coca cola

entry1014 galeri473
    436.
  1. Fare kanı var gibi iddialarla şöhretini kaybettirilmeye çalışılan içecek firmasıdır.
    1 ...
  2. 435.
  3. şekersiz/tatlandırıcısız hali merak edilen içecek. limited edition çıkarsalar da baksak.
    2 ...
  4. 434.
  5. Hala farelerin o çok sevdiği meyan kökünden yapıldığı hatta fare kanlarının da karıştığı söylenen facebookta ibretlik fotolara konu olan içecektir. Yazık ne günlere kaldık .
    1 ...
  6. 433.
  7. böcek kanından üretildiği saçmalığıyla ün yapmış gazlı içecek.
    2 ...
  8. 432.
  9. hakkında bir çok yalan yanlış haber çıkandır. karalama kampanyasından başka bir şey değildir. kolada bir numaradır. hepsi kristal kolanın bir oyunu inanmayın.
    3 ...
  10. 431.
  11. içinde Cochineal (koşnil) böceği bulunan asitli içecek. günümüzde dünyanın en sevilen içeceği olarak kabul edilmektedir.
    3 ...
  12. 430.
  13. Uludağ'ın meyveli sodaları karşısında git gide daha derin darbeler alan gazlı içecek markasıdır.
    1 ...
  14. 429.
  15. koşineal kırmızı dişi böcekle renklendirilen , hatta içerisinde meyan kökünden mütevellit fare kanı , pisliği , derisi , ya da bütünü olduğu söylenen , gazlı içecek.

    böyle bir şey olduğunu varsaysak , doğru dahi olsa abi içiliyor be soğuk soğuk. açık ve net hiçbir rakip firma üretemiyor bu adamlar gibisini.
    2 ...
  16. 428.
  17. dünyanın en yaygın içeceğidir. yaz sıcağında nefis gider.

    fazla içilmesi dişleri siker.
    2 ...
  18. 427.
  19. John Pemberton'ın, birinci dünya savaşı'nda yaralı askerlere, ağrı kesici yapmak isteğiyle bulduğu içecektir. john, bir eczacı olduğu için bu işe soyunmuştur. ancak tadını çok beğenir ve bunu içecek yapmaya karar verir. tadını dengelemek için içine attığı şekeri fazla bulur ve asitle şekeri dengelemeyi başarır. ilk başlarda bu içeceği eczanesinde günde 5-6 bardak satarak sergiler. daha sonra dünyanın bir numaralı içecek markası olur.

    coca-cola'nın gizli formulü SunTrust Bankası’ndan 125'inci yıl nedeniyle, Atlanta’da bulunan Coca-Cola Müzesi’ne götürülmüştür. bu formul sır gibi saklanmaktadır.

    vesselam...
    2 ...
  20. 426.
  21. coca cola türkiye'den yapılan açıklamaya göre, türkiye'de kişi başına tüketimi 159 şişedir!
    1 ...
  22. 425.
  23. bıraknak için nescafe gold birebirdir. iki litre kolayı tek oturuşta bitiren bu bünyeyi koladan soğutmuştur tavsiye ederim.
    1 ...
  24. 424.
  25. üzerinden kapitalizm muhakemesi yapılabilecek kadar kapitalizm sembolü, daha doğrusu kapitalizmin zaferinin sembolü olmuş marka.

    kapitalizm lafını görünce aklımıza "kahrolsun!!!" kelimesi geliyor ya hani, işte iş oralara gelmeden çok önce...
    komünizmden pek de farklı olmayan ideal kapitalizmin -en azından gözümdeki- sembolü coca-cola.

    çünkü neden? çünkü mesela andy warhol diyor ki: "what’s great about this country is that america started the tradition where the richest consumers buy essentially the same things as the poorest. you can be watching tv and see coca-cola, and you know that the president drinks coke, liz taylor drinks coke, and just think, you can drink coke, too. a coke is a coke and no amount of money can get you a better coke than the one the bum on the corner is drinking. all the cokes are the same and all the cokes are good. liz taylor knows it, the president knows it, the bum knows it, and you know it."

    öyle bir ürün düşünün ki, hem inanılmaz lezzetli, hem de oldukça ulaşılabilir olacak. ve abd başkanından ingiltere kraliçesine, taçsız kral pele'den nadya komenaçi'ye herkes bunu içecek. isterseniz dünyanın en zengin adamı olun, o paranızla mahallenizin manavının içtiğinden daha iyi bir kola alamayacaksınız. ve mahallemizin manavı olunca evimize gireceğiz ve yatağımızda düşüneceğiz, bileceğiz ki ve abd başkanı bizimle aynı şeyi tüketiyor.

