okan bayülgen in bayık geyiklerini senelerdir izleyip bir de burda ben okan ı sevmiyorum demenin ne anlamı var çözebilmiş değilim. okan bayülgen i de programını da sevmem, izlemem velhasıl eleştirmem.
konuşmayı bilen konuklar alınca, bu haftaki gibi eğlendiriyor. yakın tarihte, o eleştirdiğimiz programlardaki yegane eksiklik buydu galiba. uygun cümleyi çıkaramıyorum şu an ama, her hafta en az 2 şarkıcı, göstermelik olarak gelip sus pus oturan 2 meme yani manken kişisi, 1-2 tane de sinema yada tiyatro sanatçısı.
tüm program o 2 tiyatro yada sinema sanatçısının üstüne dönerdi zaten, onlar sürüklerlerdi. Okan, şarkıcı kişi üstüne 2 hiciv dolu laf söyler, şarkıcı kişisi anlamaz güler, sonra tekrar okan programı sürükleyen o 2 kişiye döner. belli oluyor zaten okan'da kiminle konuşurken ne amaçla konuştuğu. hatta program başında kimlerin geleceği açıklanınca kimin üstünden nasıl muhabbetler döneceği de belli olurdu.
bu hafta, salak şarkıcı ve manken kısmında kimse yoktu. okan, o rolü göksel'e biçmeye çalıştı program alışkanlığı olarak galiba, çünkü kendisinin de gayet göksel'i ve yaptığı işi beğendiğini düşünüyorum. sadece programın devamlılığı açısından. kimse de göksel'e "aaa salak salak tavırlar" demedi hiçbir yerde. en fazla denilen "sarhoş galiba". Bu da Göksel'in üstümüzde bıraktığı intibayı gösteriyor zaten. saygı duyduğumuz. onla da eğlendik, acıyarak gülmedik.
bkm tayfası da ne kadar eleştirilse de samimi geliyor bana. itici tavırlar illaki var. olmasa, kusursuz olsalar samimi olmazdı zaten. sadece bu programda çokça kendi aralarında espri döndermeye çalıştılar sanki.
ama tekrar sonuna kadar izlenebilirliği üst seviyelerdeydi.
an itibarile izleyemediğim için üzüm üzüm üzüldüğüm programdır. devlet yurtlarının gözü çıksın emi 12de kantin mi kapanır yaw hem de yaz zamanında idda ediyorum 1200 kişilik kız yurdunda okanın programını izleyecek 200 kişi bulabilirim...
Bu gece Okan'ın medya arkasını rüyalarınız hayrolsun teyzede yarım bırakıp sonradan unuttuğu program olmuştur. bir de programı kapatırken kafa sallayarak arkana bile bakmadan o stüdyodan çıkışın yok muydu okan beni benden aldın.
bebek teki villasının mimarına mı kızmış nolmuş anlamadım, telefonla bağlanan mimar adayı üzerinden topluma mesaj vermekle meşgulmuş. selamlar okanjıım...*
Nietzsche derki "insanlar ışığa sadece aydınlanmak için değil birazda parlamak için gelirler"; okan seninde ruhunun ve kişiliğinin eksik Legoları göstermektedirki birazda parıldamak için o kendinde bulduğun eksiklikleri daha güçlü bir ışığın yanına sızan sinek gibi örtmektesin. Hayako kepkin hayranlığında kendinde eksik bulduğun erkeksi yanın froydiyan beğenisidir, hoş o da senin gibi naylondur. Ve nietzche derki "dostlarını bir ısır bakalım gerçekten dostun mu, dişerlini çıkarıyorlarmı"; sen o üstün tuzu kuru entelektüelliğinle herkesi eleştirirken güç aldığın müridlerini bir ısır bakalım dişleri var mı görelim. onların dışında herkesi eleştirirsin çünkü senin 2 yüzlü simbiyotik bir yaşam tarzın var. Kendi tarikatının şeyhisin bir derebeyi kadarda ilkelsin "kanalizasyon"; adlı filmde battığın için değilmidir kondom reklamlarından medet umuyorsun. Kendine Müslüman okan. Elektronik gitar demişken okannn haykoya sorulan sorular seninde gerer çünkü sen o ilkel diye beğenmediğin halktan daha bağımlı daha dogmatik daha fırsatçısın artık hülya avşarı rahatça yerden yere vurabilirsin çünkü hülyanın herhangi bir ekonomik gücü kalmamış batmıştır artık kanallardan para kazanmaktdaır eeee sende fırsat bu fırsat ezerek egonu tatmin et.
göksel'in nur yağmışçasına parıl parıl parladığı program. aşık oldum resmen, hayran hayran bakıyorum. şimdi hazır reklam da girmişken seni bir nba maçına değişeceğim göksel. hoşça kal.
eser yenenler'in ellerinin tir tir titrediği programdır. bkm gibi, körler sağırlar birbirini ağırlar tiyatrosuna benzemiyormuş demek ki okan bayülgen'in programı.
