genelde evde toplanıp "ay okanı arayalım" diyerekten telefona bağlanan kızların akınına urğayan ve sonrasında.
- tamam tamam kes.
şeklide okanın azarlaması ile biten programdır.
okan iyiydi hoştu da, ne o ebru polat falan. yeşim yine bir yere kadara tiyatrocu, icabında modern sanat dediği zaman çatır çatır mevzuya dalmaya da çabaladı. ama o kızın kitap mevzusu üstüne dönen 'isim verebilme' geyiğini bile anlatamaması okan'ı çok eğlendirdi bence. işte öylesine bir program oldu, okan olmasa izlenmezdi.
her geçen hafta heyecanını kaybeden şov programı.
son programda, sıkışık memelerinin acısını yüksek sesle gülerek bastıran bayana çok üzüldüm; yanında programa salak güzel kontenjanıyla gelen biri olmasına rağmen haftanın dangalağı olarak ön plana çıktı. konuklar ve telefondan bağlanan şahıs, insanları ülkenin en yaşanılası şehri olan izmir'den soğutma adına ellerinden gelen herşeyi yaptılar. bana öyle geliyor ki cumartesi gecelerimiz dipsiz ve arsız dizi furyası yüzünden saçma salak konuklarla heba olmaya devam edecek, he unutmadan dünya şirinesi azra akın da hala kendi aleminde, etrafta olan bitenle pek alakası yok kafası güzel deyimi başka kimseye bu kadar oturamaz diye düşünüyorum.
yeşim ceren bozoğlu'nun her lafa memeleriyle birlikte gevşek gevşek yorum yaptığı program olmuştur. bi sus be kadın. ay nefret ettim bu kızdan vallaha.
elimde kumandayla izlediğim program. espri yapılacağını sezdiğim anda sesi kısıyorum. akabinde konuşmaları duymak için tekrar açıyorum. biraz daha bağırıp çağırmaya devam ederlerse kalkıp giderim. o nasıl ayarsız bi sestir yahu.
saat 3 olur bu tv'yi açsam mı denir hep açılır. eğer bu okan hep eski okan gibi olacaksa yine hep ve yine zevkle açılır.
okan bu akşam şahane... alışkanlık oluşunu, babalığını, nüfus cüzdanındaki yaşını yakmış çıkmış beyin kıvrımlarını gösteriyor. okancada okan harikulade...
yeşim ceren'in hiç bir programa çıkmaması gerektiğini anladığım yapımdır. 1000 de 1000 eminim ki okan, yeşim'i programa davet ettiği için çok pişman olmuştur. bu bayancağız kesinlikle bu tarz programların formatına aykırıdır. esprilerde seyircilerin doğal gülme efekti yerine, afedersiniz böğüre böğüre gülme sesi beni tiksindirmiştir. ayrıca yavuz bingöl gibi çok yönlü bir sanatçıyı bariz bir şekilde küçümsemiş ve bir güzel rezil olmuştur.
ilaveten konukların seçimine okanın karar vermediğini düşünüyorum ya da hakkaten konuk kalmadı.
bir uyarı üzerine edit: davet etmek le konukların seçimine karar vermek kesinlikle çok farklı şeylerdir.
bu geceki bölümünde hasankeyf'in son durumunu 'biz üzülmeyelim diye' replikleriyle anlatarak hasankeyf gerçeğini suratımıza vurmuş program.
özgür
- şu arkamda görmüş olduğunuz bilmem kaç yılından kalma minare yakında sular altında kalacak
ve ne güzel ki bazıları sırf biz üzülmeyelim diye bunu bizden saklıyor.
- hasankeyf unesco'nun dünya harikaları kriterlerinden 10'unun 9'unu karşılamasına rağmen sırf biz üzülmeyelim diye kimse başvuruda bile bulunmuyor. bu arada çin seddi bu kriterlerden 4'ünü, tac mahal sadece 1'ini karşılıyor.
bunyesinde barındıran enes zeki isimli sarı uzun saçlı hastası olunan kişinin yazdığı ve bir o kadar şeker mi şeker dünyalar tatlısı özgür ün söylediği şarkıya bittiğim program.
