''çok takipçimiz var, %1 i sinemaya gitse zengin oluruz''
ne olursa olsun o %1 sinemaya gidecekler, neden yüksek bütçeli bir film yapsınlar ki, seyircinin beğenisi umurlarında mı sanki,
nolan'ın yıldızlararası filmi sinemada, ben de 2-3 gün sonra fırsat buldum işten çıktığım gibi özdilek sinemaya gittim.
sinema salonunun bilet gişelerine bir geldim inanılmaz bir kuyruk var. kendi kendime "hassiktir kesin yer kalmayacak" diye hayıflandım. eee sonuçta nolan filmi ve ilk gelen beğeniler inanılmaz yüksek, bu kadar kişi muhtemelen bu filme gidiyordur.
benim sıram yavaş yavaş bilet satışı yapan arkadaş ile bilet alan kişinin konuşmalarını duyacağım bir mesafeye kadar geldi ve konuşmalar şu şekilde;
"hangi film?", "deliha"
"hangi film?", "deliha"
"hangi film?", "deliha"
"hangi film?", "deliha"
"hangi film?", "deliha"
sıra bana geldiğinde artık gişedeki kız "deliha mı?" diye soruyordu. "Yok yıldızlararası, yer var mı? diye sordum ve evet yer var dedi, kendi kendime "kesin çok kötü yerler kalmıştır" diye düşündüm. Kız salon ekranını açtı ve film henüz 5-6 kişiye satılmış ve genel olarak salon komple boştu.
yani nedendir bilmiyorum ama o zaman 10 tl ye yıldızlararası gibi bir film izlemek varken insanlar deliha gibi bana kalırsa saçma sapan bir filmi izlemeyi tercih ediyorlardı.
doğal olarak türkiye'deki yapımcılar da haklı, adam saçma sapan ama dünyanın parasını kazandıracak film çekmek yerine neden güzel ama doğru düzgün para kazanmayacak filmler çeksin?
şu film benim için başlı başına utanç kaynağıdır, başkasının adına utanmanın vücut bulmuş halidir ve böyle bir filmin 500 bin izlenmesi kadar da rezil bir durum yoktur.
Devam filmi çekilse de gitsek. Şaka şaka, bu filmi değil sinemaya gitmek korsan olarak internetten izleyen arkadaşım olsa onunla duyduğum an arkadaşlığımı bitiririm.
hiç şimdi atıp tutmayalım biz getirtik bu gerizekalıları buraya. herif sadece küfür edip kameraya vurarak binlerce takipçi kazandı meşhur oldu. aklına tükürmeye tenezzül etmeyeceğin herif gitti üniversitelerde iletişim fakültelerinde konferans verdi. ondan sonra film çekecek özgüveni oluştu işte
(bkz: yüz verme ayıya gelir sıçar halıya)
yani fragmanını eskaza izlemiş bulundum. aklımdan geçen tek şey şu oldu: o kadar sacma bir hayattayız ki cumali ceber de şener şen filmleri de aynı kategori (bkz: türk sineması) içerisinde. Konduramadım yani. aslında bu cumali ceber tarzı filmler, recep ivedik adlı sikko filmle beraber türk sinemasinda bir akım gibiydi. nasıl bir akım? günlük hayatta görmemiz çok çok imkansız olan, her açıdan uyumsuz bir karakterin bayağılıkları boku çişi ossuruğu üzerinden sığır takımını güldürmeyi amaçlayan filmimsiler. recep ivedik gise rekorlari kirinca bircok yapimci tabiiki para icin buna yoneldi, insan zekasiyla optimum düzeyde dalga geçen filmler aşırı tuttu ve maalesef ki ülkemizdeki zeka-kültür seviyesini gişe rakamlarıyla açığa vuruyor. bu filmin hedef kitlesi çocuklar olarak farz edelim, 10 12 yaşında bunu izleyen bunyeler yetişiyor yani, cumali ceber izleyen cocuklara cumhuriyet emanet ediyoruz.
Harika bir Sinematografiye sahip film.
Bunun yanında seslerin işlenişi, müziklerin dikkat çeken sahnelerde kullanılması filmle bir bütünlük yaratmış.
Oyunculuk ise bambaşka bir noktaya taşınmış. ismini duymadığımız kişiler bile hollywood a selam çakmış. Umuyorum devamı gelir. Şaka lan şaka izlemedim. Bu kadar boş vaktim yok. Olan vaktimi de burda kullandım. Fragmanına bakarak ülkemizin hakettiği türden bir film olduğunu söyleyebilirim.