uzun zaman yazasım var bu adam hakkında ama her defasında kendimi tuttum. iyi şeyler söylemeyecektim zira. ne var ki yediği son herze bardağı taşırdı. müteveffa enke için demiş ki '' onun istanbul'dan ayrılış nedenini biliyorum, bana sonsuza dek saklanmak üzere bir sır verdi, onu açıklayamam '' tipik daum bezirganlığı, her olay vesilesiyle tribünlere oynama gayretkeşliği, aklı sıra puan toplama cinliği. be şarlatan, enke sana güvenip bir sır verdiyse bunu kendine saklarsın, kimseye böyle bir sırrın varlığından bile söz etmezsin. bu lafı ettikten sonra o sırrın ne kıymeti kaldı ki? böyle söylemekle insanların zihninde enke hakkında spekülatif fikirler uyanabileceğini düşünmez misin? bal gibi düşünür de ne önemi var, daum efendi bir kez daha gündeme gelsin, gönüllerde taht kursun. buldun saf insanların ülkesini, geldiğin günden beri mır mır istiklal marşı söyleme tripleri, buna karşı '' yahu sen bırak marşı da, iki kelime türkçe açıklama yap'' sekiz senede eşeği bağlasan türkçe konuşurdu diyen yok nasılsa. tanım itibarı ile herkesi aptal, alemi kör sanan kişi.
galatasaray maçı kadroları açıklandığında colin kazım'ı tek forvet görüp şaşırmış hatta gülmüştük. maç sonu takdir ve tebrik ettik. ama hocam çekirge gökhan zan varken zıplar.
türkiye'nin gördüğü en iyi teknik adam. 94-95 sezonunda beşiktaş'ı, 2003-2004 yılında fenerbahçe'yi inanılmaz kötü kadrolarına rağmen şampiyon yapmıştır. görev yaptığı süre içinde yönettiği takımlar her zaman şampiyonluk yarışının içinde olmuşlardır. zaten kaybı buradandır. takım beşinci altıncı olsun kimse teknik direktörü suçlamaz ama lig tarihinin en iyi performanslarından birini sergileyip son haftada şampiyonluğu kaybedince kötü adam olursun. çoğu kimse hatırlamaz 1995-96 sezonunda az daha beşiktaş'ı ikinci kez şampiyon yapıyordu. bitime 4 hafta kala kocaelispor'a kendi sahasında yenilmeseler belki de trabzon-fener arasındaki kızgın yarıştan sıyrılıp galip çıkacaktı.
bir aziz yıldırım hatasıdır. en son takımdan olaylı bir şekilde ayrılan, ardından bir iki istiklal marşı söyleyip takımın başına getirilen ancak eror veren bir teknik direktördür.
bu akşam fenerbahçe çok önemli bir sınav verecek. gerekenleri yaparak kendisine saldıranlara ağzının payını verecek bir sonuç alcağından kuşkum yok daum'un.
bu adam almanyaya gittiğinde köln ve leverkusen gibi bizdeki sivasspor kalitesindeki takımlara gidiyor. büyük takımları yeniyor, yada leverkusendeki gibi bir sene üst sıralara oynuyor. Türkiyede ise beşiktaş ve fenerbahçe gibi hem avrupada hem türkiyede üst düzey başarı arayan takımlarımızı yönetiyor. burada bir yanlış var.
aziz yıldırım'ın zamanında "fikirlerimiz uyuşmuyor" diyerek gönderip bir süre sonra takımın başına tekrar getirdiği teknik direktör. fenerbahçenin son zamanlardaki durumu uyuşmuş fikirlerinin meyvesiye ne mutlu bize!
Christoph daum daha önce Fenerbahçe yi 3 yıl çalıştırdı. Tribündeki ve televizyon başındayken taraftara güven veren bir hocaydı benim için. 80.dakikada Fenerbahçe 1-0 geride bile olsa bu takım daum un takımı dedim içimden, mutlaka bu maç döner dedim. Birçok maç da döndü. Ayrıca daum döneminde Fenerbahçe nin 3 maç üst üste yenildiğini hiç hatırlamıyordum. işte dün bu güvenimiz de kayboldu. Peki ne yapacağız şimdi. Bu güvenimizi daum nasıl geri kazanacak?
acilen önce kendisini akabinde oyuncularını toparlaması gereken hoca. takımda bir dengesizlik var bakalım ne zaman dengeye geleceğiz herr daum. bütün kredi bitti lig yeni başladı ona göre işte!
seviyorum ben bu adamı. bir kere güven veriyor. devre arasında bir de forvet takviyesi yapıldı mı şampiyonluk yolunda işi daha da kolaylaşacak. uzun vadede avrupa başarısı da yüksek ihtimal.
ya beyninde ya da vicdan anlayışında eksiklik olan teknik adam. semih'i yıllarca harcadın onu kullanmak yerine şimdi de gökhan ünal'ı aldın sayın daum. nasıl bir mantıktır bu. inşallah benim bildiğim gibi değildir de gökhan semih'in yedeği olur. ayrıca sayın daum'la fenerbahçe iki şampiyonluk yaşamıştır hem de parlak bir futbol ortaya koymayarak.** avrupa'daki başarı hayalleri ise daum'la suya düşecek gibi görünüyor. ama fenerbahçe bu adama haketmediği değeri veriyor. bakınız. hem de ne değer. bu fenerbahçe ile imzaladığı sözleşmenin maddelerinden bazıları:
a- teknik direktör için yüzme havuzlu ve klima dahil teknik teçhizata sahip tam döşeli bir ev sağlanacaktır. kulüp ayda 10.000 euro tutarına kadar tüm masraf ve harcamaları karşılayacaktır. ayrıca kulüp, teknik direktörün ve ailesinin taşınmasının tüm masraflarını karşılayacaktır.
b- kulüp, teknik direktöre iki uygun araba (biri audi a6 ve biri audi a8) tahsis edecektir. arabaların tüm masrafları karşılanacaktır.
c- kulüp, türkiye ve almanya arasında teknik direktörün kendisi ve ailesi için (2 erişkin, 2 çocuk) her sezon gidiş-dönüş maksimum 6 business class uçak bileti sağlayacaktır.
d- kulüp, stadın vip bölümünde 8 bedelsiz kombine bilet sağlayacaktır.
e- kulüp, sadece fenercell aboneliği ile teknik direktörün kendi seçeceği 3 cep telefonu sağlayacak ve ayda 2.000 euroya kadar kullanım masraflarını karşılayacaktır.
f- kulüp, teknik direktör ve ailesi için türkçe öğretmeni sağlayacaktır.
h- kulüp, teknik direktöre, özellikle sözleşme masrafları konusunda fenerbahçe'ye transferinin hukuken gerçekleşmesi ile ilgili tüm masrafları karşılayacak, net 80.000 euro tutarındaki ödeme yapacak.
i- hastalık durumunda, kulüp sözleşmedeki ödemeleri en az 6 hafta süre ile yapmaya devam edecektir.