En küçük kurumda bile bir yönetici, yöneten şart. Mesela bugün apartman yöneticisi seçildi. Apartmanda oturanları bile yöneten birileri var. insanoğlu neden yapamıyor birşeyleri birileri olmadan. Zor birşey mi bu yani.
en eski çağlardan günümüze dek soymadan zengin olunamayacak günümüz resmi hiyeraşisin zirvesi. ayrıca antik çağ filozoflarından platon'un iyi bir şekilde yönetilmesi için başında bilge kral olması gerektiğini savunduğu iyi ütopyasının ismi. bizim için tanımını soracak olursanız, neyse...
filozof platon(eflatun)'un yazdığı, toplam 10 kitaptan oluşan, ideal devlet ve toplum düzeninin nasıl oması gerektiğini, doğruluk-eğrilik, bigelik gibi temel kavramlardan yola çıkarak değerli hocası sokrates'in ağzından anlatarak irdelemiş olduğu eseri. ideal devlet düzeni konusu ile ilintili olarak birçok psikolojik ve sosyolojik olgunun da tozu alınmıştır geçen diyaloglarda.
- kötünün iyiye zararı, iyi olmayandan daha çoktur.
- kötülükten başka şeyi gülünç bulanlar, çılgınca tutkulardan, kötü alışkanlıklardan başka bir şeyi alaya alanlar, boş insanlardır.
- filozof yaradılışın değerleri bile kötü bir düzenin boyunduruğu altında insanın kendi yolundan uzaklaşmasına sebep oluyor.zenginlikler, iyi saydığımız özellikler de öyle.
- kendi yararlarına düşkün açgözlü kimseler başa geçer ve başta olmayı keselerini doldurmak için bir yol sayarlarsa, orada artık iyi bir düzen arama. çünkü herkes başa geçmek için birbirini ezecek ve bu iç kavgada hem kendilerinin hem de devletin başını yiyeceklerdir.
- zenginlikle doğruluk öyle ayrı iki şeylerdir ki, ikisini terziye koydun mu, kefelerin biri hep aşağı iner, öteki yukarı çıkar.
- bir devlette zenginlik ve zenginler baş tacı olunca, doğruluğun ve doğru insanların şerefi azalır.
- gerçek özgürlük, gerçek sevgi, zorba ruhlu bir insanın hiçbir zaman tadamayacağı bir mutluluktur.
bir sınıfın diğer sınıf üzerindeki baskı aracıdır.
şimdi burjuvazinin (sermaye sahiplerinin) elinde olan bu aygıt, daha sonra sosyalist iktidar'da işçi sınıfı'Nın eline geçecektir.
efendim ben geçenlerde laflarken fark ettiğim bir şeyi seninle paylaşmak istiyorm sevgili sözlük.
belki de bir serzeniştir.
sen karar ver artık.
ben bir tc vatandaşı olarak diğer her tc vatandaşı gibi* vergi ödüyorum. bu vergiler benden alınırken hep söylenen söz, bu paraların bana yol, su, elektrik olarak dönecek olmasıdır. fakat hoşgörünüze sığınarak bir tespit yapmak istiyorum.*
devlet denilen bu oluşum senin benim vergilerimizle baraj kuruyor. sonrasında o baraja elektrik üreticek sistemi kuruyor. tabii bu da vergilerden gelen parayla sağlanıyor. sonra evime kadar bu elektrik getiriliyor.* sonra devlet adı verilen oluşum senin, benim kapıma bir sayaç takıyor ve benim* ürettiğim elektriği bana satıyor. yetmezmiş gibi bir de kaçak* elektrik kullanan insanın parasını da bana yüklüyor. kapıya fatura yazmaya gelen adamın parasını da bana ödettiriyor. bir de verdiğim vergi yetmezmiş gibi bir de vergi alıyor o faturadan.
aynı şekilde su da paralı. hat döşenmiş. masraf yapılmış ki temizlemesi felan var ama parası bizden tabii. ben o suya para ödüyorum.
yol yapılıyor, köprü yapılıyor ben daha rahat ulaşımımı sağlıyım diye ama gel görki paran yoksa o yoluda kullanamıyorsun.
bilmen ne ülkesinde ki yüzünü hiç görmiyeceğim adam benim ülkemin adını duysun diye milli takım teknik direktörüne aylık ödenen para benim ömür boyu kazandığım ücret kadar. futbola karşı değilim ama ödenen bu para senin benim paramız olunca hesabını sormak hakkım tabii.
başka örneklerde var tabii.
bunların sonucu olarak da ister istemez ben devlet olgusunu sorgulamak zorunda hissediyorum kendimi. devlet dediğimiz kurumun amacı benim rahatımı sağlamak değil mi arkadaş diye soruyorum kendime.
tamam belki bir sürü başka yerlere para harcanıyordur. ama devletin amacı senin benim refahımı sağlamak olması gerekirken başka işlere para harcanmamalı o zaman. ben refah içinde olduktan sonra kimin umrunda avrupa birliği, kimin umrunda dünya kupasını kim kaldırmış. onları önce beni rahata erdir sonra yaparsın aga.
dinle ortaya çıkmış, faşizm ve komünizmle son halini almış, demokrasiyle parlatılmış, kendisine manevi değerlerin teminatı gözüyle bakılan, toplum tarafından olması gerektiğine inanılan büyük hırsız!