esasen insanlar arasında uyulması gereken asgari görev ve sorumluluklarla beraber, insanı tanrıyla ilişkilerini ve görevlerini de tanımlayan ve belirleyen; kendine özgü soyut (cennet ve cehennem) ve somut yaptırım araçları olan, öncelikle vicdani daha sonra da sosyal bir müessesedir ve özgün inanç sistemidir. Ayrıca din insanları deneme yanılma zahmetine sokmadan bazı konularda insana bilginin sermayesini de sunar..
Örneğin zekat müessesesini ele alalım. islam dini zekatı zenginin fakire bir ihsanı olarak değil; -sosyalistlerle liberaller tartışadursun- fakirin zengindeki hakkı olarak görür. Bu konuda izahatı da bireye bırakır ki çoğu ayette sık sık tekrar edilegelen "efela yetefekker^ün" (ne kadar da az düşünüyorsunuz) ikâzı da insana bir nevi teşviktir. Şimdi bir beyin jimnastiği yapalım.. Ben bir fırıncıyım, ekmek üretiyorum.. Ekmeğin bana maliyeti ne kadar, 15 kuruş, peki ben ne yapıyorum, tüketicinin takatinin kaldırabileceği daha yüksek bir fiyat belirleyip -mesela 60 kuruş- o fiyattan satıyorum. Şimdi burada üretici üretim faktörünü elinde bulundurma avantajını kullanıp, tüketicinin zor durumunu suistimal ederk daha yüksek bir fiyattan satmış oluyor.. Bu türlü bir suistimal kesinlikle önlenemeyeceğine göre islam dini zekat müessesesiyle bir nebze de olsa piyasanın dezavantajlı sınıflarının hakkını korumuş olmaktadır.
=>Hz Muhammedin atadığı ilk memur zekat memurudur.
=>Hz muhammedin vefatı sonrası çıkan ilk savaş zekat vermek istemeyen işgüzar gerici müslümanlara karşı yapılmıştır.
=>Koyun keçi davar gibi hayvanların zekatı 1/10'dur.
=>Zekat oranı bazılarının sandığı gibi her kalemde 1/40 değildir, Hz Ali 1/40ı cimrinin zekatı diye tanımlar.
islamiyette din: dünya ve ahirette insanları mutluluğa ulaştırma yoludur.din bir inanç sistemi bir yaşayış şeklidir. bütün toplumu bir bütün olarak huzur içinde yaşayabilmesi için gerekli olan ortamı hazırlar.dünyada bir çok din vardır.yani tek din islam değildir ama tek hak din islamdır.bunu kur-an daki sizin dininiz size bizim dinimiz bize ayetinden açık şekilde görüyoruz.tabiyki bu inanlar için anlaşılabilecek şeydir.dine inanmayanlar olabilir allah'a da inanmayanlar olabilir ama bu inanmayışlar kıyameti en acı şekilde yaşamamızı değiştirmeyecek.
allah yok din yalan diye bir şey vardı bir aralar. aklıma geldi şimdi. yani dünyada onlarca, yüzlerce din varken her milletin bir tanesine inanıp, o dinin şartlarını yerine getirmesi ne kadar komik değil mi? yani sen şimdi mesela türkiye'de bir yerden para geliyor, şansın yaver gidiyor, allah'a dua ettim oldu diyorsun ya, amerika'da bir insan da çarmıha gerilerek tanrı'dan yardım istiyor ve sonrasında o yardımı olunca seviniyor, tanrıya şükrediyor. demek istediğim yani, anlamışsınızdır.
hindistan'da din yüzünden ineklere saygı gösteriyorlar. biz buna ne kadar saçma olarak bakıyorsak, onlar da bize sabahtan akşama kadar aç kaldığımızda öyle bakıyorlar. ama biz bunu göremiyoruz işte. allah birdir peygamber de onun elçisidir. tek bildiğimiz bu. ve tek öğretilen de bu.
uzun yıllardır insanlar için bir düşünce aracı haline gelmiş, özünde çok daha farklı olan bir şey. ateizmin verdiği delillerin, karşı çıktığı dinlerin verdikleri deliller kadar tutarsız olduğu çoğu kişi tarafından bilinmekte. bunu harvard ve cambridge mezunu patrick glynn bir kitabında çok güzel bir biçimde açıklamış. glynn, bir dergiyle olan röportajını da şöyle bitiriyor:
"20. yüzyılın büyük bölümüne egemen olan sekülarizm artık geçerliliğini yitirdi. Sekülarizmin objektif bir gerçeklik olduğu sanılıyordu; artık o, sadece farklı dünya görüşlerinden birisi hâline geldi ve zemini de giderek eriyor. 21. yüzyıl, 20. yüzyıldan daha dindar olacak. Ama soru şu: Hoşgörülü ve barışçı bir din anlayışı mı, yoksa çatışmacı bir din anlayışı mı yükselecek? Kuşkusuz her sağduyulu insan, birincisini diliyor."
