antik çağın deniz tanrılarından peneus'un kızı ırmak perisi defne bir gün Asi nehri'nin kıyısında dolaşıyormuş. tanrılar tanrısı zeus'un oğlu, Artemis'in ikiz kardeşi sarışın, saçları şöyle güneş ışınları gibi pırıl pırıl parlayan Apollon'a rastlamış. tesadüf bu ya tam da o sırada aşk tanrısı Eros oradan geçiyormuş ve Apollon'u görünce aklına Apollon'un ona 'okçulukta üstüme kimseyi tanımam, ben senden bile iyi okçuyum' lafları gelmiş ve Eros ceza olarak; ' kime saplanırsa onu sonsuz aşkla kavuracak altın saplı okuyla' apollon'u vurmuş, hem de tam kalbinden... ikinci okunu da peri defne'ye atmış. kime saplanırsa onu aşk ve tutkudan sonsuza kadar uzaklaştıracak bir okmuş bu! ve Eros defne'yi de tam kalbinden vurmuş. sonra Apollon umutsuz bir aşık olurken defne sürekli kaçmış ondan... ta Antakya'nın defne semtine kadar kaçmış. Apollon onu tam orda yakalayacakken babası yardımına koşmuş defne'nin ve kızını yer altına saklamış. efsane bu ya işte yer altına giren defne bir ağaca dönüşmüş ve apollon defnenin dökülen yapraklarını toplayarak kendine taç yapmış, böyle avunmuş.
o yüzden apollon'un her heykelinde onu defne yapraklarından yapılmış tacıyla görüyoruz.
defne özünde şakacı ve delişmen ruhlu olurmuş. antakyalılar onu yemeğe katarlarmış ki bu ruh insanın içine işlesin ve tadı damaklarda kalsın. sabununu yaparlarmış ki ruhları yıkansın... kızlarına defne ismini verirlermiş ki bir görüşte çarpsın, uzun yaşasın.
defne'nin ruhu, insanı saran büyüsü, kokusu, özgür yaradılışı, yumuşak görüntüsünün direnci insanların ruhuna işlesin.
bir bayanda rastlanabilecekten daha fazla fenerbahçelilik duygusu taşıdığını farketmemden dolayı inanılmaz takdir ettiğim dünyalar tatlısı, sıcak kanlı değerli yazar arkadaşım. kendisi oldukça hırslı ve araştırmacı yapıya sahip, zaman içerisinde sözlüğe katkısının artacağından eminim.
izmirde kibris sehitlerinde cok guzel sandvicleri olan mekan. ayrica bir de defne sosu var sandviclerin yaninda gelmisti patates kizartmasiyla mukemmel gidiyor.