şimdi.. senin ülken ekonomik olarak iflas düzeyinde, halkın aç. bırak savaşmayı, yicek 1 dilim ekmeğe muhtaç. para yok, silah yok. modern tarımdan uzak, yokluklar içinde.
kapıya sovyet tehlikesi dayanmış. komünizm geldi gelecek. orta asya ve kafkaslarda yapılan soykırım ve asimilasyon tehlikesi, anadolu topraklarındaki türkler için de mevcut. ya dinsiz ve sosyalist bir düzende olacaksın, ya da yok olacaksın. soğuk savaşın başlangıcında etrafındaki ülkelerin hepsi demir perdenin ardına girmiş durumda.
tek çaren var, nato saflarında yer alıp komünizm belasını savmak. bunun için gereken adımları da atıyorsun; nato'un yanındayız diyorsun ve nato üyeliği alıyorsun. he çok mu iyi birşey bu; tabikii değil, ancak komünizm belasına göre çok daha makul bir seçenek.
e sen hem nato'ya bağlıyım, komünizmin karşısındayım diyorsun, hem de gerekeni yapmıyorsun. olur mu öyle şey ?
işte bu adam, bu tür adımların önündeki en büyük sovyet ajanıdır. sosyalizm diye, komünizm diye beyni yıkanmış bir adamdır. artık kgb'mi yıkadı yoksa kankası abdullah öcalan mı belli değil.
he bide devleti tehtid ediyor. 6. filo mürettabattından birkaç subayı kaçırıyor. banka soyuyor. silahlanıp çete gibi dağa çıkıyor.
bir dakika bir dakika. sen devleti tehtid ettin öyle mi ? sen, devleti tehtid ettin.
kusura bakma salatalık, bu devlette bu devletin işleri de senin anlayamayacağın, çözüm bulamayacağın kadar karmaşık ve büyüktür. sana mı kaldı devleti kurtarmak hadsiz herif ?
yalanlarınla ve sattığın hayallerle bugün bile ütopyacı tatlı su solcuları arkandan ağlıyor. o tatlı su solcuları varya o cahil insanlar; vatan sevgisini senin gibi satılık ajanlardan öğrendiler.
biz, vatan sevgisini seni asanlardan öğrendik. türkeş paşa'dan, abdullah çatlı'dan, cem ersever'den ve nice paşalardan öğrendik. senin üç kuruşluk aklına da, vatan sevgine de bu memleketin ihtiyacı yok.
iyi ki asılmışsın. şerefli bir asker gibi kurşuna dizilmemişsin. sende o şeref yok çünkü.
vatan haini, apoyla aynı kefeye koyulabilecek bir adamdı ancak yeşil parkalı ergenlere izledikleri dizilerde, filmlerde ahmak yapımcılar tarafından bir kahraman gibi anlatıldı bizim salak ergenlerde üstüne atladı, bu yüzden bu kadar yüceltildi bu adam. elinde iphone telefonlar, ayağında adidas ayakkabılarla "ruhun şad olsun deniz gezmiş" "kahrolsun abd emperyalizmi" diyen ergenler iyi reklamını yaptı bunun.
Efsaneydi bu ajan diyenler lütfen ailesinden gördüğü yalan yanlış duyumlarla burda entry yapmasinlar sinirlendiriyor ibneler adam milleti için ölümü göze almış nadir kişidir.
21.yy çok güzel bir zaman türkiye icin. 12 eylül lobotomi yaptı, 2000'lerde de toplumsal hafıza yeniden inşa edildi.
ölmeden önce"yaşasın türk ve kürt halklarının kardeşliği!" diye bağırmıştı deniz. tabii tarihi hatırla sevgili'den öngörenenler o sözleri duyamadılar. devletimiz ayıplardı.
sonra bugünün viskicileri deniz gezmiş'i kemalist ilan ettiler. ulusalcılar deniz gezmiş'i idol yaptılar. deniz gezmiş'i on kere gelse on kere asacak, (ya da idam kalktığı için) kazara öldürecek olanlar da bugünün demokratları oldular.
27 şubat 1947'de dünyaya gelmiş olup 6 mayıs 1972'de idam edilerek hayatına son verilmiş,kocaman sevdası kocaman yüreği olan fidanımızdır. Ölüm yıldönümüne az kalmıstır. Meydanlarda kutlayacağız devrim ateşimizi. Ölümsüz fidanım,sevdam,Deniz'im...