şarkının adı "senin kafanı kırarım köpek"
sözleri:
kime bakmıştın tanıyamadım
maziyi hatırlamam da ben pek
izleme beni adım adım
senin kafanı kırarım köpek
kafanı kırarım yar
kafanı kırarım senin
yatsan da yorgan döşek kafanı kırarım senin..
okan bayülgen'i ve programlarını yıllardır izlemekteyim fakat bu marjinal olayım diye programa monte ettiği ara videolar bence çok çok itici. hele ki "okan ben bi şey buldum" *, aşırı zorlama bir yapım.
okan bayülgen'in cumartesi gecelerine daha fazla zaman ayırdığı günleri özlettiren program. pazar ve pazartesi akşamlarını düşünürsek üzarine de bir yüzük, bir bebek, bir de kayınvalide* eklersek ortaya bundan çok daha lezzetli bir program çıkamaz. konukların, uzayan dizi saatleri eleştirilirken kanal d'nin de okan bayülgen'i sağdan soldan çekiştirerek uzatmaya çalıştığını söylemelerini bekledim iki haftadır. tüketiliyorsunuz efendim. Bu adam bir kaç sene önceye kadar izlediğimiz tüm skeçlerin baş rolündeydi; şarkı biterse skeç girerler belki, hem bayülgen'in çişi falan gelmiştir diye beklerdik şimdi sıra özgür'e gelince oray eğin'e bakıyorum pişman olup dönüyorum ama bu pişmanlık süreci bile skeçlerden daha çok şey katıyor bana, hazır başlamışken yardırayım: özgür herkesin sevebileceği şeker gibi çocuk, böyle bir kapı komşum olsun tam kapıyı kapatırken bir sözünü duyayım güleyim falan* yani aranan güleç insanlardan ama engin günaydın'lı, erkan taşdöğen'li günleri;cam siliciler'i sonra çekirdek yiyiciler'i izlemiş bir kitle olduğumuzu hatırlatmak isterim. bitmek bilmeyen uzay temalı skeç girişinde bile saate bakıp acaba kaç saniye sürüyor bu iğrenç giriş hesaplamalarına girmiş bulunmaktayım o kadar sıkıyor beni özgür kardeşciğimin özgün eseri. sayın bayülgen'i de anlıyorum sıra özgür'de, onu da pişirip piyasaya salmak istiyor fakat gülme yeteneğini kaybetmemiş her aklı başında insan, haftada yarım saatini skeç düşünmeye ayırsa özgür'den daha başarılı olacağını iddia ediyorum.
dar yolda karşılaşan iki inatçı keçi capoeira yapıyor; evet, anlıyorum. komik olan tek şey oray eğin'i izlerken pişman olup şimdi tekrar oraya** dönmek istemem.
hoşgeldiniz hoşçakalınız muhabbeti yapmayan program. yapmasın zaten sahte sahte hoşgeldinizler falan. zaten haftanın 3 günü karşımızdalar. ama klipten sonra kapatıyoruz türünden bişeyler söyleseydi bari. hani bilelim bizde okancım ne olacak ne gidecek*. ayrıca şu video olaylarına da bi çözüm bulmaları gerekiyor. video gelene kadar zaman geçirmek için saçma sapan muhabbetler açılıyor. bir de merak ettiğim hayrettin falan vardı ne oldu onlara yani. potansiyeli olan tiplerdi ama sadece ilk hafta gördük. hakkı devrim nedeniyle medya kralından daha iyi olamayan programdır ayrıca.
offf manga'nın beni benimle bırak canlı performansı süperdi...
medya arkasında koptum.
aydemir akbaş gibi duayen gelmiş hiç konuşmadı halbuki ne eglence çıkardı okan pek degerlendiremedi demiycem çünkü elinden geleni yaptı...
dügün dansının adının komparsita olduğunu ve bir türkün bestelediğini duyunca çok şaşırdım...kim oldugunuda merak ettim şahsen google dım ama yoktu google da...
okan bayülgen'in aydemir akbaş'la ilgili olan herşeye intizamla yaklaşımını anlamadığım gecesidir...