    şimdi bunda "çok kötü bişi abi ya.. harbiden" dencek bir durum yok. zaten pek bir komünist açıkçası. ha devlet sizin maaşınızdan kesip içeceğiniz içeceği sizin evinize teslim etmiş, ha o parayı size vermiş ve siz yine en uygun şey olduğu için gidip o ideal ürünü almışsınız.

    coca cola da kapitalist toplumsal eşitliğe en çok yaklaşılan yerdi bence. ideal kapitalizm sıçmadan önce bayağı bir gelecek de vaad ediyordu açıkçası. ne demişti ford; "olabilecek en düşük maaliyetle, olabilecek en yüksek maaşı ödeyerek, olabilecek en kaliteli ürünü yapmalıyız." işçileri ağzından kan gelene kadar çalıştırıp sonra cebine bir dolar koyup gecekondusuna yollamak yoktu idealist kapitalistin defterinde. "bu adam benim için çalışıyor, ben ona karşı sorumluyum. en azından bir model t almasını kolaylaştırabilirim" diye uykuları kaçıyordu ford'un şerefsizim. sonuçta onun verdiği para ona geri dönmeyecek mi? benim kârımdan vazgeçip ona harcadığım para da bana geri dönmeyecek mi?

    para döndükten, mallar üretilip tüketildikten sonra ne fahiş fiyatlara, ne de açlıktan kırılan işçi kitlelerine gerek vardı. üretirdik, tüketirdik, çark dönerdi... ama tüketilmesi lazımdı işte paranın dönmesi için. abd'yi derin ekonomik soğumalarından birinden kurtaran adımı atan şeyin petrol artıklarından üretilen ve 1 dolara (kapış kapış) satılan hulahop mudur ne karın ağrısıysa işte onlar olduğunu biliyor muydunuz? yani para el değiştirecekti sadece, bugün benden çıkan 20 dolar, eğer herkes benim gibi vefalı bir harcayıcı olursa bana 3 gün sonra geri dönecekti zaten kendi üretimimi satınca, elimde fazladan o 20 dolara aldığım ürün olacaktı bir de.

    ve en iyi kısmına daha gelmedik! hiç kimsenin bu sistemin dışında kalması, sokaklarda uyuyup çöple beslenmesi için bir sebep yoktu. yeter ki çalışsındı, ve o kazandığı parayı harcasındı. work 8 hours, play 8 hours, sleep 8 hours. öyle sürekli parka gidip sırtını ağaca dayayıp gökyüzüne bakıp arkadaşlarımızla sohbet ederek eğlenmeyecektik mesela. hani para harcadın mı ki? olmazdı, çatırdardı sistem, yasaktı. gidip bir ayakkabı alacaktık hep beraber. herkese birer çift, zaten çok ucuz. veya şöyle gece çıkıp sinemalar, yemekler, barlar... "oh lord, won't you buy me, a night in the town?" diye şarkılar söyleyecektik, bundan ala bir hayal olmayacaktı.

    düşünün, abd'nin ekonomisi almanya'nın 5 katı kadar. ama almanya'nın ihracatı abd'den daha fazla. nereye gidiyor bu mallar? florida'da kasiyere diyorsunuz ki "pardon, benim kola küçük olacaktı." o ne diyor? "bu zaten küçük beyefendi :)" diyor yarım kilo kola elinde.

    ama bir ülkenin böyle olması, o ülke ne kadar büyük (bir pazar) olursa olsun yetmezdi. yılda 40.000 dolar harcayabilen 300 milyon tane adam tek başına bir hiçti. sonra andy warhol dünyaya baktı ve dedi ki: "tokyo'daki en güzel şey mcdonald's. stockholm'deki en güzel şey mcdonald's. moskova ve pekin'de ise henüz güzel bir şey yok." tokyo'da ve stokholm'de neden güzel bir şey vardı peki? çünkü abd, ikinci dünya savaşı'ndan sonra, tarihin gördüğü en büyük ileri görüşlülüklerden biriyle savaş çıkartıp bütün kıtayı yerle bir eden almanya'ya (=avrupa'ya) ve iki gün önce kafasına iki atom bombası attığı japonya'ya tonla para vermiş, sony, mercedes, ford gibi markalar hediye etmiştir. "alın şu parayı da bizim sattıklarımızı satın alırsınız, bugün sen yarın ben" demiş ve bu tüketim kültürünü bir sonraki seviyeye taşımak istemişti.

    bunun bir ufak çaplısı birinci dünya savaşı'nın sonunda denenmişti aslında. wilson idealizmi adıyla. hani şu self-determinasyon hakkı, her ulus kendi devletini kurabilsin buna karşı çıkmayın filan. hatta ermenistan şöyle olsun burdan şuraya kadar uzansın diye harita çizmişti hatırlarsanız. bu ne abd'deki ermeni lobisinin türkiye üzerinde oynadığı bir oyundu, ne de idealist wilson'ın "ah bir gün yüzü görmedi şu zavallı ermeniler" diye uykuları kaçmasının sonucuydu. wilson idealizminin yalnızca "hadi ne devlet kuracaksanız kurun da ticaretimize bakalım" temalıydı. ağrı dağı yok ermenistan'daymış yok türkiye'deymiş, sonuçta sınırın iki tarafında da coca-colamızı yudumlayıp peluş kutup ayılarımıza sarılacaksak pek de bir önemi yoktu değil mi? hem zaten herkes bilir ki mcdonald's bayisi olan ülkeler birbiriyle savaşmaz.

