bir telefon operatörünün "gençken yapılacak 100 şey" maddesindeki 98.şey "dünyanın en inanılmaz konuşmasını yap" dedem tarafından benim üzerimde uygulandı.
yer:dedenin evi
sebeb-i ziyaret:bayram
namazdan gelen, cemaat-i müslimin gözdesi dede: kızım senin kaşların ne kadar siyah.
+öyle dedeciğim.
-kendi kaşların mı?
+ııı nasıl yani?
-boyuyor musun yani?
+yok dede nerden çıktı?
-halan boyuyor da ondan sordum.
valla dedem bayramdan bu yana kalan 2 maddeyi de tamamlamıştır, eminim.hatta kendi maddelerini eklemiş;
++merdaneli çamaşır makinasından bıçak bileme makinası yap,
++yerdeki muşambaları sök kendine kemer yap,
++çaydanlık ve demliklerin kulplarını çevir yukarı doğru baksınlar,
++her yıl deliler gibi yer elması ek, bidonlarca turşu kur
++boyun kısa terliklerinin altına topuk çak
+ yavrum benim adımı ingilizce söylesene
- özel isimler ingilizceye çevrilmiyor dede
...........
.....
..
..
..
+ evladım hadi ingilizce adımı söyle bana
- dede özel - isimler - ingilizceye- çevirilmiyor.
.....
..
......
ve bu konuşmanın haftada birkaç kere yapılması.. güzel güzel anlatıyoruz efenim.
ama çevrilmiyor işde napalım yani. onun yerine cümle söylettirirdim onu çevirirdim hoşuna giderdi dedoşumun. allah rahmet eylesin.
- biz senin yaşındayken çobanlık yapardık!
- ee n'apayım şimdi? okul kampüsünde hayvan mı otlatıyım?
- yap tabii. çim yok mu orda? yerler onları...
- yok yemiyorlar. yeni nesil koyun işte. ot seçiyor hayvan oğlu hayvan.
-dalga geçme itoğlu it. biz senin yaşındayken büyüklerimizin yanında konuşamazdık bile.
- dede sen küçükkken kaç yaşındaydın?
- ha? ne?
- yok bir şey, çay koyayım mı?