odatv'nin sokağı görmemek, onu hissetmemek ve kütüphane gazeteciliği yapmakla dostane bir eleştiride bulunduğu gazete:
Gazetelerin ayrıntılı tirajları gösteriyor ki; Türkiye'nin asıl gazete okuru yüzde 42 arasında. Hayır'cı iller ve ilçeler aynı zamanda gazetelerin de daha fazla sattığı yerler. Bu yüzden yandaş medyanın tirajları tepe taklak gidiyor, iadelerin geri alınmaması ya da abonelik gibi türlü oyunlarla rakamlar şişiriliyor.
Ve yine Türkiye'de yüzde 42 gazete okuduğu için muhalefet yapanlar tiraj kazanıyor. Tıpkı Sözcü gazetesinin 250 bine yaklaşan tirajı gibi...
Bu durum başkalarına da cesaret veriyor. Mesela Aydınlık dergisi bu muhalefet rüzgarından faydalanıp yeniden günlük gazete çıkarmak için çalışmalar yapıyor.
Bu rüzgar bir tek Cumhuriyet'i etkilemiyor.
Üstelik Cumhuriyet çok okunmak, kendini yenilemek için her türlü adımı attığını söylüyor. Bekir Coşkun, Mine G. Kırıkkanat gibi yazarları bünyesine katıyor. Yazarların Cumhuriyet'e belli bir ivme kazandırdığı kesin.
Ama Cumhuriyet neden yüz binin üzerine geçmiyor, neden bir Sözcü olamıyor? Bunu irdelemek zorundayız.
Cumhuriyet bir türlü toplumsal muhalefetin sözcülüğünü yapamıyor.
Bunun için Pazar günkü birinci sayfalarını incelemek yeterliydi. Merkez medyanın bile (örneğin Hürriyet) öğrencilerin dayak yemesini manşete taşıdığı gün Cumhuriyet bu olayı manşet altında son derece cılız bir başlıkla gördü. Onun yerine ingiliz büyükelçisiyle yapılan bir röportajı "Çağdaşlık mutlak hoşgörü gerektirir" gibi romantik bir başlıkla manşete taşıdı. Kuşkusuz önemli bir söyleşi, ama böyle günde manşet yapılacak haber bu mu?
Gençlik toplumsal bir hastalığı yeniyor, başkaldırıyor. Okuldan atılmayı, gözaltına alınmayı tutuklanmayı göze alıyor.
Ve eylem için ülkenin dört bir yanından istanbul'a yola çıkıyor.
Sokaklar isyan halindeyken, öğrenciler dayak yemişken, Türkiye son yılların en çağdışı polis müdahalesiyle karşı karşıyayken, yüzde 42'nin temsilcisi olma iddiasındaki Cumhuriyet'ten daha atak, daha muhalif, daha eleştirel bir manşet gelmesini beklemek haksızlık mı?
Hayır.
Cumhuriyet sokağı görmüyor.
Cumhuriyet sokağı hissetmiyor.
Cumhuriyet kütüphane gazeteciliği yapıyor.
Cumhuriyet yenilenmeye çalışıyor... Bunun için birtakım adımlar da atıyor...
Ama...
Belki de en önemlisi, yenilenmeyi yapmıyor: Bir türlü zihniyet devrimini gerçekleştirip, günümüz gazeteciliğine uyum sağlayamıyor. Hala dünyayı ve Türkiye'yi eski kodlarla, eski gazetecilikle okumaya çalışıyor. Böylesi önemli bir günde ne yazık ki Cumhuriyet, nasıl bir tavır almış diye sayfasına baktırmıyor... Bu nedenle muhalefetin sesi duruma gelen Sözcü, bu olaya birinci sayfasını yıkıyor. Cumhuriyet uyuyor!
Mesele ne yazarlar, ne mizanpaj, ne yazarlara fotoğraf koymak... Mesele Cumhuriyet'in bir türlü gereken cesareti, ataklığı gösterememesi... Üzerindeki ataleti atamaması.
yönetim gücü'nü halktan alan yönetim biçimlerine verilen genel isimdir. yönetici gücü belirleme konusunda halkın hangi oranda bu güce katıldığı konusu cumhuriyet açısından fazla bir önem taşımaz. bu sorun demokrasinin sorunudur. her cumhuriyet demokrasi olmadığı gibi her demokrasi de cumhuriyet değildir. sıklıkla karıştırılan bu iki kavramı ayırt etmek gerekmektedir.
330 mebuslu mecliste 158 oy alarak kabul edilen yönetim şeklidir. yani oylamada ne 3/2 formülü aranmıştır ne de 4/2. ayrıca oylamada açık oy gizli tasnif yapılmış, kimlerin oy kullanacağına önceden karar verilmiştir. bugün hükümet kurmak, referanduma gitmek, anayasa maddesi değiştirmek için bile 3/2 arayarak gürültü koparanların hiç görmeyeceği şeydir bu. hem mustafa kemal'in nutuk'ta da belirttiği gibi sadece şekilden ibarettir.
en demokratik yönetim şeklidir. hatta türkiyede o kadar demokratiktirki ; terörist sıfatındaki insanların ayaklarına gidilerek, seyyar mahkemeler kurulup (çadırdan) pişmanmısnız sorusuna '' hayır değiliz '' dedikleri halde '' yok yok siz pişmansınız '' diyip serbest bırakılırlar. hatta rahatsız olmasınlar diye de atatürk ün resimlerini kaldırırlar ! ve cumhuriyet o kadar demokratiktirki kendisini, ciğeri 5 para etmez insanlara eleştirme izni bile verebilir.
cumhuryetin ilk yıllarının milliyetçi gazetesi. hatta milliyetçiliği ırkçılığa yakındır.
atatürk ve türkler hakkında yazdığı birçok güzel yazı, yaptığı birçok karikatür vardır. bir ikisi;
...O'na 'Bozkurt' diyorlar çünkü bozkurt, vakti ile Asya steplerine uzanan ırkın sembolüdür.
