Üzüntü, yalnızlık gibi sebeplerden ötürü kişinin ruhen kendini hapsettiği gri duvarlı, penceresiz ve soğuk hücredir.
Kendi kendimizi hapsettiğimiz bu hücreye garip bir şekilde bağlanırız. Buradaki rutubet kokusu, farelerin ürpertici sesleri ve soğuk ruhumuzu içten içe yerken bir yandan da hoşumuza gider.
Zaten kimse kimseyi zorla böyle bir duruma sokamaz. Çünkü kimse kimsenin kişiye özel hücrelerinin farkında bile değildir. Zaten üzüntü ve yalnızlıktan düştüğümüzü sandığımız bu durumdan çıkmak için hiç bir çaba sarfedilmediği gibi senin gibi insan olan ve aslında bünyesinde ruhunun derinliklerinde milyonlarca kişinin depresifliğini barındıran psikolog ve psikiyatrlara gideriz. Onları tanrı yerine koyup yardımlar dileniriz.
Sonrasında tanrı kağıda bir kaç şey yazar ve bizi eczaneye gönderir.
Tanrı parçacıkları gibi düşündüğümüz hapları alırız ve böylelikle hücreden çıkmamızı sağlayacak olan tek umudumuzu da ellerini ayaklarını bağladıktan sonra, ayak bileğine kaya bağlayıp buz gibi suyun derinliklerine göndeririz.
Kendimizdeki ekipmanların hiç bir zaman farkında olmayız. Artık o okumaktan bir hayli keyif aldığımız sigara yaktıran yeraltı edebiyatı karakterlerinden biri haline geliriz. Belki de başından beri sağlıklı bir insanken bile istediğimizin bu olduğunu düşünürüm bazen. Marla Singer özentisi beyinlerimizi aslında Marla Singer' a yakışmayacak hallere sokarak birer roman kahramanı ya da kült bir filmin başrolü haline getiririz.
Boyle butun gun uykun oluyor. Heryeri yatak olarak goruyorsun,
Yataktan dahi cikmak istemiyorsun. Duygularin donuyor, ne gulebiliyorsun, ne de aglayabiliyorsun. Kendini toplumdan geri cekiyorsun olabildigince yanliz kaliyorsun. Ne kadar ise yaramaz bir insan oldugun aklina geliyor. Ölmeyi cok istiyorsun ama buna bile yetecek gucu kendinde bulamiyorsun. Bogazinda dugum varmis gibi dolaniyorsun. Istahin kapaniyor yemek yiyemiyorsun. Her an aglayabilecek saatli bomba gibi dolaniyorsun. Biri dokunsa agliyorsun.
insanın hayatını burnundan getirir resmen. iş depresyonu / meslek depresyonu gibi bir türü varsa eğer sonuna kadar yaşadığım şeydir. çok mutsuzum sözlük...
Buyuk sehirlerdeki ekonomik var olma, sinir,stres,insanlarin birbirine guvenememesi,herkesin ve her seyin sahte,suni,yapay olmasi. Modernlesmenin bircok seyi anlamsizlastirmasi ile ,insanlarin tembel,keyfine,bogazina duskun ve de inancsiz olmasi , yasamin sadece bu dunyadan ibaret oldugunu zannetmemiz ile beraber bati toplumlarinda ve soz zamanlarda da turkiyede cok fazla gorulen rahatsizlik. Gidin kirsala bakin. Insanlar imkansizliklar ile bogusuyorlar ama sehirlerdeki insanlardan daha mutlular. Cunku surekli arkalarini kollamak zorunda degiller.
inceden hallerini gösteren halet i ruhiye. hep bir bokluk hissi, hazan mevsiminin merdivenleri yavaş yavaş çıkması, yaşlandığını hissetmek, tatlı krizleri. sonrası iyilik güzellik olsun da.
öyle kötü bir şeydir ki, size gelen süper bir iş teklifini kabul edersiniz, ama sevinsem mi sevinmesem mi çelişip durursunuz, depresyona girenlere dünya verilse bile pek sevineceklerini sanmıyorum.
zamanında ben bunu kesin yaşadım. doktora gitseydim muhtemelen ağır anti depresan tedavisi verecekti. gitmedim. ağzıma sıçıldı nerdeyse ama gitmedim. sıkıntılı, stresli yaşamıma bir süre ara verince oda gitti yavaştan yavaştan. yakın zamanda yine gelecek o ben hissediyorum. her yıl mutlaka yoklar. boktan bir hastalıkımsı.
herşeyden bıkma, usanma, hayattan soğumak * diye özetlenebilir.
herkes yaşamı boyunca* bu süreçten geçecek veya geçmiş olabilir. zordur kaldırması depresyonu, hatta intihara kadar sürükleyebilir.* dikkat edin dostlarım, özellikle genç dostlarım sözüm sizedir.
evden dışarı çıkmamak, çıksan da sıkılmak, her şeyden sıkılmak, uyuyamamak, ne olduğunu bilmediğin bir şeylerin eksikliğini hissetmek, arayışa girmek.
içinde bulunduğum ruh hali.