hakkında bu kadar entry girildiğini görünce kilo aldığını sandığım yazar..ahahahaaaa! önemli olan senin iç güzelliğin annem! kurban olsun sana sıfır beden hatunlar! aramaya inanıyorum devecim dikencim bakcaz sana bişiyler aynen konuştuğumuz gibi** yalnız bulvar mulvar yine dayanamamışsın renk vermişsin be abicim! bi uslu dur, bi sakla kendini di mi! ürkütmek yok diyorum, duruşu bozma diyorum, yok!
uludagsözlük gezici moral ekibinin üyelerinden ve izmir'in dağlarında çiçekler açar zirvesinin ağır abilerinden biriydi. istanbul'u bilmekle bilmemek arasındaki farkı bana göstermesi açısından gerçekten saygı duyduğum kişi.* (bilmekten bilmeye fark var) "ismiyle kendisi arasında bağlantı kurabildiğim bir yazar" dersem bu sefer ayıp etmiş olabileceğimi düşünüyorum. uzun saçları nedeniyle kendisini birine benzettim ayrıca, onu burada yazmayayım şimdi. ***
içerdiği flavenoidler, özellikle de silymarin yüzünden karaciğer dostu kabul edilir. nasıl faydalı olduğu tartışılırken antioksidan etkisi, hepatosit rejenerasyonunu uyarıcı özelliği, inflamatuvar lökotrienlerin oluşmasını inhibe etmesi ve glutathion ile süperoksit dismutaz gibi faydalı moleküllerin hücre içi miktarlarını artırıcı etkisi öne sürülmüştür.
ancak, rambaldi ve arkadaşlarının 2005 yılında yaptıkları bu konudaki en geniş review'e göre (alkolik, hepatit b, hepatit c hastalarinda) mortalite, karaciğer hastaliğinin komplikasyonlari ve karaciğer histolojisi üzerinde plasebo ile karşılaştırıldığında etkisi gösterilememiştir.
bundan sonraki ilk ortak içkili-mezeli zirvemizde sırf 2 kaşık daha fazla meze yemek uğruna benle aynı masada oturmayacağını ortaya koymuş deve pardon yazar.
altına yazılan entryleri moderasyona şikayet edip sildiren bir yazardır. çok terbiyesizdir, sana güler, arkandan işler çevirir. ispiyoncudur. hiç sevmem. ***
onca ısrarıma rağmen fasılda masama bi dabrukatörü *getirttirememiş organizatör. ama ne organizatör. herkesle ilgilendi sağolsun, hatta tek tek adam taşıdı sırtında eve kadar. e daha ne yapacağıdı.o kadder olur zati.** devedikeni.
bostancı sahili'nde yaran bir diyaloğa damgasını vuran yazardır. kilolarından şikayetçi olan montajelemanı'na tarihi bir özgüven aşılamıştır;
devedikeni: sen biraz kilo vermişsin sanki
montajelemanı: yok yok.. 3.5 kilo fazlam var, bunları vermem lazım..
salca: yazın bikini giyemezsin öyleyse sen
(ekipte hafif gülüşmeler olur)
devedikeni: boşver be ne takıyorsun kafana. benim sabah ile akşam arasında 3 kilo oynuyor
önce ben hafiften dokundurup, kendisi altın vuruşu yapınca bütün ekip dağılmıştır.
ayriyeten sağolsun bizi oralardan aç uğurlamayarak, gerekli bütün ilgi ve alakayı göstermiştir. bilirim ki; o bursa'ya geldiğinde biz ona aynı ilgiyi göstermesek bile, istanbul'da o bize bir sonraki gelişimizde yine elinden gelen her türlü iyiliği yapacaktır.
fasıl zirvesinin organizatörlerinden en uzun olanı. * tüm zirve boyunca karşılıklı tokuştuğumuz kadehlerin dibindeki muhabbetin tadı bir ayrıydı. bunca zamandır birbirimize bulaşır, şakalaşırız, güleriz ama tanışınca daha bir sevdim lan öyle böyle değil gecenin 3nde üşüyorum diye montunu çıkarıp kafama sarmasıyla helal olsun dedirten davranışları alkış almıştır. ha o soğukta incecik gömlek ilen kokoreçleri götürürken üşüdüğünü sanmıyorum ehaha. alıp sazları atışacaktık cümle alemin önünde ama kaçtı kengel.*
ben yazman sayfasına, yazmayacağım yahu...bunca aşağılamaya karşı hala onunla konuştuğum, organizasyonlarına katıldığım ve madara olduğum için kendime mi kızmalıyım, kadere mi bilememekteyim. ***