doğrudur ama bunun suçu cumhuriyet yönetimi değil, yönetenlerdir. osmanlı yönetimindeyken ülkenin okuma oranı yüzde 5'i geçmiyordu. ekonomi desen yerlerdeydi, avrupa sanayi devrimi yaparken bizimkiler ancak gözlem yapabildi. bunun suçu islam şeriatı mıydı? tabiki hayır. islam her zaman eğitime birincil öncelik vermiştir.
mesele yönetim biçiminden çok medeniyettir. medeniyet inşaası uzun ve planlı yapılması gereken bir iştir. cumhuriyet kendi tasavvuruna göre bir halk oluşturmaya çalışıyor ama ne kadar başarılı oldu, durum ortada.
kendi başlığına 5-6 entry giren yazarların olduğu bir sözlükte, kendi başlığına birden fazla entry girmeyi hiç sevmeyen biri olarak, böylesine ciddi bir başlığa, böylesine embesilce bakınızlar girilmesi, ve benim bunu dile getirme ihtiyacım, bu ülkenin insanının kalitesi hakkında vahim doğruları göstermektedir.
din satıp mevki, servet, arsa, villa, gazete, televizyon gibi güç puanları toplayan şarlatanları kazandırdığı için yalan olan ifadedir. osmanlı zamanı akp organize suç örgütünün iktidara gelmesi mümkün müydü? din sultan'ın hilafetle tapulu malı olduğu için bunlara ekmek çıkmazdı. cumhuriyet dini kamulaştırınca bazıları ucuza hisse kapattılar, vaziyet bu.
kısmen doğru tespittir.1950'ye kadar olan dönemde cumhuriyet ve halkın kazanımları büyüktür.bu tarihten sonra iktisat ,eğitim,tarım vb. konularda hedefler sulandırılmış ve ülke nato'ya girdikten sonra rotasından çıkmıştır.1970 lerden itibaren sağ-sol,alevi-sünni 1980 darbesi sonrası türk-kürt,dindar-laik kavgası ile ülke bir türlü istikrarı yakalayamamış siyasi ve ekonomik krizlerle boğuşmuştur.özellikle son 30 yılda türkiye boş yere enerji ve zaman kaybetmiş ve milli servetini israf etmiştir.
cumhuriyet olmasa türkiye diye bir yer olmayacaktı türkiye işgal olunmuştu parçalara ayrılmak istenmişti sonra askerler ülke için mücadele başlattı ülkeyi kurdular ülkede yabancı unsurlarla işbirliği yapmış hanedanla bağımsız bir ülke olunamayacağı anlaşılmıştı ve cumhuriyet kuruldu.cumhuriyet bağımsız bir türkiye idealidir türk insanına hiç değilse bu ideali kazandırmıştır.
işine gelmeyen bir şey olduğunda demokrasiii diye höyküren bünyenin mal beyanıdır. bu sözden dolayı kellen mi alınırdı, kazığa mı oturturlardı yoksa sürgün mü ederlerdi görürdün denilen durumdur.
Cumhuriyet sayesinde turkiye'nin var oldugunu bilmeyenlerin sacma tezidir.
Bunu savunup egitim duzeyinin dusuk oldugundan dem vuranlara turkceyi ogretemedigi asikardir. Zira ozel isimlere gelen ekleri ayirmak ve sey kelimesini ayri yazmak gibi basit kurallari bile bilmeyen birinin cumhuriyet'in katkilarindan bahsetmesi komik oluyor yalnizca.
başlığın içeriğine bok atamayınca, bir iki ufak imla hatasını öne sürüp, aklı sıra başlığı ve barındırdığı acı gerçekleri itibarsızlaştırmaya çalışanların düştüğü durum çok komik gerçekten, hemde yav he he bakınızı vermekten bile komik.
haklı ve doğru bir söylemdir. geleceğinden ümidi olmayan gençlerin yaşadığı bir ülkenin rejimi cumhuriyet bile olsa ne yazar? cumhuriyet kurulduğundan beri saltanat mantığındaki idareciler ve amerikanın bile kullanmadığı, sadece geri kalmış ülkelere zorla uygulattığı anayasa sistemi. dünyada anayasa kullanan bir kaç ülkeden bir tanesiyiz. yemişim cumhuriyetini. bütün rejimler gösterdi ki hepsi içi boş ve fasa fiso. hepsi sadece devletin kendi varlığını sürdürebilmesi içindir, yani kendi saltanatlarını devam ettirebilmesi içindir. yepyeni bir rejim gerekli, sadece halkın çıkarlarını gözeten ve devletin dokunulmazlığının ortadan kalktığını belgeleyen. nerde o rejim? var mı öyle bir rejim? yok. neden? böyle bir şey mümkün iken devlet büyüklerimiz (şahsi menfaatçiler)bunun ütopya olduğunu söyler dururlar ama böyle bir yönetim biçimi mümkündür. ortaçağda da cumhuriyet rejimi ütopya idi.