din, beyni olan her insanın başvurması gerektiği yoldur.insan öyle bir mahlukattır ki, at gözlüğüyle bakmasını sever ve o beyinciğin nerden geldiğini araştıramaz olur.yinede bir umudtur ki, 80 yaşına gelip prostat olduğunda en azından düşünecek bol vakti olacaktır.
herşey hz. ibrahim ile başladı. iki kadından iki oğlu oldu. sonra tanrı'ya dua etti. benim soyumdan gelenler peygamber olsunlar diye. denilen o ki duası kabul oldu.
sare'den çocuğu olmuyordu, hacer'den çocuğu oldu. (bkz: hz ismail). sonra sare bunları kıskanıp sürgüne göndertti. sonraları sare'den de erkek çocuğu oldu. (bkz: hz ishak)
ne olduysa ondan sonra oldu ve dinler torunları tarafından paylaşıldı.
insan ırkının maruz bırakıldığı en büyük saçmalıktır efendim din.
tamam bundan 2000 yıl önce veya 1500 yıl önce mantıklı olabilir, çünkü insanlar yeterince bilgili ve bilinçli değillerdi etrafındaki insanlar ve olaylar hakkında, bu yüzden onları korkutarak iyilik yapmaya sevk edecek bi olgu lazımdı bunu da din olarak bir şekilde topluma empoze ettiler. insanlara "allah korkusu" vererek kötü ve zararlı davranışlardan kaçınmalarını sağlamıştır ve bu konuda da başarılı olmuştur. gel gelelim günümüzden geçmişe bakalım, din nedir? her dinin bize söylediği ortak bir şey vardır. insanların büyük bir kesmini de bu zamana kadar da inandırmayı başarmıştır.
dinlere göre* yukarda çok büyük bir varlık vardır, hayal bile edemeyiz, bu büyük varlık bizim her hareketimizi inceler, nereye gidersek bilir, ne yapacağımızı bilir. ve bize bazı yasaklar göndermiştir yukarıdan.. eğer sen bu koca adamın sana koyduğu yasakları yaparsan; seni ateşlere atar, işkence çektirir, canına okur.. ama her nasılsa seni aynı zamanda çok sever.. bunu aklın mantığın alması kabul göremez.
bu din denen meret binlerce yıl önce toplumlara yarar getirse de şu an zarar verdiği tartışılmazdır, ah şu muhammed kalksa da arkadaşlar o aralar toplumun düzelmesi için bunlara ihtiyacı vardı şu an aklınızı başınıza alın dese keşke. annem ben küçükken, eğer onun istemediği bir şeyi yaparsam bana "bak allah taş eder" derdi ve bunu o kadar çok kullanırdı ki üzerimden atmam bunun izlerini gerçekten uzun zaman almıştı. çocuklarımızı istediğimiz şeyleri yapsın diye korkuttuğumuz olaya bak ak.
insanların senin dinin, benim dinim dinimden farklı diye içine girdikleri savaşları anlatmamın gereği lduğunu düşünmüyorum. ben susayım rakam konuşsun, 123 tane din savaşı olmuştur. eğer yukarıda böyle bir güç varsa eğer bu savaşlar dünyanın şu anki ve geçmişteki düzeni, bizi sikine bile takmadığını gösterir.
tamam ilk insan, ilk canlı veya ölümden sonrasının bir açıklaması olmayabilir, bu yüzden ben şahsen inanıyorum bir yaratanın varlığına ama bu yaratan bana anlatıldığı gibi değil çok daha farklı olacağına inanıyorum.