Düşününce seni her an yanar ağlarım.
Bende bu yürek güç varken kimden korkarım?
Sen üzülme günü gelir hesap sorarım.
Bitmedi Deniz gönlümde toprak içimde!..
Mahkemeye çıkmadan önce sosyalist mahkemede atatürkçü/sosyalist... ibocular kendisinden nefret eder...
--spoiler--
Biz halkımızın çocukları ve Atatürk ün memlekete emanet ettiği gençleriz, nasıl ki O, Yunan orduları ta Polatlı ya gelmesine rağmen önlerinden kaçmadıysa ve yolundan dönmediyse biz de dönmeyiz, ve eğer dönersek işte o zaman vatana ihanet etmiş oluruz.
--spoiler--
--spoiler--
bağımsızlığımızı tekrar kazanma yolunda mücadeleye girmiş olan bizlerin elli sene önce Mustafa Kemal in hakkında gıyabi idam kararı verilmesi gibi idamımız isteniyor. Gene belirtmekte fayda vardır ki biz de O na ve halkımıza ihanet edip bağımsızlığımızı tekrar kazanma yolundaki mücadelemizden dönmeyiz.
--spoiler--
çok fazla tanımam etmem, derin bir bilgim de yok hakkında. valla bak, ironi falan ayaklarına yatmıyorum yani, öküz gibi yaşayıp giden bir adamım ben; "iş, meyhane, tuvalet, ev" şeklinde. beş birayı içir bana o gece şahsi devrimimi yaparım, o kadar ama. çok da bilmem ülkenin yakın tarihini, asla cehaletimle de övünüyorum sanılmasın. ha, okuduk gençken hakkında bir şeyler ama derinlikli düşünemem ben, facebook devrimcisiyim işte. yarın che ölsün, onun da arkasından yazarım güzel bir şeyler. "marksizmi, leninizmi benimsemeyeydi iyiydi", ya da "bugün yaşasa reklamcı olurdu" gibi derin bir yorum yapamam mesela deniz gezmiş hakkında. yapsam ellerim kurur, kurudu da. herkes okuyor ama bazıları çözebiliyor demek sadece, ilginç. e, kur'an ı da 1,5 milyar insan okuyor ama bir tek bizim ömer çelakıl'da var şifreler, bunun gibi bir şey bu. ben ideolojiye falan aldırmam pek, ama cesaretten çok etkilenirim. kendisinde olmayan şeyler çeker insanı, bu böyle. cesaret ne biliyor musunuz? insanın, kendi canına zarar verecek bin kişinin karşısına çıkması değil bence, cesaret; yoldan geçen adamın canına zarar verebilecek bin kişinin karşısına çıkabilmekte. köşeye sıkışınca hepimiz kaplanız, ama o köşeye sıkışan biz olmadıça sikimizde olmuyor, biliyoruz.
belki on yıl önce, bir kış gecesi, ayaz ve rüzgar izmir'in anasını sikerken, ben sarhoş kafayla, konak'tan karşıyaka'ya geçerken vapurla, bir kadın atladı denize, ölmek için. vapur durdu, insanlar dışarı doluştu, herkes simsiyah denizi ve boğulmak üzere olan kadını izliyor. orda yüz küsür insanın arasında sadece bir tane genç sakince kazağını, ayakkabısını çıkarıp daldı suya, bakkala ekmek almaya gider gibi, tuttu ve çıkardı kadını vapura. deniz gezmiş olmak böyle bir şey bence, vapurda onu seyreden yüz küsür kişiden biri olmaksa tanıdık bir ruh hali zaten.
adam son mektubunda babasına "oğlun ölüm karşısında aciz ve çaresiz kalmış değildir" diyor, düşünüyorum da yarın asılacak olsam babama en fazla "oğlun hayat karşısında bile aciz ve çaresiz kaldı" yazabilirim sanırım. bırak adam gibi ölmeyi, yaşamaya dahi cesaretimiz yok bizim
Bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardı
Güneşten ışık yontarlardı sert adamlardı
Hoyrattı gülüşleri aydınlığı çalkalardı
Gittiler akşam olmadan ortalık karardı
O mahur beste çalar müjganla ben ağlaşırız.