bu sıcakta sözlükte ne işin var yazısı beni davet ediyor sözlüğe bir kaç seferdir. içim bir garip oluyor. yumuşak yanaklarını sıkmak istiyorum yine. salak şabalak her bir boka beraber gülmek istiyorum yine. özledim seni eşek herif!
iyi uyu, ben gelince çok gezeceğiz çünkü...
hiç konuşma fırsatım olmamıştı kendisiyle ama sözlüğe damgasını vurmuş da gitmiş. hep var olacak burada. karşılaşıyoruz sık sık. girerken selamlıyor, çıkarken uğurluyor, şükelaya basıyorum, en çok entrysi gelen yazar. umarım orada da rahattır.
Ruhu şad, mekanı cennet olsun denilesi yazardır, tanımazdım yeniyim burda ama okuduklarıma göre önce iyi bir insan sonra da iyi bir yazarmış. Başımız sağolsun.
3 ay falan geçti ama özledim lan seni. özlüyor insan olum. nüktedanlığını, olmayacak yere sokuşturduğun esprilerini, hüzünlendirmeni özledim.
özledim ve arattırıp okuyorum yazdıklarını. ya isyan etmiyorum ama, herşeyin bi yeri yordamı var amına koyim. yani ne bileyim alışamadım, alışamadık hala.
ama insan su gibidir, akacağı yolu bulur ve akar. önünde duramayız kendi yolunu bulur demişti bir keresinde bana... o'da buldu yolunu. kaybolan ben oldum...
özledim seni be hakan. sesini sadece birkaç kez radyoda duymuş olsam da, yeşil renkli yazı tipini özledim. düşününce şaşırıyorum şimdi nasıl diye. ben de bulamadım ya neyse.
msn'imde hala eklisin. hala iletin "gidiyorum ya:(" gitmeseydin ya hakan, ne gerek vardı ki. ne gerek vardı. gitmeseydin.
"bu sıcak havada burada ne işin var" damdaki deli.
sözlüge giriş yapmamla beni tekrar hüzne bogdu. bir fatiha miktarı kadar hüzün. o kadar çok, bir o kadar da az. sonra kırık bir tebessüm..nur içinde yatıyor olması güzel teselli.
hani sen hep derdin ya bana 'o minik ellerinle sen yemek de yapamazsın balık da tutamazsın, açlıktan ölüceksin' diye..
o minik ellerimle naptım biliyo musun?
mezarının üzreindeki tozları temizledim.
tek tek
hiç tahmin etmezdim böyle bi şey yapıcamı..
bi de biraz papatya bıraktım sana. senin papatya bahçesinde fotoğraflarını çekicektim ben abi..
niye gittin ki yani bence 'papatya sevmiyorum uyuzcum, alerjim var' falan gibi bi şeyler yeterli olabilirdi.
niye gittin ki yani bence beraber çok güzel zamanlar geçirebilirdik, sen protezler takılınca hep gelicektin izmire?
seni götürücemi söz verdiğim yerlerden her geçişimde içim kötü oluyo biliyo musun?
ama ağlamıyorum. sen beni ağlarken gördüğünde hep çok kızardın. senden başkasına da anlatmadığım için çoğu şeyi ağlamamı durdurmaya çalışmazdın, ama yine de kızardın. beni ağlarken görmeye dayanamıyodun di mi?
'üzülme minik danam, sensizliği haketmiş o', 'üzülme minik danam, senin hayatında olabilecek düzeyde değil o'
düşündüm de.. çok boş şeylerle doldurmuşum zamanımızı
--seninkilerle kıyaslayınca zaten dertlerim çiçek bahçesinde kırılan bi dal gibi duruyor--
bence beraber daha fazla film izleyebilirdik
amerikaya gitmeyebilirdim
seninle olabilirdim abi
gerçekten çok canım yanıyo
sözünü dinlemeyi de öğrenemedim abi
hala aynı hataları yapan o bebek buzağınım ben
seni özlüyorum abi
ve evet, sözünü dinlemiyorum. hala ağlıyorum. hala unutmuyorum.
ben seni çok seviyorum.
sesini ilk defa duymuştum ya o gün
daha yeni tanışmıştık
bana poker öğretmeye uğraşıyodun
bense sadece 'honü yoa nördö nöröyö nopucam burdo bu vor burda da bo' diye vıkvık beynini yiyodum
sonra radyo yayını yapmaya başladın ya..
