verdiği sosyal mesajın yanında gelmiş geçmiş en iyi final sahnelerinden birine sahip olan başyapıt. o captain my captain efsane mr. keating repliğidir.
harika bir filmdir, defalarca izlesen doyamazsın ancak bir de şöyle bir durum var. tutunamayanlar okumayanlar ve bu filmi izlemeyenler bi yerden sonra ''tanrımmm bi titreme geldi bana. len bakkal rasim bile okumuş/izlemiş, ben de yapmalıyım'' duygularıyla mecburiyetten izliyormuş gibi geliyor bana.
yani çözümleme şöyle;
''insan, nefes alan, sosyalleşen, tutunamayanlar okuyup ölü ozanlar derneği izleyen bir varlıktır.''
çok güzel filmdir ama beni asıl etkileyen isminin Türkçe'ye çevrilişidir. bakınız: çevirmen ölü şairler derneği dememiş iyiki de dememiş çeviren dillerine sağlık.
insanın içinden geçeni, kendi istediği ve sevdiği şeyleri, bir ömür boyu yapması gerektiğini anlatan harika film.
--spoiler--
vakit varken tomurcukları topla.
zaman hala uçup gidiyor.
ve bugün gülümseyen bu çiçek yarın ölüyor olabilir.
+yazar bunu neden yazmış?
-acelesi varmış.
+bilemedin. çünkü hepimiz solucan yemi olacağız. ister inanın ister inanmayın, her birimiz bir gün nefes almayı kesecek. kasılacak ve ölecek. buradan pek çok kez geçtiniz. şu fotoğraflardaki yüzlere hiç bakmadınız. yaklaşın ve bakın. onlar size ne diyor?
"carpe diem"
--spoiler--
Gecmisimize donup bellegimizde yer etmis anlari hatirladigimizda, bunların hepsinin cilginlik diye nitelendirdigimiz davranislarimiz oldugunu goruruz. O zaman neden cabalariz ayni olmak ve aynilastirmak icin.
Daha vakit varken aklinin bir kosesinde kalan ve seni surekli davet eden o cazip yiyecegi denemeyi ertelememeli. Ne kaybedersin ki? En kotu ihtimal, emdigin iligin tadini sevmeyeceksin. Kaliplar, cizgiler, onceden birileri tarafindan belirlenmis ve sanki o ayakkabi, o kostum bana uyacakmis gibi. Sikacak biliyorum, bogacak hatta, sana bicilmis kaftan dediginiz, belki de benim kefenim. Giyinin, sizin gibi olanlarin size bictiklerini, siyam ikizleri gibi ayni olun, yeter ki bana dayatmayin. Hayata temas etmeden gocup giden bir suruye yeni birilerini dahil etmek, surunun kalabalik olmasi hazzini mi verir insana, bunca caba bunun icin midir? Kurallarla kucultulen yasam alani ve daha fazla itaat, dayatana yucelik mi verir ? Yeni mecralar kesfetmenin buyusunu -siir ya da diger tutkularin ruha kattigi zenginlik- kirilan kanatlara degismek ne kadar mantikli? ölumsuz olanlara bir bakalim; onlari ölumsuz yapan sey, tekduze yasayanlarin anlamsizliklarinda yatmiyor mu? Hem bu ideal tanimini yapan neyi baz alir, neyle olcer idealin sinirlarini? "Carpe Diem" Ani Yasa! Ama o anin gercekten degerini bilerek yasa.
"(bkz: Kılavuz ogrencisine butun izleri gostermeli ama gidecegi yolu secmemelidir)."( (bkz: nietzsche))
Dunya kuruldugundan beri otoritenin elestiri karsisinda aldigi tavir, hep kendini hakli gorme cabasi, elestiriye kulak tikamasi otoritenin kisir dongusudur. Kurumlarin, bireylerin hayatlarini sekillendirme ve onlari yola koyma cabalari ve bireylere verecegi mutsuzlugu dusununce, bir de filmde Neil'in hayalini gerceklestrimek icin verdigi ugras ve yuzundeki o muhtesem mutluluk ifadesi degisilir mi belirlenen hayatlara. Dibine kadar yasamak, iligini emmek isteyeni bozguna ugratmanin sevgide yeri neresidir? Ne yazik ki Bay Keating gibi ozgur dusunen idealistlerin sayisi cok az oldugu gibi bahtsizlar arasindan siyrilabilmeleri de o denli guc ve cesaret istiyor. is isten gecmeden istiridyesini catlatan ise bahtiyar oluyor.
bir ingilizce öğretmeninin "kulak aşinalığı için alt yazılı film izletmek istiyorum" diyerek bir lise dolusu öğrenciye gruplar halinde izlettiği film. çıkarken her öğrenciye tek tek, ne için yaşadığınıza karar vermelisiniz diye tembihlemiş, belki de türkiye'de eşine az rastlanan bir başarıya imza atmıştır. filme gelince; iki kelimeyle özetlenir.
(bkz: carpe diem)
her izlendiğimde filmin sonunda benii duygulandıran bir filmdir.filmin özeti carpe diem olsada hayatımızı kendimizin şekillendirmemiz gerektiğini de anlatan filmdir.ayrıca o captain my captain.
bir insanın toplumsal tabuları yıkarak nasıl benliğini bulabileceğini en güzel anlatan filmdir. sanata ve sanatçıya gösterilen saygısız ve haksız tavrı öyle güzel yansıtıyor ki insanlara bu film. duygularıma, düşüncelerime bu kadar tercüman olan bir film izlememiştim daha önce. bir şeye karşı çıkacaksan bile ona nasıl karşı çıkman gerektiğini öğretiyor. kaptan'ın kurduğu her cümle, daha önce üzerinde hep düşündüğüm şeyler olduğundan ağzım beş karış açık izledim filmi. mükemmel bir yapıt. harika karakterler, oyuncular. ayakta alkışlıyoruz efendim.
kaptan'ın masanın üstüne çıkarak öğrencilere farklı bakış açısı nasıl oluru göstermesi, Todd'a gözlerini kapatarak bir anda şiir yazdırması..en etklinediğim sahneler.
--spoiler--
...the human race is full of passion. Medicine, law, business, engineering-these are all noble pursuits necessary to sustain life but poetry, beauty, romance and love - these are what we stay alive for !
--spoiler--