cem'a dan gelen toplanma ,müşevere etme ,şura manasında müslümanların o şehrin en büyük ibadet toplanma yerinde haftalık sorunların konuşulduğu ,toplumsal niteliği büyük ve önemi olan ,2 rekat namazın kılınması dua ve ibadetin feri unsur olarak göründüğü küçük hac ,bayram gibi gün ve namaz.
müminler arasında popüler olan namazdır. 5 vakit namazını kılmaz ama cuma namazını da sektirmez. her zaman gider. ikinci sırada bayram namazı, üçüncü sırada da teravih namazı gelir.
geçen gittim. Allah affetsin, gittiğime biraz pişman oldum.
ben bu ülkeye tahammül edemiyorum arkadaş. şimdi bazı orospu çocukları yine siktir git beğenmiyorsan falan diyecekler ama bu ülke benim de ülkem ulan. bak şimdi;
''Diyanet işleri Başkanlığı, 2013 bütçesinden aldığı payla 11 bakanlık bütçesini geride bıraktı. 2012 bütçesinden 3 milyar 891 milyon lira alan Diyanet'e 2013 bütçesinden 4 milyar 604 milyon lira ayrıldı.''
arkadaş 11 bakanlık diyor. emniyet, mit, jandarma gibi kurumları saymıyorum bile. buraya kadar tamam. komik olan ne biliyor musunuz?
hoca hutbenin sonunda : ''elektrik su bilmem ne için, şu şu şu caminin yapımı için yardım. Allah yardımcınız...''
ulan biz de müslümanız. bu kadar da olmaz be. soygunculuğun bu kadarı. yakında şöyle bir slogan duyarsanız hiç şaşırmayın ;
Cuma günü öğle vakti ezan okunduktan sonra, önce dört rek'at olan ilk sünneti kılınır. Bunun niyeti şöyledir: "Niyet ettim Allah rızası için bugünkü cuma namazının ilk sünnetini kılmaya."
Cumanın ilk sünnetinin kılınışı aynen öğle namazının dört rek'at sünneti gibidir. Sünnet kılındıktan sonra câminin içinde bir ezan daha okunur ve imam minbere çıkarak hutbe okur. Hutbe bitince ikamet getirilir ve cumanın iki rek'at farzı cemaatle kılınır. imamın arkasındaki cemaat şöy le niyet eder: "Niyet ettim Allah rızası için bugünkü cuma namazının farzını kılmaya, uydum imama."
Farzdan sonra cumanın dört rek'at son sünneti kılınır. Bunun kılınışı da cumanın ilk sünneti gibidir. Niyeti şöyledir: "Niyet ettim Allah rızası için cumanın son sünnetini kılmaya."
Cuma namazı böylece tamamlanmış olur.
Bundan sonra dileyen dört rek'at "Zuhri Âhir=son öğle" ile iki rek'at da vakit sünneti kılar.
Son öğle namazına: "Niyet ettim Allah rızası için vaktine yetişip henüz kılamadığım son öğle namazını kılmaya" diye niyet edilir. Bu son öğle namazı, öğlenin dört rek'at farzı gibi kılınmakla beraber sünnetlerde olduğu gibi dört rek'atın hepsinde fatihadan sonra sûre okunması daha iyidir.
iki rek'at vakit sünnetine de şöyle niyet edilir: "Niyet ettim Allah rızası için vaktin sünnetini kılmaya." Bu namaz da sabah namazının sünneti gibi kılınır.
ülkemizde cuma namazı ile ilgili yanlış bir anlaşılma var. -haftada bir namaza gitmek Müslümanlık değildir- bu anlayışın yanlış olduğunu ''o zaman Türkiye'nin yüzde doksanı Müslüman değil'' gibi yaygın bir çürütme yöntemiyle çürütmeye çalışmayacağım. çünkü böyle bir yaklaşım bu düşüncenin vahimliğinin görülememesine yol açabilir. Bunun yerine şunları söylemek gerekir ki bu ülkede laiklik vardır. kimse kimsenin dinini sorgulayamaz. kimse kimsenin Müslümanlığını veya ne derce Müslüman olduğunu sorgulayamaz. bu hakkı kendisinde görmesi kendini bilmezliktir. Ve dinimizin hükmüde budur.
camiinin kasasinin en cok doldugu gun oldugundan en mubarek namazdir. nereye giderseniz gidin imam, surekli hutbe esnasinda cemaati camiinin ihtiyaclarini hatirlatarak para koparmaya calisir. hic de bitmez bu camiinin ihtiyaci.
mahalle baskısının görüldüğü bir ibadet. iki rekat cumanın farzını kılanca milletin hurra kapıya yönelmesi bunun bir göstergesi. oysa cuma namazı bundan ibaret değildir. 4 rekat da son sünneti vardır. ayrıca o camiye geldin öğleni kılmadan gitmek de ne oluyor. anlaşılan o ki baskı bizi oraya itmiş. baskı deyince hemen şiddet anlaşılmasın. bir bakış gülümseme kaş çatma hor görme bir espri bile iyi kullanıldığında büyük baskılar yaratabilir. mahalleli görür seni cumaya gidiyor bizim oğlan. iyi çocuk eğilimi yani. dininin gereğini yerine getirenleri tenzih ediyorum.
farz olan namazdır.Her cuma aksatmadan gidilmesi gerekir.uzerine tartışmalar olan ve şeri hükümlerin yönetmediği ülkenin üzerinde yaşayan insanların üzerine farz olmadiği da söylenir ve sadece erkekler gidebilir.