her geldiğinde aynı şeyi yapması dikkatimi çekmiştir. diğer erotik komedi oyuncularından olumlu yönde bir farkı olmamasına rağmen fikrimce sadece mektep ten abisi olduğu için kayırması oldukça ilginçtir. ayrıca okan bayülgen'in bende olsam o dönem erotik komedilerde oynardım demesi bir hayli şaşırtıcıdır çünkü şimdiye kadar yaptığı tüm işlerde belli bir kalite de olması özenini göstermiş olan birisi olarak sinemasal açıdan ve diğer tüm açılardan seviyesi bu kadar düşük filmlerde oynayabilecek olması gariptir...
bu geceki konukları of aman nalan, aydemir akbaş, şafak sezer, nefise karatay ve seray sever'di.
şimdi efendim, nalan'a kimse programa katılırken bir uyarıda bulunmadı mı? diye sormak istiyorum. arkadaşım o ne saç, o ne makyaj ya? gerçekten rezalet bi haldeydi. hadi dış görünüşü geçtim. geç kalmıştır vs. peki okan'ın orada bi cihazdan çaldığı salimin şarkısı olsun, condom olsun, helinin şarkısı olsun, bunlara sanki rezil şarkılarmış gibi yorumlar yapması. tamam yapabilir, tamam belki de reziller. ama senin daha geçenlerde söyledeğin "acemi balık gibi dağları dolanıp..." şarkın ne olacak. hadi söyledin, bari klibinde iki elinin avuçlarını birleştirip sağa sola sallamasaydın.
herkesin farkettiği gibi aydemir baba, bi itici olmuş. keşke olmasaymış ama olmuş. yaşlılıktan heralde. şunu itiraf etmem gerek. evet bugün program çok kötüydü. tamam kötü programları reyting alıyor o ayrı. ilk 1 saat saat izledim ve tv yi kapatmaya karar verdim. ulan dur be dedim kendime belki aydemir bi küfür eder. canlı tanık olayım dedim. 3 saat izledim ve küfür çıkmadı. benim olayım buydu bu gece.
diğer konuklar için kısaca yorum yapmak gerekirse; nerde o eski seray sever? dedik. eski seray gitmiş çirkin bi kadın gelmiş yahu. ne olmuş bu kadına. türkiyenin en seksilerinden seray gitmiş. tipi kaymış bi kadın gelmiş.
program en üzüldüğüm noktalardan biri ise nefise olmuştur. orada dünya güzeli bir kadın oturuyor ama 3 saat boyunca neredeyse hiç konuşmuyor. ne o konuşmak istiyor, ne de okanın onu konuşturma çabası var.
şafak sezer bildiğiniz gibi zaten bir değişiklik yok. arada güzel espri yapıyor arada sıçıyor. ama genel olarak iyi. severiz.
konukların gözlerinde aydemir akbaş gerginliğini hissettiğim programdır. okan hareketlendirmek için elinden geleni yapıyor ama konuklar ve seyirciler aydemir akbaş'ı anlamıyor ve sevemiyor. haksız da değiller hani. tv ekranlarında son gördüğümüz aydemir akbaş figürünü sevmedik. hele bu sapkınlıkları destekleyici küfürlerle ona buna bağırmasını da unutmadık. kötü olanı unutmama gibi bir durumumuz varken aydemir akbş'ın proje tercihlerini de kişiliğini de kötü bulduk. vardır tapanı, pohpohlayanı hemde en az tahamül edemeyeni kadar çoktur.
gs lisesinden bahsediceksin, edebiyat aleminde ahkamlar verip kendinden 60 yaş küçük insanların bunu bilmeyişine kızacaksın, 80inde şans eseri öğrendiğin bilgiyi entelektüelmiş gibi satacaksın, kızdırmayın küfür çıkar benden bakışını da taktın mı ooohhhh.. kariyerinde porno filmler ve ibrahim tatlıses'ten başka birşey olmayan aydemir akbaş'ın bu cürretsizliğine dayanamayıp tv'yi gecenin en saçma maçı olan nyk çevirdim.
not= manga'nın canlı performansı müzik açısın çok doyurucuydu.