..O, ırkının tarihe verdiği, meşhur ve dehşetli örnekler gibi, Timurlenk ve Cengiz Han gibi kırıp geçirici bir kudret sahibi olan bu genç Türk de ecdadının varisi olmaya layık bulunduğunu ispat ediyordu.
..Yunan istilasını silip süpürdüğü gibi, Kürt istilasını da bastırdı. (Cumhuriyet gazetesi, 15 Aralık 1933, s.1 ve 5)
aylardır hayır propagandası yapıp geçici 15. madde yeni anayasa ile ortadan kalkınca 12 eylülcüler için "hesap versinler" manşeti atan gazete. allah akıl fikir versin.
Adını Atamızın verdiği gazetedir.
Önceki adı Yenigün idi.
Okurları ona bir dergi gözüyle bakar.
Yazarları saygındır.
Satılık kalem yoktur.
Ülkenin en saygın gazetecilerinden, Mustafa Balbayın yazdığı gazetedir
Bütün yazarları birer öğretmen, beynn içini aydınlatan bir kılavuzdur.
Cumhuriyette yalan dolan, entrika, hile.. yoktur.
Doğruluk, dürüstlük, Cumhuriyetin sağladığı onur ve erdem vardır.
Asil gazetedir.
yurdunu ve ulusunu seven bütün türkler gibi atamızın yolundadır ve onun ışığıyla bizi aydınlatır ve ısıtır.
türkiye'de ismi dışında hiç bir zaman tam anlamıyla uygulanamamış sistem. Ordu etkisinde siyaset, bir siyasi partinin programı olduğunu söyleyen anayasa, 6 ok'a bağlı yüksek yargı, insanların inancını yaşama biçimine karışan devlet ve halka hiç bir zaman güvenmemiş siyasiler.
Cumhuriyetten çok monarşik sistem ile yönetildiğimizin işaretleri bunlar. Osmanlı bile, bilhassa son döneminde bizden daha cumhuriyetti.
son zamanlarda sanal alemde görülen bir reklamla tekrar tehlikenin farkına varmış olan gazete. iyiki var diyeceğim ama 8 yıldır içini ve içimizi kararttı "türkiye cumhuriyeti" karanlığa gidiyor diye ama karalamaktan başka birşey yapmayan bir gazete oldu gitti. varlığı türkiye cumhuriyeti devletinin varlığına armağan olsun... güzel günler görsün güneşli günler yeterki içimizi karartmasın...
'Bunların alelade hayvanlar gibi basit sevk-i tabiilerle işleyen his ve
dimağlarının tezahürleri, ne kadar kaba hatta abdalca düşündüklerini
gösteriyor... Çiğ eti biraz bulgurla karıştırıp öylece yiyen bu adamların
Afrika vahşilerinden ve Yamyamlardan hiç farkı yoktur'
zamanında kürtler için böyle demiş yazarlarından biri köşesinde.
"biz camiden amerika'dan yardım almıyoruz kendi yağımızda çileler çekerek kavruluyoruz" diyerekten kendi nemalarının nereden geldiğini hiç düşünmeyen ve düşündürtmeyen bir kısım iyiniyetsizlerin okuduğu gazete.ayrıca çok okunduğuna inanır.az satılıyor cümlesi baskın çıkınca verecekleri cevap sabittir. bir okuyucun ki o okuyucu "muhteşemdir, süperzekadır, aydındır, vatanını milletini çok sever, kendisi haricindekiler kesinlikle abd ajanıdır, düşmandır ve her konuda didaktik yorum yapabilen bir okuyucu kitlesidir." bu nedenle her bir okuyucunun bin kaplan gücünde olduğu kesinlikle yüzde yüz, binde olabilir hatta ki oraya geliyordum zaten, o bir okuyucunun binle çarpılması gerektiğine inanılan ve bu nedenle yapılan çarpımlar sonucunda duayen ve lider olan bir gazete.Türkiyenin 1(000) numaralı gazetesi.
vakit gazetesinin tam zıttı bir misyona sahip olduğu söylenen ve bu yüzden şahsına ağır hakaret edilen gazete. bir kere cumhuriyet gazetesini vakit gazetesiyle aynı kefeye koymak ve bu ikisini karşılaştırmak başlı başına bir talihsizliktir. zira cumhuriyet gazetesi karşı olduğu fikirlere hiçbir zaman hakaret etmemiş ve onları küçümsememiştir. vakit gazetesi ise sevmediği adamlara karşı "i. selçuk öldü" gibi aşağılayıcı ve terbiyesizce bir tavır bile takınabilir, üstelik hiç de gocunmaz.