Keşke ameli ile dili bir olsa da her götü sıkıştığında akpyi kurtarmasa.
Devletin bekaası için der bi de hangi devletse o artık cumhuriyet kazanımlarına en büyük kini besleyen bir hükümetin idare ettiği, usa için kendi askerine füze atma düşüncelerinde dolaşan bir hükümetin idare ettiği, usanın Kürdistan projesi için pkk ya operasyon yapma diye valilere talimat veren hükümetin idare ettiği..
akp'li değildir. ama koltuğuna çok sıkı sarılmaya başladığı için akp'den medet umduğu aşikardır artık. bu da akp'nin vizyonunun çok çok üzerindeki milliyetçi hareketi vizyonsuzlaştırmaktadır. akp bir çıkar hareketidir. ve çıkarlar için bir araya gelen her topluluk çıkar bitince dağılmak zorundadır. milliyetçi ülkücü hareket çıkar gözetmez. ülküdaştır. ülkü için canını hiçe saymıştır ve her daim sayacaktır.
(bkz: fırat çakıroğlu)
sözün özü artık koltuk sevdasından vazgeçmeli ve gitmelidir. partiyi daha fazla vizyonsuzlaştırmaya hakkı yoktur. 20 yıldır layıkıyla yürüttüğü genel başkanlığı, şerefle bırakmalıdır.
"tarihimizle çarpışmayalım, gelin talihimizi değiştirmek için çabalayalım" diyerek duygulara tercüman olmuştur.
Başımızda; Işid, pkk, Amerikan destekli ypg/pyd ve fetö gibi bir sürü bela var ona rağmen tartıştığımız şeylere bak. Devlet reyiz çok haklı.
Sahil şeridine taşınıp emekliliğin tadını çıkarma vakti çoktan gelmiş insandır. Şu an tam da mahallenin huysuz amcası gibidir.
Bazen insanlar yaşlanınca herhangi bir sebep bile olmadan huysuzlaşır, aksileşir en yakın akrabalarıyla ve komşularıyla bile zıtlaşır, tartışır ya! Bahçeli de aynen öyle.
Bence artık huzura erme vakti gelmiş. Bir yazlık mekana taşınıp kafa dinlemeli, emekliliğin tadını çıkarmalıdır artık.
Vatan sever falan degildir, koltuk sevdalisi herifin tekidir.
Ezelden beri akpye stepne olur falan derler, alakasi da yoktur.
Sadece kendi kisisel menfaatleri icin akpye yalanmaktadir.
Parti ici mualiflerini de son donemde akpye ohal yoluyla dagittirmistir.
Artik bi 50 yil oturabilir koltugunda.
Sen burayi haketmiyorsun diyen herkesi ya ihrac, ya da kolluk kuvvetleri yoluyla iceri almistir.
Bari badisi tugrul gibi akpye kaydolsa da bakanlik falan verseler.
Omru hayatimda mhp'den baska partiye oy vermemis biri olarak bu sefer ne yapacagimi bilmiyorum sayesinde.
Ülke yangın yeri, görevden almalar atılmalar, haksız yere atıldım diyenler. Fetocular metocular her yere yayılmış ama bizim beyzadede tık yok. Çık televizyona iki konuş, yanlışları dile getir ama nerdeee. Kemal kılıçdaroğlu hergün bir kanalda, gazetede demeç üstüne demeç verirken devlet beyefendi susuyor. Verdiği demeçler klasik öğrenci yorumu gibi "binali arkadaşıma katılıyorum" demrkten ibaret. Ülkücü hareketin böyle giderse üç hilalli bayrağı tersine renklenecek. Ak zemin üzerine kırmızı üç hilal. Bunu da mhp binasının önündeki sokak lambasının altına assınlar. Subliminal mesaj olsun ülkücülere.
yeniçağ yazarlarının fetö iftirası ile göz altına alındığı gün, "göz altında ülküdaşımız yoktur" açıklamasını yapan mhp genel başkanı.
yaşlandıkça aksileşip, koltuğuna iyice yapışmaya çalışma çabasını anlamıyorum. oysa bizim türk milliyetçisi büyüklerimiz, türk milliyetçiliği, ülkü yolunda hayatlarından, ailelerinden, geleceklerinden vazgeçip ne makamları elinin tersi ile itmiş insanlardır.
türk milliyetçiliğini yüceltmek için gitmesi gereken herkes, başarısızlığı kanıtlanmış herkes gitmelidir. herhangi bir belde başkanı için de genel başkan için de geçerlidir bu. böyle devam ederse baraj altında hezimeti bir kez daha yaşamış bir mhp ve oylarını akp-chp'ye vermiş milliyetçi yığınlar görmemiz içten bile değil.
Sahte iftira mektubuyla gözaltına alınan ülkücülerle ilgili yaptığı değerlendirmede Devlet Bey galiba haklıydı!.. Gerçekten ülkücülükle ilgili bir faaliyetinden dolayı gözaltına alınan yoktu!..
