- terörist niran ünsal diğerlerinin sözlerine katılarak programdan kopmamaya çalıştı, saçma sapan şeylerden bahsetti oldum olası sevmem. okan bilim adamı diyor kadın yazar söylüyor cahilliğin daniskası
-ece toprak denen ne olduğu belirsiz tinerci travesti gibi birşeydi, elleri erkek eli gibiydi,
*türkçe'yi katletmesine lafım yok zaten gelecekte olacakların özeti diyebiliriz ona hala da var öyle konuşan ergenler.ve ara gazı vererek gençlere yol açmıştır.
*alkolü fazla kaçırmış olsa gerek ağzı yüzü bir tarafa kayıyordu.
-köfte dudak zaten yeterince g.t oldu.
-atilla taş, rezil olmaz diyordum ama kaşındı resmen o da yapacağını yaptı.
okan'da ucube dj in konuşma şekline laf ettirmemesi umarım ki bilerek yaptığı birşeydir, aksi takdir de türkiyede ki yozlaşma büyük ilerleme kaydedecek.
niran ünsalın yalakalıkları. (ece toprağa dair)
atille taşın devamlı espri yapma çabası ve seyirci alkışlarıyla gaza gelişleri.
ece toprak hanım efendinin hiçte hanım efendi olmadığı.
okan nın politik tavırları.
ve yaşlı teyzenin yüzüne telefon kapatılması.. (ya okan allah rızası için böyle tipleri ne diye çıkarıyorsun.. gibilerinden bir cümlenin kokusunu almış olmalı ki müdahale gecikmedi) belki teyzede eğlenicekti, eğleniyormuşuz ya!
okana sadece şunu söyleyebiliyorum; şimdi sende herkes gibisin, makyajın akıyor herkesleşiyorsun..
"Ya/alo Okan..." diye telefona giren ama kesilen amcanın programı iyice karıştırmasını ümit ettik. ama okan bayülgen onun yerine aksanlı ablanın biraz daha saçmalamasına izin verdi ve araya şarkı soktu.
şarkıdan sonra toplanır diye umut ediyorum. yoksa kapatıp supernatural sezon finaline geçeceğim.
gece gece aldığımız nadide fransızca eğitimden sonra ''popüler kültür'' olarak ''adlandırdıkları'' neslimiz tekrardan yerler altına alındıktan sonra rahat rahat yatağımıza gidebiliriz. gün geçmiyor ki annelerimizin babalarımızın nesli, bizim neslimizi küçümsemesin, gün geçmiyor ki günümüz gençliğinin boktan yaşam tarzı zevk alınarak eleştirilmesin. ancak merak ettiğim bir konu mevcut hali hazırda. bu boktan neslimizi kimler yetiştirdi ve bugünlere getirdi? bu neslin izledikleri, dinlediklerini önlerine sunan kişiler, bu fransız mürebbiyeler tarafından yetiştirilen nesil değilmidir, tiyatrolardan dışarı çıkmayan nesil değilmdir. bize yarı robot yarı insan kılıklı kişileri sunmadılar, günden güne kendini geliştirerek ilerleyen sabah programlarını bize izletmediler, tam tersi dostoyevski, gorki ya da kafka okumamızı tavsiye ettiler de bizler hayır dedik ve bu şekilde bir yaşam tarzını benimsemişiz gibi davranılmaktadır. bir geyik vardır uzunca bir zamandan beri süre gelen, ''bu ülke bu hale gelirken siz ne yapıyordunuz baba'' diye. şimdi birde ben sorayım, bu ülke bu hale gelirken siz ne yapıyordunuz bir üst nesil?
birilerinin hala aşağılanmaya devam edildiği program. anlamadığım mesele, herkes herşeyi sevmek zorunda mı? yani tiyatroya gitmeyen, onun yerine başka zevkleri olan birileri cahil, zevksiz biri mi oluyor. eski toprakta hala bu algı mevcut. illa ki tiyatroya gidilecek, illaki türk sanat müziği dinlenecek. ben türk sanat müziği sevmem ama klasik müzik konseri de kaçırmam. şimdi ben mal mıyım? tiyatroya çok nadir giderim ama operaya çok sık giderim. neden popüler kültür diye bir kültür inkar ediliyor? okan bayülgen an itibariyle fransız mürebbiyelerden eğitim almış elit kesim bebeleri gibi halk kesimi olan seyircilere ayar vermektedir. bir kere onlar olmasa sen olmazsın ciğerim. bu arada erkan özerman'ın boynuna taktığı fular-kaşkol arası şey aynı perdelik kumaşa benziyor. bu kadar kalın fular mı olur!