zira milletin parasıyla klise onarıyorsun ne demek. bu memlekette hristiyanlar vergi vermiyor mu. ayıptır biraz cehaletinin dinmesi gerekir dövlet beyin.
An itibariyle samsun' da gürcü çıkarmalarına, rum döllerine, yunan piçlerine, erivancı orospu çocuklarına gider yapıp kanı bozuk bi'takım türklere tarih dersi vermektedir.
internete düşen şakalı komikli videolarının saf ergenler tarafından alaya alınmasıyla başlayan masumane süreç şu aralar tam bir itibarsızlaştırma operasyonuna evrilmiştir.
şu ortamda ben kendisinin yerinde olsam, her allah' ın günü siyaseten yetersiz yüzeysel adamların ağzına meze olduğumu görsem, inanın herkesi kendi haline bırakırdım. partiyi martiyi lağvedip kapılarına mührü vurdururdum. samimi söylüyorum pes etmiştim.
sırf bu sebepten bile yeri kolay kolay doldurulamayacak adamdır. evet adamdır.
salı günkü parti grup toplantısında ''ABD'de çıkan haberlere bakarak, Türkiye'nin Milli Kuruluşunu Eleştirmeyiz! '' diyerek ülkesinin ve milletinin çıkarlarını herşeyden üstün gördüğünü bir kere daha kanıtlamış devlet adamıdır.
Göroymaka Norşin, Aydınlara Tillo, Tunceliye Dersim isimlerini vermenin arifesinde olan Başbakan ve etrafındaki bazı zevat, acaba kendi isimlerini de değiştirerek asıllarına rücu edecekler midir?
Yedi yaşında Türkçe öğrendiğini her fırsatta ifade eden, ama Türk Dili ve Edebiyatı alanında Doçent unvanı alarak bugünkü seviyesine ulaşan AKPnin kapı gıcırtısı ve akorttu bozuk sözcüsü acaba ismini değiştirmek için neyi beklemektedir?
Türk milletine şükran duyması gerekirken etnik tetikçiliğe soyunan, Ali Suaviden hiçbir şey anlamadığı da net olarak anlaşılan bu zat, mesela Hado, Hazo ya da Hander ismini almayı düşünmekte midir?
Şayet ayrımcılık olsaydı, bu kişi Kültür ve Milli Eğitim Bakanlıklarına kadar yükselebilir, dört dönemdir parlamentoda yer bulabilir miydi?
Bunun yanında, Başbakan Erdoğanın gündeminde kendi ilçesi olan Güneysunun adını Potamya olarak değiştirmek var mıdır?
Henüz bölünerek demokratikleşen bir ülkeye tesadüf edilmemiştir.
Henüz etnik kökenlere ayrılarak, milli ve manevi değerlerinden koparılarak büyümüş, kalkınmış ve zenginleşmiş bir ülkeye rastlanmamıştır.
Başbakanın demokrasinden anladığı PKKya teslimiyettir.
Başbakanın özgürlük kriteri teröristlerin hain niyetleriyle bir bire örtüşmektedir.
Türklük silinirse, milliyetçilik çiğnenirse, millet parçalanırsa, şehitlerimizin kanlıları, milletimizin ve vatanımızın düşmanları kazanırsa, bunun adı ileri demokrasi olacaktır.
AKPnin mantığı da budur.
Ana dilde eğitim için kolları sıvayan, Andımızı kaldıran, terör örgütüne peş peşe tavizler veren AKP hükümeti, Türk milletine karşı tarihi bir ihanetin içindedir.
PKK sözde şehitlikler açmakta, terör örgütü flamaları sallanmakta, herkesin gözü önünde imralı canisiyle pazarlıklar sürdürülmektedir.
Başbakanın süreç yoldaşlarından olan BDPliler aba altından sopa göstermekte ve terör örgütü PKK tehdit çıtasını gün geçtikçe yükseltmektedir.
Fakat Başbakan sessiz sedasız bir şekilde yoluna devam etmekte, bir şey olmamış gibi davranmakta, demokratikleşme paketiyle PKKnın değirmenine hevesle su taşımaktadır.
Şu ana kadar aziz ecdadımızın kanıyla suladığı vatan topraklarında teröristlerin sözde şehit olarak takdimi AKPde herhangi bir kızgınlık, öfke ve rahatsızlık yaratmamıştır.
Biliniz ki, üzerine bastığımız bu kutlu toprakların altında vatan, millet uğruna kefensiz halde yatan kahramanlarımız dışında, bölücülere şehitlik payesi vermek, vermeye kalkışanlara da tepkisiz kalmak cinayettir, küfürdür ve hepimize hakarettir.
Şırnak Kato Dağında, Bitlis merkeze bağlı Yukarı Olek Köyünde din, diyanet ve millet düşmanlarına sözde şehitlikler yapmak ve bu edepsizliğe göz yummak kahraman şehitlerimizi bir kez daha vurmakla eşdeğerdir.
imralı canisiyle görüşme sırasına giren BDPli heyetlerle, Adalet Bakanlığı arasındaki ilişkilere dikkat çeken Sayın Erdoğan, bir vatanda iki ayrı şehitlik olmayacağının farkında mısın?
Bölücülüğü cesaretlendirmekle meşgul olan Sayın Erdoğan, maktulle katilin, caniyle kahramanın, şehitle cesedin birbirine karışması halinde milli bir felaketin doğacağını biliyor musun?
imralıyı mesken tutan, Kandili ayakyoluna çeviren, teslimiyeti çözüm ve barış olarak formüle eden Sayın Başbakan, son yurdumuzun çatısına nişan alındığını görüyor musun?
millet cem yılmaz yerine gülmek için sayın başkanı izlemeye başlamış. bi insan dillere dolandıysa iş yapması artık zordur. kemal kılıçdaroğlu ile gitmeleri gerekiyor.