    zaten ekonomik eklemlenme dünyayı bambaşka bir hale sokacak, ah şu tesadüfe bakın ki, tıpkı komünizm gibi, insanlar ulus üzerinden tanımlanmaktan vazgeçecekti belki de. eh hal böyle olunca da gün gelecek coca-cola'nın ceo'su beni tc cumhurbaşkanı'ndan daha çok alakadar eden bir şahıs olacaktı. ve böyle bir dünyada damarını kesseniz kanı serbest akacak hardcore liberallerin hayali gerçek olacak ve devlet, allah kahretsin yine şu tesadüfe bakın ki, tıpkı ideal komünizmin öngördüğü gibi hayatımızdan yavaş yavaş çekilecek ve bizi ideal toplumumuzla başbaşa bırakacaktı.

    tek bir pazar, tek bir yürek, tek bir vücut olacaktık belki dünya olarak. abd başkanı da, vietnam'da nike için ayakkabı üreten adam da işten eve gelince kolasını yudumlayacaktı, bir oh çekecekti. ama olmadı, olamadı. abd başkanı anca ortalama abd vatandaşıyla eşit olabildi bu hususta, vietnamlı çocuksa onlara ayakkabı yetiştereceğim derken öldü.

    clemenceau fransız devrimi için şöyle demiş: "fikir güzeldi, ama işin içinde insan vardı."

    ben de aynı şeyi kapitalizm için söylüyorum. sen de aynı şeyi komünizm için söyleyebilirsin.

    coca-cola'ya dönecek olursak, new york times'ın haberine göre usame bin ladin'in evinde bulunmuş onu öldüren harekat esnasında. dayanılmaz ve elde edilebilen bir lezzet olması... kim bilir, belki bir gün hep birlikte içeriz.
    1 ...
  26. 423.
  27. son zamanlarda bozmuş içecektir. hele bir hafta kadar pepsi içtikten sonra ne kadar şekerli ve iğrenç bir tadı olduğunu göreceksiniz. ama coca cola'nın 1 litre ve altındaki miktarı pepsi'ye göre daha kalitelidir. teneke olsun şişe olsun...
    0 ...
  28. 422.
  29. bir kristal kola, le'kola değildir. hele chat kola hiç hiç değil. (bkz: le fer)
    1 ...
  30. 421.
  31. koladan elde ettiği karı yeterli bulmayıp ice tea konusunda lipton'a rakip olmayı inat haline getiren şirket
    (bkz: fuse tea)
    1 ...
  32. 420.
  33. son 2-3 günden beri bana eskiye kıyasla daha şekerli gelen soğuk içiniz. sorun ben de olabilir ama.
    2 ...
  34. 419.
  35. 418.
  36. --spoiler--
    Çok iyi giyimli bir iş adamı Vatikan'a gelir papayla görüşmek istediğini söyler. Kendisini bir Kardinal'e götürürler. Adam ısrar eder:
    - "Sizinle değil, doğrudan Papa ile ve yalnız görüşmek istiyorum."
    Sonunda adamı Papa'nın huzuruna çıkarırlar. Ama adamın ne istediğini merak eden Kardinaller kapının dışında kulak kesilmiş içeriyi dinlemektedirler. içeride sesler yükselmiştir:
    - 1 milyar dolar!
    - Olmaz.
    - 2 milyar dolar!
    - Hayır.
    - 5 milyar dolar!
    - Hayır.
    Adam kapıyı çarpar, hışımla uzaklaşırken Kardinaller içeri koşuşur.
    - Sayın Papa hazretleri, 5 milyar dolar muazzam bir para. Düşünün bu para ile kaç katedral, kaç kilise yapılır, dünya üzerine kaç misyoner gönderilirdi. Parayı niçin kabul etmediniz?
    - Ne yani? Her duadan sonra Amin yerine Coca Cola mı deseydik ?
    --spoiler--
    1 ...
  37. 417.
  38. Birçok insanda bağımlılık yaptığına inandığım, soğuk içildiğinde gerçekten çok lezzetli olan bir içecek.
    1 ...
  39. 416.
  40. dinci bir abimiz demişti
    -sakın almayın içinde alkol varmış onun için tadı güzel geliyormuş aslında güzel değil cola turka'da alkol yokmuş.
    1 ...
  41. 415.
  42. 1885 yılından 1903 yılına kadar aktif kokainin ana maddesi olan 'coca' isimli bitkiden üretiliyordu.Kola rengi siyah değil yeşildi.
    4 ...
  43. 414.
  44. 414.
  45. 413.
  46. ilk fırtta neden hıckırtıgını hala bulamadıgım garip içecek.
    1 ...
© 2026 uludağ sözlük