sadece bir rüya. bir tık bile fazlası değil. uyanık kalanları ilgilendiren bir dünya uyuyorken. ama bir rüya. bunu da bilmek lazım. sadece bir rüya. fazlası değil.
Oysa kolay bir sanat değildir uyku,
gün boyunca
uyanık kalmak gerekir uğruna..
Friedrich Nietzsche
Dünya; (Yerküre), Güneş Sistemi'nde Güneş'e en yakın üçüncü gezegendir. Güneş Sistemi'ndeki en yoğun ve beşinci büyük gezegendir. Şu an için üzerinde yaşam olduğu bilinen tek gezegendir.
'tanrıyla görüştüm, dünya sadece sınav yeri olduğunu söyledi, ölüm sonrası dirilip bakire kadınlar saraylar ve bal nehirleri eşliğinde sonsuz bir yaşam başlayacak, tek yapmanız gereken bana itaat etmek, ve bana itaat etmeyenleri itaat ettirmek hadi katliamlara'
diyen pislikler in mahvettiği güzel mavi gezegenimiz.
insanları bölüp millet adı altında damgalayan ve aralarında paylaşıp, ülke adı altında çiftliklere koyup, din ile tanrı maskesi arkasından yönetip sömüren yöneticiler ve yalayanları olmasa, mükemmel bir gezegendir dünya.
söz olmadan bir şarkı nasıl güzel olur sorusunun cevabı. insanın doğup, güçlenip işte ben burdayım demesini anlatan enfes bir erkan oğur, yavuz çetin şarkısı.
derdi bitmiyor orospu çocuğunun her gün her dakika bir olay, gloabal düşünürsek kronolojik olarak hatta her saniye her miskal, bu ne sikim bir iş bu ne sikim bir şey.
dünya biricik tek yuvamızdır yani en azından yakın gelecek için. üzerindeki gökyüzünü trilyonlarca insan paylaştı mesela bir mağara adamı ile orta çağda bir papaz ve Türkiye'de bir memur aynı gökyüzünü paylaştı. hepsinin ayrı dertleri sevinçleri hüzünleri vardı. ama hepsini birleştiren bir nokta vardı dünya.
yakalasa sizi parçalayacak olan bir köpekten kaçıp can havliyle bir kuyuya sığınır, oradaki dallardan birine tutunursunuz. aşağıda ağzını açmış sizin düşmenizi bekleyen çok ürkütücü bir ejderha vardır. yukarıda da köpek gitmiyor, havlayıp duruyordur. bir de bakarsanız ki tutunduğunuz dalı iki ucundan ayrı ayrı kemiren farelerin olduğunu görürsünüz. bu farelerden biri siyahtır biri de beyazdır. artık sıkışıp kalmışsınızdır, çaresizsinizdir. kaçınılmaz sonu beklemeye koyulursunuz. o esnada karşıdaki dalın ucundan bal damladığını görürsünüz. bari kalan müddetim boyunca şu balı yiyeyim diye düşünürsünüz. çevredeki her şeyi unutur ya görmezden gelirsiniz. işte hayat da tıpkı böyledir. kuyudan yani dünyadan hemen kurtulmak isteyip dışarı çıkarsanız köpek sizi parçalar ve 'intihar' etmiş olursunuz. bu dayanılmaz acıya ve bekleyişe katlanmaktansa saygı duyulması gereken bir tercihtir. tutunduğunuz dalı kemiren siyah ve beyaz fareler; gece ve gündüzdür. yaladığınız bal ise; kocaman bir yalanın içerisinde olduğunuzu, gündelik hayata dalıp gittiğinizi anlatır. bu basbaya kendini kandırmak da olsa mutlu olmak için gereklidir. çok düşünen insanlar ne yazık ki mutlu olamazlar. her şeyin farkındalardır çünkü. ''ben bu ahval içerisindeyken nasıl yapabilirim? nasıl olur da aşağıdaki ejderhayı dışarıdaki köpeği dalımı kemiren fareleri görmeden o balı yalayıp kendimi avutabilirim?'' derler. sanırım ben de bu insanların içerisindeyim. içerisinde bulunduğumuz aptal oyunu görerek bunu sürdürmenin acılı ve mantıksız olduğunu düşünenlerdenim. gel gör ki ne tutunduğum dalı bırakabiliyorum ne de kuyudan dışarı çıkabiliyorum.