--spoiler--
bugünki diyarbakır mitinginde saçmalamış olan liderdir.
bir an için empati yapsa, anadil mi karın doyması mı diye kendisine sorsak ne der acaba? para için dilini satmak mıdır milliyetçilik? demek yarın öbür gün o "yüksek menfaatlerimiz" doğrultusunda dil, vatan, devlet hiç birinin önemi kalmayacak.
--spoiler--
sözleri malum çevreler tarafından yine çarpıtılan liderdir.diyarbakırda kürtçülüğün dibine vurup ankarada çark edenleri
savunanların anlamaması normal olan genel başkandır.
--spoiler--
washingtondakiler sizi benden daha çok sevemez. brükseldekiler daha iyi anlayamaz. erbildeki peşmerge sizi benden daha çok sahiplenemez.
ana dili anayasaya koyunca karnınız doyacak mı? ana dilde eğitim imkanı sağlanınca ekonomik sorununuz bitecek mi? sırtınıza yeni elbise alabilecek misiniz? allah muhafaza türkiye cumhuriyeti çatısı altında halledilemeyen sorunlar, ayrılmış bir türkiyede nasıl bitecektir. biraz vicdanı haysiyeti ve izanı olanlar sorunların merkezinde açmazların olduğunu açıkça görecektir.
yukarıdaki satırbaşlarından anlaşılacağı gibi adam diyarbakırda yarım yarım yardırmış, kendi ideolojisinden, kendi çizgisinden gram sapmamıştır. tayyip erdoğan gii kürt kelimesini çerkezi, lazı, kürdü diye saklı saklı kullanmamış, kemal kılıçdaroğlu gibi nabza göre şerbet vermemiş, peşmegeyi de dillendirmiş pkk hakında da konuşmuş, babalar gibi ne mutlu türküm diyerek konuşmasını bitirmiştir. bugune kadar medya tarafından püskevit ve 40 yapar olarak lanse edilen lider bugunkü konuşmasıyla kendi belirttiği gibi diyarbakırdan oy alamayacaktır fakat genel oy oranını yükselteceği kesindir.
miting de olay çıkmaması diyarbakırın misafirperverliğindendir. bugune kadar kendisi hakkındaki tek olumlu yorumum olduğunu da belirmek isterim. ama görünce hala gülesim geliyo. kendime amcam gibi yakın hissediyorum *
miting alanına yozgat, adana, osmaniye ve elazığ'dan otobüslerle seyirci getirtmiştir. *
ama itiraf etmek gerekirse -hakkını vermek lazım- kendisi diyarbakır'da o kadar güzel bir konuşma yaptı ki tayyip amcaya da lafı güzelcene indirdi. aha şöyle bişi:
--spoiler--
washingtondakiler sizi benden daha çok sevemez. brükseldekiler daha iyi anlayamaz. erbildeki peşmerge sizi benden daha çok sahiplenemez.
--spoiler--
diyarbakır'da çocuklar, televizyonun karşısına geçmiş anne bize niye yok diyor. keşke bizim de bir püskevitimiz olsa.
mhp'nin genel başkanı olmasına rağmen kendisinin konusuz bir kaseti olmayan * siyaset kişisidir.
devlet bahçeli aklından geçiriyor:
benim kasetlerim neden hep komedi benim de bir konusuz kasetim olsa benim de izleyici kitlem başka olsa, beni niye çekmiyorsunuz. diyor.
Kendisini daha evvel gülerken görmediğim için, televizyonda güldüğünü gördüğümde sanki çok anormal bir durum olmuş gibi şaşırmama neden olan Mhp lideridir.
6 haziran tarihinde diyarbakırda yaptığı konuşmada türk milliyetçiliğinin ne olduğunu bir kere daha açıklamıştır...ne tayyip erdoğan gibi ne de kemal kılıçdaroğlu gibi (bkz: şehre göre şerbet) vermemiştir...
ona karşı hep mesafeli durmuşumdur ama son zamanlardaki konuşma, hal ve tavırlarıyla göz dolduruyor. başbakanın yaptığı "ırkçı bunlar" suçlamasına;
-"biz ırkçı olsaydık sen bu ülkede başbakan olamazdın."
cevabını vermiştir. haklıdır. ülkenin her tarafında aynı şeyleri söylemesi de bir diğer artısıdır.
daha önce oy vermediğim mhp yi ülke selameti açısından bu seçimde destekliyor ve çevremdekilere de tavsiye ediyorum.
diyarbakır mitinginde konuşmasını ' ne mutlu türküm' diye bitirmiş mhp başkanıdır. şu ana kadar bunu hiç bir siyasetçi yapmamıştır. ne söylenilebilir ki?
- diyabekir mitinginde, imamın ordusu diye ana avrat sövdüğü 4000 türk polisi tarafından korunmuştur.
- ak parti düşmanlığı sayesinde mitingi, rahat rahat yapabilmiştir.
- kalıbına göre çelik yelek bulamamıştır.
kısacası siyaset yapabilmesi için düşman bellediği okyanus ötesine ihtiyacı vardır vesselam.
