Diyarbakır, Türkiye'nin bir ili ve en kalabalık on ikinci şehri. 2013 itibarıyla 1.607.437 nüfusa sahiptir. Diyarbakır kent merkezi yaklaşık 9000 yıllık bir geçmişe sahiptir.
Türk şehridir, daha doğrusu şehriydi.. Amed falan diyen kalıntıların ağzına kurekle vurulmalıdır. Devletimiz sagolsun iyice bok ettiler.
Yalnız burada ki turkmen nufusta azımsanmayacak kadar fazladır. Lakim diyarbakır'da türk diye, diyarbakir dışında kürt diye alay edilirler, horlanırlar.
Kebabı güzeldir.
insanı kabadır.
Tarihi eserleri güzeldir.
Sokakları çöp götürür.
Bir ova gibi düzdür.
Bazen sudan'da zannedersiniz.
insanları üzerinize yürür.
Sudan sebeplerle öldürülebilirsiniz.
Yeni binaları modern ve lükstür.
Modern binadan kafanıza çocuk bezi düşebilir.
Hijyen kültürü sıfırdır.
Kaldırımlarda sarı-yeşil balgam vardır.
Kafeleri çoktur.
Yeşilliği yoktur.
Kürtçe az konuşulur.
Milliyetçilik çok yapılır.
Otobüsleri ter kokar.
Güzel insanları azdır.
Bir şehri yaşanılır kılan içindekilerdir.
Al diyarbakırlıyı koy parise.
Paris paris olmaz.
iki buçuk sene kalan birisinden dinlediniz. iyi günler.
Merhum Ziya GÖKALP'in mahpusta eşi Vecihe Hanıma özlemle hasretle anlattığı Uzun Hasan'ın Türkmen şehri.
"Sevgili Zevce'm ben burada kendimi Diyarbakırda sanıyorum
Fis kayası gibi yüksek mevkideyiz
Karşımizda deniz karanın içine girmiş bir Irmak kadar ince
Diyarbakır'daki çayı andırıyor
Irmağın ötesinde bir köy var ki Kitirbil'a benzer.
Sabah aksam köylülerle hayvan sürüleri bu denizi ayaklarıyla geçerler.
Diyarbakır'dan kitirbil'a nasıl geçilirse bu taraftan da karşı yakaya öyle geçilir.
Yalnız burada kelek yok.
Karşı yakanın sağ tarafında bir köy var ki Diyarbekir'in sati köyüne benzer sol taraftaki köy de Sümbüllü'yü andırır. Bazı da karşımda Dicle'yi, bostanları, kitirbil'in arkasındaki yamaçları görüyorum.
Sanki fis kayasının üstündeyim.
Etrafıma baktıkça Diyarbekir'i, oradaki evimizi, evimizdeki bahtiyarlığımızıhatırlıyorum. "
Güneydoğu genel itibarıyla en azından aileden gelen dini hassasiyetleri güçlü olan yani dindar insanların yaşadığı bir bölge. Fakat tarihsel arka planındaki birikimler çeşitli kültürlere ev sahipliği yapmış bir coğrafya olmasından belki de bu dini hassasiyetleri dışlayıcı bir biçimde kullanmıyor. Ramazan ayında dışarda su içenlere ya da bi köşede oturmuş dondurma yiyen insanlara kimse tuhaf bakmıyor. Hala buralara gel ekten korkan sözde aydın düşünceli insanlara şaşırmak gerek. Burada insanlar dindar sünni alevi ayrımı görmeden yaşıyor. kendinizi sorgulayın. Barız ayrımcılık yapan tiplerden daha tehlikeli sizin bu durumumuz. Daha cahilce.