- evet, nasıl buldunuz oyunu, zili çalalım mı? olmuş, olmuş...
aylardan sonra ilk defa izlenmeyecek olan programdır. bkm ekibinin büyük tiyatrocuları(!) orada. kanal d nin programı olmasaydı bkm ekibini çıkardığı için okan bayulgene sayacaktım. neyse. hadi size iyi eğlenceler. yarın medya kralında görüşürüz.
edit: elbette bu programlar okan bayulgen için izleniyor konukları için değil, beyaz değilki bu sadece güzel konuk geldiğinde izlensin. okan bayulgen her hafta kendini izletir. ama bkm ekibine okan bayulgen varken bile tahammül edemeyecem.
bir ara korkutuğum acaba disko kralı farklı bir yeremi gidiyor diye düşündüğüm ama son haftalarda toparlandığını görüyorum ve sokak müzisyenlerini çıkartarak kendisinin dediği gibi hayat sokaklarda,gerçekler sokaklardanın bir kanıtıdır.
sokak şarkıcılarını toplayarak konuk sıkıntısını çözmüş program. bence daha iyi bir olmuştur. her gün gördüğümüz ünlülerin ve kasvetli muhabbetleri yerine daha doğal belki acemice muhabbetler dinlemek güzel geliyor. fırat tanış ı orada görmek güzel oldu. biraz fazla efendi durdu. ama yine soft magazin lafına ''konulu magazin var mı?'' şeklinde bir cümle ile yardı. fransa hikayesinin sonunu çok merak ettiğim program olmuştur. bir dahaki programda devam etmesini diliyorum. bu arada eşcinsel arkadaşından borç para alma olayında herkesin içine fesat düşürmüştür. konuya lütfen açıklık getirsin. sonuçta önce kameran sonra yusuf şimdi fransa da eşcinsel arkadaş kıllandım. *
bu geceki ukalalığını çok özlediğimi farkettiğim ve yıllardır izlediğim okan bayülgen programı. hatta kimi zaman eposta atmışlığım da vardır kendisine programla ilgili tepkilerimi falan, okudu mu okumadı mı bilemem. geçenlerde bir defasında çalıştığımız şirketin (onun eskiden program yaptığı tv) tuvaletinde karşılaştık yanyana geldik ama utancımdan merhaba bile diyemedim. ulan şimdi vay baba naber dersem ne kadar yavşak lan diye düşünecek diye. o cool ben cool bir biçimde işedik birbirimize bakmadan. ne kadar salağım. ulan senelerdir izlediğin adam bir merhaba desen n'olur. olmaz işte görgüsüzlük olur. rahatsız ederiz diye düşünürüz biz.
son zamanlarda en fazla izlediğim programı muhabbet kralı. geçen hafta alışveriş konulu programda kendisiyle anlattığı bazı konular kafamı kurcaladı ve moralimi bozdu bile diyebilirim. insanların büyüdükçe ve çok para kazanmaya başladıkça paralarını neye yatıracaklarını şaşırdığını, mesela prodüksiyonla ilgili bir iş yapıyorsa bi kamera bi kamera daha ve hatta bi kamera daha aldığını ve muhasebecisinin harca oğlum harcaman lazım demesiyle ilgili bir takım kelimeler sarfetti.
içim cız etti sözlük. çünkü ben bu yaşıma kadar sadece iki tane kamera sahibi olabildim. ikisi de amatör kamera. ilki elime aldıktan 2-3 ay sonra benim olmayan bir borç yüzünden icraya gitti. oysa yeni doğan bebeğimi çekecektim be sözlük ilk yürümesini, ilk konuşmasını falan. ama kısmet değilmiş. şimdiki ise kısıtlı imkanlarımla alabildigim yapabilecekleri gayet kısıtlı amatör bir kamera.
bir kamera bir kamera daha ve bir kamera daha... ne kadar trajik bir cümle benim için. şimdiki idealim bir 5D veya 7D alabilmek ama ev kirası, çocuğun okul masrafları, su, elektrik doğalgaz, evin geçim derdi vs vs. her ay kenara atabildiğim para o kadar az ki. mutlaka bir başka adrese gidiyor. hatta çoğu zaman olmuyor bile. of be hayat ne kadar da adaletsizmişsin sen.
bir kamera bir kamera daha ve bir kamera daha... hem de sanırım bu bahsettiği kameralar profesyonel falan. çok fena çok. nasıl adaletsiz bir dünyaymış lan bu.
geçen hafta kadar komik olmasa da kendi çapında esprilerler klasik komikliği üstünde olan ama bu hafta daha çok sosyal içeriği ile dikkat çeken özellikle "sokak şarkıcıları" adı altında bir bölüm oluşturulması gerektiğini düşündüğüm programdır.
hem gitara hem çelloya doyurmuştur bizi, sırf bu yüzden bile ayakta alkışlarız...
editledim: final cidden çok iyiydi, sabaha kadar sürse dinlerim gibi geldi valla.