dün akşamüstünden bu yana aralıklı olarak denizli'yi hafif hafif tireten hadisedir efenim. birkaç dakika önce hafif bir taneyi de atlattık. pireler uçuyor şehrin üzerinde telaşlanacak bir şey yok, uyumamanın dezavantajlarını yaşıyorum sanırım.
--spoiler--
Hayatıma asma bir kat yaptım
Yeni bir aşk bir de çek-yat kattım
Tam mutlu olurum burda derken
3.1'e bile dayanamadı, tepeme yıkıldı
--spoiler--
bu kısmınıda çok sevdiğimi söylemeden edemeyeceğim. malım ben dimi?
son günlerde yine alevli bir şekilde tartışılan, istanbul'u muhakkak 30 sene içinde vuracak denip, sıfır önlem alınan, en ufak sarsıntıyı deprem olarak değerlendirip, avizeye bakma alışkanlığına sebep veren, geceleri hava sıcak da olsa bir nebze kapalı yatıran doğal afet.
klipteki ablamiz sinirlenip satranc masasina tekme attiginda cenk de mikrofona dogru sarsilma hareketi gibi birsey yapiyor. halbuki eylemsizlik prensibine gore cenk in, arkaya dogru savrulmasi gerekir.
ikinci gordugum hata ise klibin sonunda satranc masasini tepeden gordugumuz acida satranc taslarinin ve malt uyelerinin golgelerinin ne tarafa dogru olduguna bakarak gunesin nerden geldigini anlayabiliriz.
buraya kadar sorun yok.
ama kamera o pencereden disari cikip bizim elemani cekerken gunesi tam arkasina almis olmasi gerekiyor, ki bu da onunde kendi golgesi olusmasi demek, ama hicbir golge goremiyoruz.
yani ya satranc tahtasinin uzerine isigi yanlis yerden yolladilar, ya da cekimcilerin kullandigi aluminyum folyo tarzi biseyle golgeyi isik yansitarak yok ettiler. tabi ikinci ihtimal soz konusuysa buna hata degil, ustalik denir. (bkz: bravo)