"butun canavarlarin en soguguna devlet denir.. 'ben ulusum, milletim ben' iste boyle bagirir o soguk canavar.. yoldaslarim. eski tanriyi yenen sizler savasinizdan yorgun dustunuz.. simdi bu canavar yorgunlugunuzdan faydalaniyor iste.. oraya, devletin bittigi yere bakin, gormuyormusunuz orada gokkusagini ve koprulerini ustun insanin?"
Söylenen her lafı duymalıyım. işte, böyle psikolojik bir halden kaynaklanıyor devletin, insanlarını
dosyalama sistemine başvurması,diye düşünüyorum. Devletten habersiz hiçbir iş yapılmamalı!
Onun anlayamayacağı kelimeler çıkmamalı yurttaşların ağzından.Devlet beş yaşında bir çocuk gibi.
Onun seviyesinde konuşulmazsa, büyüker gezmeye giderken yanlarına alınmazsa ağlamaya, kırıp dökmeye başlıyor.
Dünyanın bütün devletleri böyle. Yataklarından kalkamayan insanlar gibi. Kaprisli yaşlılar gibi!
Her şeyi bilmek istiyorlar. Yurttaşlarının nasıl seviştiğini, evde en çok kimin küfrettiğini.
HEr şeyi! Herhangi bir yurttaş isyanının hayat bulduğu gün, yüzlerine vurabilecek güçte oluyorlar,
pisliklerini herkesin. "Sen, annenin ölmesini istiyordun! Sus! Sense otobüste yaşlılara yer vermiyorsun! Sen de
sus! Arkadaki şişko! Sen, daha dün küçük kardeşinin ekmeğini çalarken nasıl olur da, bugün bana, devlete karşı gelirsin?"
diyerek susturmak için bilmek istiyor herşeyi. Her insanın bir utancı vardır. Devletin görevi kullanma günü gelene kadar
bu utançları toplayıp saklamaktır.
"yönetilmek, ne bunu yapacak hakka, ne bilgeliğe, ne de erdeme sahip yaratıklar tarafından, gözaltında tutulmak, casus gibi izlenmek, idare edilmek, yasalara bağımlı kılınmak, sayılmak, kaydedilmek, fikir aşılanmak, vaaz verilmek, denetlenmek, hesaplanmak, değer biçilmek, sansür edilmek ve emredilmektir. yönetilmek her türlü işlemle, her türlü hareketle not edilmek, kayda geçirilmek, sıraya alınmak, değeri belirlenmek, lisans verilmek, yetki verilmek, nasihat edilmek, yasak koyulmak, reformdan geçirilmek, düzeltilmek ve cezalandırılmaktır. yönetilmek, kamu yararı gerekçesiyle ve genel çıkarlar adına yükümlülüğe bağlanmak, yetiştirilmek, soyulmak, sömürülmek, tekellere bağımlı kalmak, zorbalığa maruz kalmak, köşeye sıkıştırılmak, gizemlerle büyülenmek ve yağmalanmaktır; en ufak bir direniş ya da yakınma sözcüğü karşısında baskıya uğramak, ceza görmek, aşağılanmak, taciz edilmek, takip edilmek, istismara uğramak, sopayla dövülmek, silahsız bırakılmak, hapse atılmak, yargılanmak, mahkûm edilmek, kurşuna dizilmek, sürgüne gönderilmek, feda edilmek, satılmak, ihanete uğramaktır; alay edilmek, gülünç düşürülmek, öfkelendirilmek, onursuz bırakılmaktır. devlet budur, onun adaleti budur, onun ahlakı budur."
sınıflı toplumlarla birlikte ortaya çıkmış ve egemen sınıfın sömürülen sınıfı ezip bastırması için kullanılan bir aygıt rolu oynamıştır. kısacası günümüz için konuşursak burjuvazi bu baskı aygıtını hoşuna gitmeyen bir şeyler olduğunda hemen kullanır ve ülke çapında terör estirir.
iki ayrı biçimde yorumlanan olgu. ilki klasik ayrıksı devlet anlayışı. buna göre devlet toplumdan bağımsız bir olgudur ve kendi işleyiş mekanizmaları vardır. bu modelleme de işleyiş mekanizmları insansızlaştıralarak toplumdan koparılması ve fetişistleştirlmesi devletin ayrıksı yapısının geçersizliğini ortaya koymaktadır.
diğer yorumlama biçimi ise toplumsal ilişkiler biçiminde düşünülen devlet modelidir. buna göre devlet hakim sınıfın elinde toplumun politik ve ekonomik olarak düzenleme aracıdır. bu modellemeye dair yapılan eleştirilerden biri de devletin konumuna dair bir yapı bırakılmamasıdır ve mekanik bir işlevsellik sağlanmasıdır. işin garibi bu eleştiriyi yapanlar toplumsal ilişkilerin boyutunu mekanik bir biçimde yorumlayarak tarihi ve nesneyi parçalayıp atmalarıdır.
Meşru güç kullanma tekeline sahip yegane yapılanma.
Devletin gerekliğini anlamak için, aslında insanların neden devlet kurmaya ihtiyaç duyduklarını ve kendi sınırsız haklarını bu üst otoriteye terk etmeyi tercih ettiklerini iyi analiz etmek gereklidir.
vatandaşının kurduğu her türlü iş yerine ortak olur... ama tam bir kahpe ortaklıktır bu zararda kıçını döner ama kar ettiğin zaman ensene yapırış ve tabiri caiz ise kanını emer...