ece toprak mı artık adı her neyse farklı görüneceğim diye yırtınması programı çekilmez yapıyor... sizi bilmem ama ben şu an hayretti'ni izliyorum, daha güzel ve daha komik, verdiği mesaj da çok güzeldi. okan iyice baydı artık.
gecenin bombası victor hugo sefilleri buldu espirisi ile atilla taş'tır.konfüçyus'da çini buldu lafı ile üstüne tüy dikmiştir.dj hatunun bu kafayla lafı da kafasının uçucu madde kullanımına bağlı mala bağlama sekmesinde olduğunun kanıtıdır.
ya bu feyyaz nedir be. okan; bülent polat, engin günaydın, gürgen öz den sonra sağlam birini bulamadı ya. bir ara hayrettin de geldi ama tutmadı. bu program sadece okan la yürümez. bir yardımcı olması lazım.
atilla taş ne kadar kolay gaza geliyor. ece toprak neden rahat olmak için tuhaf bir çabaya girmiş. nefes adlı kadın neden şarkı söyleme ihtiyacı duymuş. kerem kupacı nasıl bu kadar serin kanlı bu kadar delinin içinde...
bir kaç tane mal ünlünün mal hayatı üzerinden ve facebook'taki şaklabanlık videolarını izletmekten başka bir bok yapmayan program. eğlenceli. ama yararlı olduğunu düşününen varsa yanılıyor.
birilerinin hala aşağılanmaya devam edildiği program. anlamadığım mesele, herkes herşeyi sevmek zorunda mı? yani tiyatroya gitmeyen, onun yerine başka zevkleri olan birileri cahil, zevksiz biri mi oluyor. eski toprakta hala bu algı mevcut. illa ki tiyatroya gidilecek, illaki türk sanat müziği dinlenecek. ben türk sanat müziği sevmem ama klasik müzik konseri de kaçırmam. şimdi ben mal mıyım? tiyatroya çok nadir giderim ama operaya çok sık giderim. neden popüler kültür diye bir kültür inkar ediliyor? okan bayülgen an itibariyle fransız mürebbiyelerden eğitim almış elit kesim bebeleri gibi halk kesimi olan seyircilere ayar vermektedir. bir kere onlar olmasa sen olmazsın ciğerim. bu arada erkan özerman'ın boynuna taktığı fular-kaşkol arası şey aynı perdelik kumaşa benziyor. bu kadar kalın fular mı olur!
gece gece aldığımız nadide fransızca eğitimden sonra ''popüler kültür'' olarak ''adlandırdıkları'' neslimiz tekrardan yerler altına alındıktan sonra rahat rahat yatağımıza gidebiliriz. gün geçmiyor ki annelerimizin babalarımızın nesli, bizim neslimizi küçümsemesin, gün geçmiyor ki günümüz gençliğinin boktan yaşam tarzı zevk alınarak eleştirilmesin. ancak merak ettiğim bir konu mevcut hali hazırda. bu boktan neslimizi kimler yetiştirdi ve bugünlere getirdi? bu neslin izledikleri, dinlediklerini önlerine sunan kişiler, bu fransız mürebbiyeler tarafından yetiştirilen nesil değilmidir, tiyatrolardan dışarı çıkmayan nesil değilmdir. bize yarı robot yarı insan kılıklı kişileri sunmadılar, günden güne kendini geliştirerek ilerleyen sabah programlarını bize izletmediler, tam tersi dostoyevski, gorki ya da kafka okumamızı tavsiye ettiler de bizler hayır dedik ve bu şekilde bir yaşam tarzını benimsemişiz gibi davranılmaktadır. bir geyik vardır uzunca bir zamandan beri süre gelen, ''bu ülke bu hale gelirken siz ne yapıyordunuz baba'' diye. şimdi birde ben sorayım, bu ülke bu hale gelirken siz ne yapıyordunuz bir üst nesil?