Meselâ beni futbol maçları için karaborsa bilet işine girdiğimden gözaltına aldılar!.. Bu arada gizli gizli maklube yapıp, örgütün diğer üyelerine yedirmeyeydim iyiydi!.. istanbul'da Zaman'a ve Samanyolu'na el konurken polisle göğüs göğüse gelen, o esnada kendilerini Conkbayırı'nda zannedip insan üstü bir direniş gösteren Genel Merkez yöneticileri ve mahallî yöneticiler çok sıkı ülkücüydüler zaten!.. O esnada gururla girmişlerdi fotoğraf karelerine, Nazlı Ilıcak'la, Hasan Cemal'le ve HDP'li Balüken'le birlikte!.. Paralel yapıya karşı ülkücülüklerinin ne de güzel gereğini yapmışlardı değil mi? Koca koca parti yöneticileri yanlış yapacak değillerdi ya!.. Televizyonlara çıkıp paralel yapı iddialarının nasıl da iktidar uydurması olduğunu, Gülen'in nasıl bir 'hizmet hareketi' olduğunu pek güzel savunuyorlardı!.. Olsun, hepsi çok iyi ülkücüydü!..
Gözaltına alınanlar farklıydı tabii... Meselâ Adnan islamoğulları, taşradan istanbul'a gelenlere yeni açılan Osman Gazi Köprüsü'nü peşin para ucuza satarken yakalandı... Gözü dönmüştü bir kere, yakalanmasaydı üçüncü köprüyü de kesinlikle satacaktı!.. 12 Eylül'den sonra kaçakken kullandığı Cemal Fedakar isminden işkillenmem lâzımdı aslında!..
Yavuz Selim Demirağ öyle kritpoydu, öyle kritptoydu ki, kendisi bile bilmiyordu!.. O dereceydi yani... Dün paralel yapıya imkânları altın tepside sunup bugün şikayetçi olanların aksine Ergenekon ve Balyoz tertiplerinin ipliğini pazara çıkarırken bile gizli gündemi vardı!.. Şimdi televizyonlara çıkan Ergenekon mağduru askerlerin bile onu övmesine aldanmamak lâzımdı!..
Ramazan Akgün 12 Eylül'de çocuk yaşta askerî cezaevine düştüğü için hırs yapmıştı... Bir gün çıkacaktı ve hesap soracaktı... Yıllar sonra eline fırsat geçti... 15 Temmuz akşamının ilk saatlerinde kıstırdığı ilk tankın üzerine çıkmış, bozkurt işareti yapıyordu... Biz de darbecilere direniyor zannetmiştik!.. Meğer dümenmiş... O tankı sanayiye çektirip parçalatmış, parçaları da Halep civarında ucuza piyasaya sürmüş!..
Alper Aksoy'u o sabaha nezarette görünce anladım bu işlerin sonu yok diye... Keşke ülkücülükten devam etseymiş... Senin ne işin var sahte bal işiyle? Enselemiş getirmişler... Hâlâ direniyordu "Benim ballar ekmek çarpsın gerçek" diye... Orada bile, üstelik nezarethanedeki polislere 7 kilosu 100 liraya bal satmaya çalışıyordu!..
Ali Çolak ve Kerim Çoraklık da ülkücülükle ilgili faaliyetlerinden dolayı değil, Fatih'te kurdukları dolandırıcılık şirketi dolayısıyla sıkıntıya düşmüşlerdi!.. Güya hac ve umre organizasyonu yapıyorlardı ama esasında mümin kardeşlerimizi çarpıp ortadan kayboluyorlardı!.. Eh, gözaltıların Kaçakçılık ve Organize'de yapılması da işaretti!..
Şevket Apuhan, Kürşad Zorlu, Rubil Gökdemir, Tamer Kayaalp ve ibrahim Kambur, Dalton kardeşlerin Türkiye versiyonuydu... Kara para aklıyorlar, şehirleri parsel parsel satıyorlar ve posta arabalarını soyuyorlardı...
Turan Yaldır, yaklaşan kurban bayramını fırsat bilerek hayvan kaçaklığı yapmaktan, 70'ine merdiven dayamış Mehmet Saadettin Derebeyoğlu kredi kartı dolandırıcılığından gözaltına alındılar!..
***
Latife bir yana, her anlamda yeniden değerlendirme, gözden geçirme ve muhakeme gerektiren günlerden geçiyoruz... Ülküdaşlığın, dostluğun, kardeşliğin, kimlerle birlikte yol yürüme ihtiyacının, her şeyin ama her şeyin... Yanlış olabilir ama kesinlikle şahsî düşüncemdir: Birçok şey artık geride kaldı ve belki de hiçbir şey eskisi gibi olmayacak... Tabumun olmadığını biliyorum veya zannediyorum... inandıklarım benim putum değil, inandıklarım sadece... O da 'şu an inandıklarım'... Aksi ispatlandığında ikna olmayı erdem kabul ediyorum... Ülkemizin ve milletimizin sağlıklı geleceği için, büyük, hem de çok büyük bir muhasebeye ihtiyacımız var... Takıntılarımızı 'dâvâ', putlarımızı 'mutlak hakikat', makamlarımızı 'kızılelma' bellemeden... Bin yıldır bu topraklarda 'tutunma kavgası' veren ve bu kavgayı sürdürmeden ayakta kalması imkânız olan büyük Türk milleti adına... içte ve dışta zor günlerden geçerken tekrar edelim o duayı:
2016'nın en güzel fotoğrafı.
ülkeye sorgusuz sualsiz 3 milyon suriyeliyi dolduran akp'nin sınır dışı ettiği türkmen balası elif, mhp'Nin girişimleriyle türkiye'ye geldi. elif gelir gelmez devlet dedesini ziyaret etti.
uzun adamın en has adamı. ne derse onu diyor. bir kere de uzun adamın dediğinin tersini de be adam. bence bu partiyi direk akp ye bağlayın daha çok iş yapar.