gittikçe rayına oturan programdır. yahu insan en basitinden okula ya da işe başladığında öyle değil midir? yani ilk haftan zorlu geçer, ikinci hafta iyiyim dersin, üçüncü hafta insanlar sana sen insanlara alışırsın... işte bir senelik aradan sonra başlayan disko kralı da böyle.
bu hafta ne vardı? oyuncu olduğunu yırtık dondan çıkar gibi söylemeye çabalayan, nedenini anlamadığım şekilde ciddi takılan ebru destan hanımefendi, aslında pek de hazzetmediğim ama cevap hakkı bölümünde samimiyetini önemsediğim şafak sezer, 18 yaşında boksa başlamış azimli ve dürüst adam fırat aslan, ağzından iki cümlecik çıkmış olan ayçin inci... onlar yaklaşık üç saat sandalye tepesindelerken içeride bekleyen tiyatocular vardı...
şenay gürler ve soyadını hatırlayamadığım mustafa bey organizasyonun başındalarmış ve bunu anlatmak amacıyla tiyatro ödülleri adayları ;ayça bingöl, levent ülgen, demet tuncer' le gelmişler...
öner erkan vardı... hoş, sempatik ve okullu olmasından dolayı sevdiğimiz adam özge fışkın ve neden sinir olduğumu çözemediğim banu güven beraber sohbete katıldı. saat yanlış hatılamıyorsam dörde geliyordu ve kafamız yerindeydi. uzun bacaklarıyla victoria secret mankeni lara hanım da sabah sabah stüdyo seyircilerini kendine getirdi.
babazula vardı... bir ara murat bey dansçısıyla masa üstüne çıkıp kahvesini döktü.. canı sağolsun.
aydın boysan neden yoktu? allah uzun ömür versin! sarhoşken düşüp kolunu kırmıştı. böyle yaşama sevincine ne denir?(bilemedim)
yerli yersiz eleştirilere, gereksiz sözlere ve taşlamalara rağmen disko kralı vardı... geçen sene yaşadığım cumartesi gecesi sendromundan(eve sığamama, evin dar gelmesi vs.) beni kurtardığı için artık evden çıkmama sebebidir.
her hafta farklı bir saçmalığına şahit olduğumuz , acınası okan programı. bu adam'a ne oldu ? uyduruk boks maçı 'da nereden çıktı? vasat , fiyasko. saçma sapan hareketler.
ilk 2 hafta sabırla düzelmesini beklemiştim ama dün olmayacağını açıkça belirtti. 3. haftada vazgeçtim programdan bir daha izlememe kararı aldım. biz özlemiştik okan'ı ama o bambaşka hayallere kapılmış. hayal dünyası da pek bir genişmiş.
ilk 2 bölünü izlememiş olan bana 3. bölümüyle iyi ki de bu bölümden başladığım izlenimlerini uyandıracak kadar tatmin edici gelmiş okan bayülgen'in yeni showu. bir kere orkestra 10 yıldır tanıdığımız elemanlar. zagayı ve makinayı ayakta tutan herifler. tuncer olsun, ayı hasan olsun hepsi işlerinin başında maşallah. machine in my head'i duydum zaten tamam bittim programa..
ilk başta fırat aslan ile yapılan güreş ve satranç roundları uzun ve sıkıcı gelse de fırat aslan'ın box kampında satranç oynattığını öğrendikten sonra işin felsefesini öğrenmenin verdiği bilinçle anlamına eriyor izleyici niye böyle bir şey yapıldığının. konuklardan ebru destan hala daha ses bir kastır demekte ve bizi koparmaktaydı. cevap hakkı köşesi belki de en samimi konuğunu ağırladı ağırlayabileceği. şafak sezer'in komplekslerden arınmış hali gerçekten de bu köşede okan'ın öğrenmek istediklerini ona verir gibiydi. baba zula oldum olası ısınamadığım bir proje, onlar da iyi performans sergilemişler genel kanıya göre ama ben yaptıkları şeye yalnızca show diyorum müzikalite bulamıyorum. programın son 1 saatinde gelen konuklarla çıta biraz daha yükseldi, banu güven, öner erkan ve özge fışkın seviyeli bir ortam yarattılar. bu üçlüye katılan lara srov ise abazan erkek seyircilerinin libidolarını gece gece tepeye fırlatma görevini üstlendi. şenay gürler'in yayın yönetmeni olduğu derginin ödül töreni için gelen adayların seyircilere tiyatro bileti dağıtması da es geçilmeyecek bir ayrıntı.
sonuç olarak özlemiştik, ne de güzel oldu. biraz da kaliteli telefon bağlantıları olsa ve okan yayına illaki kız bağlanacak erkek bağlanamaz kompleksinden kurtulsa süper olacak.
okan bayülgen'in 3 yıl önce bu program uyksuzlar ve hastalar için derken tam olarak ne dediğini algılayamadığım, algılamam için aradan geçen 3 yıldan sonra uyku probleminin tam olarak ne olduğunu anladığım uyuyamama sorunum ayyuka çıkmışken imdadıma yetişen her akşam olsun da dizi tekrarları izlemek zorunda kalmıyım diye baktığım program çeşidi.
an itibariyle şenay gürlerin başka bir bölümden mezun olduğunu öğrendiğim program. levent ülgen gibi bir usta oyuncunun henüz bir ödül alamadğını hakkında sadece akasya durağında oynuyor bilgisinin verildiği program.
ne zamandır izlemek istediğim bugun izleme fırsatına kavustugum okan bayulgen projesi..okan bayulgen i uzun zamandır takip ederim ve genelde beğeniyle izlerim..gecen sene televizyona ara vermesi ile kendisini ne kadar sevdiğimi daha iyi anladım..
program iyi olmuş kötü olmuş demiyeceğim zira büyük beklentiler içerisinde değilim..
yalnız ''dolmuştayken ses çatallaşması'' skecinde türkiye nin en ünlü tenör(!) ü olarak ferhat güzel e mikrafon uzatıp ondan bir ehlivukuf edasıyla demeç alınması,kahkahalarıma engel olamayıp o sırada içtiğim neskafenin burnumdan gelmesine sebeb olmuştur..
öyle yada böyle şahsım adına okan bayulgen i özlemiştim..iyi oldu..
an itibariyle şarkı söyleyen kadının ( adını unuttum valla ) playback yaptığını ( ki zaten belli de ) sağ alt köşeden alay eder gibi teşhir eden ( playback logosu var ) programdır. helal olsundur. ulan çıkıp bi kere canlı söyleyemezler bu tipler şarkılarını.
an itibariyle baymaya başlayan programdır. okan, fırat aslanla boks ve satranç maçı yapıp durmaktadır, uzun sürdü biraz. burdan diliyorum ki şov olan o boks maçında fırat abim okana bir sağlam oturtur da okan bayülgen kendine gelir. ah be okan ne yapıyorsun sen, iyice saçmalamaya başladın, adam gibi yapsana şu programı senin böyle şovlara ihtiyacın mı var..