uçmaya gerek yok. gerek türk demokrasisi, gerek dünyadaki diğer cumhuriyet yaklaşımları dertlere deva olamadı. Cumhuriyetin benimseniyor oluşunun en tabii nedeni, asırlardır süregelen monarşi yönetimlerinin; savaş ve ayrıştırmadan başka bir şey getirmemiş olmasından sebep doğan bir bıkkınlıktır.
kötünün iyisi olan demokrasi, çoğunluğun tiranlığıdır. en köklü demokrasi geçmişine sahip amerikada, kızıderililerin sosyalizasyonu sağlıklı sonuç vermedi. Lincoln döneminde kölelik kaldırıldı ama zencilere bakış hep aynı kaldı. 6 yıllık iç savaşa karşın, hala kuzeyli-güneyli ayrımı süregeliyor.
Halkın başkaldırışı denen Fransız ihtilali gerçekleştikten 10 yıl sonra, halk cumhuriyetçilerden bıktı ve napoleonu imparator olarak arzular hale geldi.
ii.meşrutiyet ile başlayan demokrasi davasının, Atatürk ile noktalandığını görmeyerek, her şeyin atatürke borçlu olunduğu gibi bir eşiğe getirmek de ayrı bi cinlik. Ülkenin ilk özgür seçimleri bile, 1946 da gerçekleştirildi. Sırasıyla, chp, dp ve akp tiranlığı izledi bunu.
Burada zorunlu bir determinizm var. Cumhuriyetin eti ne budu ne? istese de her şeyi çözemez. Bağımsızlığı mı koruyacaksın, ekonomik alanda ivme mi kazanacaksın? Hangi birini yapsınlar amk?
O yüzden, cumhuriyet bize bir şey katmadı demeden önce, cumhuriyetin devamı olduğu imparatorluğa bakman lazım. Cumhuriyetin başarısı, Osmanlıdan devraldığı miras ölçüsünde pozitif korelasyonludur.
Osmanlının geride bıraktığı en bariz sıkıntı, din eksenli kapalı kutu gibi hayat süren, tekdüze nesillerdir. Önce din, önce din denilen bir toplumun asırlar boyu attığı temelde ne sanat, ne bilim, ne de spor vardı. Varsa yoksa öbür alemi kazanmak. dinini öğrensin yeter anam babam diyen idareciler, hayata dair her bi sikimi gereksiz gördüler. Memlekette azınlık okulları pilot alan kabul edilerek beden eğitim derslerinin verilmesi bile, 1837ye rastlar. Ondandır ki, olimpiyatların ilk 3 oyunlarına Osmanlı adına katılan müsabıkların hepsi Robert koleji kökenliydi.
Sen Osmanlı sanatta çok iyiydi diyerek propaganda yaptın. Eski istanbul, hatta padişah tasvirlerini bile saray gezisine gelmiş Avrupalı ressamların yaptığını görmeden. Osmanlı teknikte iyiydi diyerek içini ferahlattın. Elin oğlunun yüzyıl savaşlarında kullandığı tüfeklerin Abdülaziz döneminde ülkeye girdiğini bilmeden. Tamamen askeri amaçla açılmış, mühendishane-i bahri humayunun itünün kökeni olduğunu söyleyerek, ülkedeki üniversite geçmişini asırlar öncesine dayandırdın. Oysa bunca köklü geçmişe rağmen, Üniversiteli olma oranın son 20 yılda katlandığı gerçeğini de göz ardı ettin.
Gavur şarkısı diye Avrupai şarkı dinlemeyecek kadar dışa kapalı hala gelmiş atalarımızın en büyük goygoyu, Aman yavrum, bu dünya boş sen imanına bak öğretisiydi. Lakin bu kabuk 30-40 yıldır parçalanıyor ve artık götünden ayrılmadığınız tüm değerler masaya yatırılabiliyor. Senin ağabeylerin, Tüm dünyayı değiştiren bu süreci, sanki sadece türkiyede yaşanıyormuş gibi, cumhuriyetle laiklikle falan bağdaştırdı, sen de kaptın köfteyi. Oysa olayın ne dinle ne laiklikle ilgisi yoktu. Tamamen sosyokültüreldi.
Gerçi bunlarda da kabahat yok. her şeyimizi atatürke borçluyuz diyen kafa, her şeyin suçlusu Atatürk diyen nesilleri ortaya çıkardı. Bu kafa, kendi elleriyle bir Frankenstein yarattı.
Neyse ya, ben gideyim de Osmanlı üç kıtada at koşturdu diyen bir kitap okuyayım. Belki göte göt deme huyumdan vazgeçerim.