tarihte hiçbir din, hiçbir dönemde rasyonel bir temele sahip olmadı. din, yardım olmadan billinmeyenle başa çıkamayacak kadar zayıf insanların koltuk değneğidir. Robert Heinlein
din yol demektir. ateistin de kumarbazın da para gözün de pornocununda kendine gore bir yolu yani dini vardır. dinin bu anlamı daralarak manevi inanç anlamında kullanılmaya başlanmıştır. din çağlar boyunca sömüren güclerin en etkili silahı olmuştur. allah sevgisi allah korkusu adında bir kavramla yer değiştirmiştir. yobazlığın kendini en çok ön plana çıkardığı dogmatik olduğu idda edilen ancak herkesin kafasına gore at oynattığı inanç sitemidir. çok çeşitlidir. katı kurallara sahiptir. yahudi doğan insanın ağzıyla kuştutsa dahi cennetin kapısından içeri giremeyeceği bilinir. (bkz: dinler tarihi)
insan sorgulamayı bilen organizmalar bütünüdür. ilk ortaya çıktığında insan için, kendi yapabildiklerinin dışındaki şeyler olağanüstüdür. Bunun içindir ki, kendilerini besleyen barınak sağlayan ormanlar, beslenmelerini sağlayan hayvanlar ve bitkiler, susuzluklarını gideren göller, nehirler, yağmur kutsaldır. Buna tapınmışlardır. Sonrasında ise bundan daha büyük bir güç olmalı mutlaka demişlerdir. Çünkü ateşi bilmeyen ilkel toplumlar yaşam alanlarını, yiyeceklerini yakarak yok eden yıldırım ve şimşeklere olağan üstü gözüyle bakmıştır. Çünkü ateş insanoğlunun yapabileceği bir şey değildir. O insanlara ceza olarak yaşamlarını, ormanlarını, ormanların içindeki avlarını yok eden, kimi zaman insanı hedef alan öldüren bir olgudur. Neden insanları cezalandırmaktadır? Mutlaka yaptıkları kötü şeylere ceza olmalıdır. Bu sebepten ateşe, yıldırımlara, şimşeklere tapınmışlardır. Ama ondan da büyük bir gök vardır. Geceleri ay, yıldızlar onlara yol göstermiş, gündüzleri güneş onları ısıtmış, yaşamlarını sağlayan yiyeceklerini büyütmüştür. Bu sebepten, gökyüzüne, aya, yıldızlara güneşe tapınmışlardır. Bunlar hakkında efsaneler mitler oluşturmuşlar, onları o anda yaşamlarını etkileyen ne varsa onunla birleştirmişlerdir. Ama daha sonraları gök yüzünün de hareket halinde olduğunu anlamışlardır. Yıldızların yerleri değişmekte, bir gün var olan yıldız öteki gün yok olmaktadır. Demek ki onları da hareket ettirebilecek kuvvette bir güç olmalıdır. Aynı zamanda insan bir et parçasının hareket edemediğini görmüştür. Nasıl olur da et parçalarının birleşiminden oluşan organizmalar, hayvanlar insanlar hareket edebilmektedir. Veya neden öldükleri zaman hareket edememektedirler. Bunu sağlayan bir güç olmalıdır ki, vücudu terk ettiğinde vücut çürümektedir. Ruh mutlaka olmalıdır. Her şeyin bir ruhu olmalıdır ki, düzeni sağlayabilmelidir. Ve insana hareket sağlayan ruh mutlaka dış dünyada da bulunmalıdır. Yoksa rüzgar, güneş, gökyüzü, ay, yıldızlar veya uzay nasıl hareket edebilsin. Bunun adına ilah denmiştir. ilah!!!
Din sorgulamayı bilen insanın, sorgulayarak varolduğunu düşündüğü, "biz buna tapınmalıyız yoksa bu gazabıyla bizi depremler, fırtınalar, yangınlar, seller aracılığıyla cezalandıracak" diye tapındığı ama daha sonra buna tapınmazsak günah işleriz ve yine bizi gazaba sürükler diyerek sorgulamayı kestiği şeylerdir. Buna tapınmazsak eğer bize ölümümüzden sonra sağlayacağı cennet gibi şeyin yanında cezalandırmak için var ettiği cehennem de vardır mutlaka. Ve kötü ruhlar vardır. Şeytanlar, iblisler, cinler.
Aslında insan hala ilkeldir. Düşünsenize, hala inandıkları ilahi ruhu farklı tanımladıkları için birbirlerini öldürmekte, birbirlerinin ruhlarını almaktadırlar.
dinimi* sevsem de milyonları öldüren bir şeydir bu "din" denilen. rockefeller ailesinden birinin bir sözü vardı, hiç unutmuyorum: "iyi ki bu "din" denilen şeyi icat etmişler. yoksa nasıl para kazanacaktık bilemiyorum".