6 haziran mhp diyarbakı mitinginde akla ziyan mantıklı konuşmuştur. geç kalınan ne varsa söylemiştir. kendi partisini ve ideolojisini açıkça belirtmiştir. işin en güzel yanı ise manisa' da ne dediyse diyarbakır'da da aynsını dile getirmiştir.
diyarbakır'da "anadil sizin karnınızı mı doyuracak?" ve "ne mutlu türküm diyene" diyecek kadar cesur bir adamdır.
rakipleri gibi yurdumun her köşesinde farklı farklı konuşmamıştır efendim. yozgat'ta ne demişse diyarbakır'da da onu demiştir. gavur dağı'nı aşmıştır. diyarbakır'ı türkiye'den ayrı zannedenlere, diyarbakır'ın türkiye'nin bir parçası olduğu gerçeğini tokat gibi suratlarına vurmuştur.
yine rakipleri gibi oy dilenmemiş, söyleyeceğini söyleyip gelmiştir.
okyanus ötesine destek vermediği için sitem ederken, kendisine destek veren başka cemaatleri göklere çıkaran liderdir. cemaatçi midir değil midir karar verilememektedir?
kendi içinde tutarlıdır, dün diyarbakır mitinginde de gördük bunu.kürtçe konuşan insanlar türk milletinin mensubudur sözünü orada da söylemiştir.ancak zaten oradaki halk bu sözü kabul etmiyor.bu lafı söylemenin getirdiği bir kazanç yok.kürt kökenli bir insan türk üst başlığındaki bir kompozisyonda kurulmuş bir cümle olmak istemiyor.bu meseleyi maalesef anlamıyor sayın devlet bahçeli.insanların aidiyet hissettikleri kimlikler üzerindeki baskının ne manaya geldiğini bilmeyen liderdir. çünkü hiç bir zaman sahip olduğu herhangi bir kimlik onu zora sıkıntıya sokmamıştır.mesela kendisi dini vecibeleri yerine getirirken hiç bir sıkıntı yaşamamıştır, ancak bu ülkede binlerce insan işyerinde namaz kılamamaktadır ve kılanların fişlenip işinden olduğu zamanları yaşamışlardır.kendisi türk iken hadi gel ,öz kimliğin sana kalsın ama kürt milletinin bir parçası ol denilmemiştir.
bu sebeple sorunun gerçek bir tanımlamasını yapamamaktadır, insanların karnını tok,sırtını pek tutunca kürt sorunu dediğimiz sorununun çözüleceğini iddia etmektedir.
peki diyelim ki diyarbakırda işsizlik var,insanlar parasız pulsuzluktan dağa çıkıyor.
peki pkk'ya en fazla katılımın olduğu istanbul'da ne gibi bir sorun var acaba da bu insanlar dağa çıkıyor.bu sorunun cevabını eminim ki hiç düşünmemiştir.
ortada bitmek tükenmek bilmeyen istek,imtiyaz,talep listesi ve ne değişiklikler yapılsa tatmin olmayan bir kitle vardır,bu konuda sayın bahçeliyle sonuna kadar hemfikiriz.
ama sorun bir saman sorunu değildir,bu insanlar da inek değildir ki karınları doyunca anadilini unutup bir anda türk olup türk gibi yaşasınlar...
alparslan türkeşten sonra mhp nin başına geçerek mhp'yi bir dsp, anap, dyp' nin içinde olduğu ' lider gitti parti bitti' gurubundaki partilerden çıkartan kişidir.
partiye ve ülkeye katkısı çok fazladır. mesela küreselleşen dünyada türk çifçisi yok olmasın diye çıkardığı kotalar vardı kualisyon döneminde. şimdi akp hepsine sıçtı.
sanırım 11 haziran 2011 osmaniye mitinginde en büyük katılım yaşanacaktır. şehir zaten her zamankinden daha kararlı bu defa. heryerde bayraklar afişler. adana-mersin-hatay teşkilatlarının da katılacağını düşünürsek çok güzel bir miting geçireceğiz. osmaniye sizi bekliyor başkanım.
birçok insanın gözünde mesafeli durulan lider. klasik mhp çizgisini yani açıkça söylemek gerekirse kavgacı, agresif, atarlı ve laf anlatılamayan çizgisinden dolayı birçok insanın oy vermeye çekindiği insan. peki sayın liderimiz bu çizgide mi ? kesinlikle hayır. milyonlarca ülkücü tabana sahip olan mhp, kandildeki piçlerin davullu zurnalı girişine sessiz kalmayıp sokağa inseydi, eminim ki bugün bizler sokağa rahatça çıkamazdık. çok büyük bir iç çatışmanın içerisinde olurduk. bu demek değil ki mhp imralı-kandil arasına sessiz kalıyor. sadece işleri eskisi gibi yürütüp bir 30 senemize daha ket vurmuyor. gereken zamanda, gereken işler , gereğince yapılacaktır. görüşü ne olursa olsun her türk vatandaşı şunu çok iyi bilir, " mhp varken bu ülke bölünemez."
kafama da şöyle bir soru takılıyor. mhp bu seçim barajı geçemezse türkiye cumhuriyeti' nin hali ne olur ?