamadığım, gelmiş geçmiş en yaratıcı dizilerden birisidir. özellikle steven moffat isimli insan evladı olduğundan şüphe ettiğim varlığın, neyse efenim şahsı muhteremin yazdığı bölümler, kafanızı çıldırtır.
dizinin müzikleri de çok hoştur. izlemeseniz bile adeta rose'la* bütünleşmiş doomsday theme isimli parçayı dinleyin.
ama izleyin de yahu, bu dizi izlenir. izlemeyenler, görsel efektlere takılanlar çok şey kaybeder. sadece david tennat yeter yahu, görsel efekt neymiş. jutin bieber'in kliplerinde de var kodumun görsel efekti efenim.
kuranı bizden fazla araştıran ingiliz senaristlerin dizisidir. kuranda zamanda yolculuk yapıp kötülükle savaştığı, dünyanın ilk ve son hali arasında seyahat ettiği yazılı olan zulkarneyn ile doctor who arasındaki yedi farkı bulun bakalım.
Yaklaşık 2-3 haftadır sabahtan, akşama kadar tüm sezonlarını izleyip, bitirmeye çalıştığım dizi.
Beynim o kadar doldu ki diziyle, rüyamda Tardis'le falan dolaşır oldum.
izlediğim onca bölümden yola çıkarak söylüyorum bunu, tüm doktorlar şahane; ama son 3 doktor ayrı bir yakışmış diziye.
Belki günümüze daha yakın olduğu için sevdim üçünü.
Genel kanının aksine matt smith'e bayıldım ve bu role acayip yakıştığını düşünenlerdenim.
6.sezon finali, inanılmazdır. allons-y'dir, geronimo'dur. ağzıma sıçmış bulunmaktadır, mini minicik özel bölümler -bile- buna devam etmektedir.
kafamın içinde tardis uçuyor şuan. pejmürde adamlara hayrandım zaten, iyice pejmürde oldun doktor. başıma gelenler.
doğal olarak, 19. yy pozitivizm akımının bir uzantısı olan bu güzide bilim kurgu dizimiz, 2. sezon- 8 ve 9. bölümlerde kendini aşmış, bu yeni çağcıların, mardukçuların falan dediği gibi yeni bir çağın habercisi olmuştur resmen.
the impossible planet ve the satan pit isimli bölümlerde, tardis'in bile çözemediği çok çok çok eski bir dil ve açıkça evrenin oluşumundan da önce oraya hapsolmuş bir yaratığın (satan-şeytan) varlığı keşfedilmiştir. hatta, doctor inceden tanrı inancını sorguluyor ve agnostik bir sonuca ulaşarak, yine gördüğü şeye -yani rose'a- inandığını belirtmiştir.
velhasıl, en çok bi sevip üstüne kafa yorduğum tek dizidir.
1963 yılından 1989 senesine kadar çekilmiş olan süper bir bilim-kurgu serisidir. 2005 yılında ise tekrardan çekilmeye başlanmıştır ve 7. sezonu çok yakında izleyiciyle buluşacaktır. şu ana kadar 10 tane doktor diziden ayrılmıştır. 11. doktor matt smith her ne kadar efsanevi doktor david tennant kadar mükemmel olmasa da diziyi çekilmez hale getirmemiştir. bilim kurgu fanatikleri için tavsiyemdir.
Dünya'nın en saçma dizisi olsa gerek. Yok efendim tam ölecekken arkadaş kendince çözümler buluyor kurtuluyorlar.
- aa dur uzayda delik oluştu kurtulduk.
Zaman lordu olan Doctor'un nefes kesen serüvenleri. Dizinin ana konusu bu. Modern seriyle bir başka güzel. matt smith özellikle yeni bir renk getirdi diziye. gerektiğinde bağırmayı, öfkelenmeyi, hüzünlenmeyi çok iyi başarıyor. Konuşması da çok güzel. Özellikle "Here I am." deyişi çok hoşuma gidiyor. 1963'de başlayan yani eski serinin bir kaç bölümünün çevirisinde bulundum, bu sebepten izledim. Güzel ama modern seriyle yarışamaz. Amelia pond the girl of waiting çok iyi oynuyor. Rory Williams The Last Centurion Her şey çok iyi ya güzel gidiyor dizimiz. O değilde 50 yıllık dizi ya, ben ölmeden bitmeyecek diye korkuyorum.
(bkz: intahar sebebi)
7. sezon 1. bölümle muhteşem bir giriş yapmış dizidir. zaten yazan kişi de steven moffat olunca soluksuz izledik. bölümün sonunda ağlamamak için kendimi zor tuttum. bölümün sonu muhteşemdi aga. öyle böyle değil. hala titriyorum.