hiçbir millet tarafından kaybedilmemesi gereken şeylerin başında gelir. türkçemiz içinde geçerlidir bu durum farklı diller insanlara farklı bakış açıları ve algılar kazandırır. bir insan ne kadar çok dil bilirse o kadar farklı noktalardan bakabilir demek yanlış olmaz. şuan yitmekte olan bir belki de bir şaire veya yazara dünyanın en güzel satılarını, dizelerini yazdıracaktı kim bilir. dillerin farklı faydaları olduğu için çoğu ünlü filozofların almanlardan çıkmış olmasını dillerine bağlıyorum tabi diğer faktörlerin etkisi yadsınamaz.
Duygu, düşünce ve dileklerimizi anlatmaya yarayan işaretlerin daha çok, ses işaretlerinin hepsine birden dil denir. Dil, düşüncenin, daha geniş anlamıyla içbenligimizin aynasıdır.
bir insanın en iyi kullanması gereken şeydir dil. kafada oluşturulan düşüncelerin doğru olarak karşı tarafa iletilebilmesi için zengin bir dil bilgisine ihtiyaç vardır. iletişim çağında insanı her zaman bir kaç adım ileri götürür.
büyükada' nın batı kıyısındaki burnun adı. şarkılara konu olmuştur.
"yine bu yıl ada sensiz içime hiç sinmedi
dil'de yalnız dolaştım hep, gözyaşlarım dinmedi
ben de şaştım nasıl oldu, yüreğime inmedi
dil'de yalnız dolaştım hep, gözyaşlarım dinmedi"
problemlerin başlangıç noktası. başarılı dahi olsanız sadece dilinizle müthiş antipatik olabilirsiniz. en güncel örnek zannediyorum ki bülent uygun'dur. çoğu kişi ondan nefret etmiş ve sivasspor'un yaşadığı hezimete üzülmemiştir. keşke fatih terimleşmeseydin bülent, tutsaydın dilini, yapsaydın işini.