ikimiz de çaldığın o şarkılarla ağlıyoduk
ben ağladığım zaman bana kızıyodun :u
bazen sadece bana bile çaldığın oluyodu
şiirler okuyodun
en sevdiğin şiiri her seferinde okurdun
ezberlemiştim
bazen beraber okurduk
sen mikrofona okurdun
ben içimden söylerdim aşk iki kişiliktir
ama ikimizin de aşkı tek kişilik değil miydi?
bizi en çok da iki hüzünlü aşık olmamız yakınlaştırmamış mıydı abi?
doğum günümü seninle kutlamıştık ya abi hatırladın mı
doğduğum dakika bana 'enee minik buzağı mı doğmuş ya tam bu anda' demiştin :u
ben seni çok özledim abi
ben sana kızmıştım abi
haddim olmayan şeyler söyledim
sonra sen herkesi affettiğin gibi beni de affetmiştin
kin tutamazsın ki sen..
'bak minik buzağı, ben beni vuran çocukla bile konuşuyorum hala. ben kin tutamam' demiştin bana sana kızıp patladığım o gün
ben seni anca anlayabiliyorum..
pelini de nasıl kandırmıştık hihihi
'barışın yoksa çocumu keserim lan' diyodu ne eğlenmiştik
sen hep şımartırdın beni abi
belki de gerçekten bi abim olduğunu, birilerinin hep arkamda olduğunu, nolursa olsun sarılıcak birinin hep yanımda olacağı duygusunu hep sen hissettirmiştin bana
e ama gittin ya?
hepimizi bıraktın ya hakkuşum?
senin hayatımızdaki yerini göremedin mi?
bıktın mı bizden?
yoksa çektiğin acılardan mı bıktın?
seni üzenlerden mi sıkıldın?
tedaviden mi yoruldun?
canını mı acıtıyolardı?
hemşirenle konuşmuştum ben..
çok seviyodu o da seni
benim kadar değil
çünkü o unuttu
onun ayrı bi hayatı var
ben unutmadım
ama benim hayatımın içindeydin be abi
ailem bile çok seviyodu seni
annem ağladı, emre ağladı, beraber ağladık
o gece foçanın o buz gibi denizini taşa boğdum
sabaha kadar
babam mezarını temizlememe yardım etti biliyo musun :j
'keşke' dedi 'sen izmirde olsaydın da hakan abinle yüz yüze görüşebilseydik'
rastgele bir başlığı okurken işte budur dediğim entry'i artılamak için baktığımda ismini gördüğüm görür görmez de içimin acıdığını hissettiğim yazar. nur içinde yat.
rahmetliyi hiç sevmezdim. hala da sevmem. ama genç yaşta gitmesine çok üzüldüm. şimdi her şey anlamsız geliyor. sözlüğü forum gibi kullanması, nickaltlarına nefes alır gibi giri yazması falan. sevmediğim hareketlerdi bunlar, ve bu açıdan kendisini de benim gözümde sevilir biri yapmazdı. hala da yapmıyor. rahmetli olması bunları değiştirmiyor. birinin ölmesi onu ne daha iyi yapıyor ne de daha kötü. ama her şeyi anlamsızlaştırıyor. iyisiyle kötüsüyle her şeyi derin bir boşluğa itiyor. o, ondan öncekiler, ben ve benden sonrası. her şey anlamsız.
ne zaman geriye sarsa, ne de o geçmişten zamanı ileriye sarsa bu gerçekler hiç değişmeyecek. ama bu gerçekler ölüm denen gerçekle birleşince yeniden anlamsızlaşacak. insanlar ölümle yüzleşince, yine aslında sadece kendi ölümünü bilinçaltında kurgulyarak anlamsızlaştıracak hayatı. ve o hayatı anlamsızlaştırdıkları için ölümlülerin yitişi anlam kazanacak...
arada kalmışlığın orospulukları ile uyuyacağız, uyutacağız. sonra da göçüp gideceğiz.
keşke o şu anda yazılanları görebilseydi... ardından olan değişiklikleri bilebilseydi. tabii ki de yalnızca sözlükte değil. çünkü sözlük onun hayatındaki belki de küçücük bir parçaydı. o sadece sözlükten ayrılmadı. daha pek çok, sözlükten kat kat önemli şeyden ayrıldı. ama arkasında biz sözlük yazarlarına ne bıraktı? katılınası, ayakta alkışlanası entryler. o bir troll olsaydı bugün onun için bu kadar üzülmezdik. sonuçta o da bir can, annesi, babası ona da üzülürdü aynı derecede. ama biz sallamazdık çok.