geçtiğimiz aylardan birinde bizzat başımdan geçen durum. beni bilen bilir, sakallı uzun saçlı bir insanım. yeri gelir metalciye benzetirler, yeri gelir polis çevirir pakistanlı mülteci sandık seni der.
cüzdandan parayı çıkardım kasiyere doğru dönmemle arkamdan gelen kokona çığlığını duymam bir oldu. meğer sırtıma geçirmiş olduğum samuray şemsiyemden tırsmış karı bana çarpacak diye.
- dikkat etsene gözüme sokacaksın!
böyle bir fırsatı kaçırmadım tabi:
+ çarpmasın istiyorsan götümde dolaşma kadın.
- ne demek ya, dikkatli olmak zorundasın, ben mi dikkat edeceğim! terbiyesiz! saygı göstereceksin!
+ sen merak etme, senin gibi cumhuriyetçi elitistlere, çakma modernlere, faşist despotlara yakında göstereceğiz günlerini. az bir zaman kaldı bekle.
- neyi görecek mişim ha? neyi gösterecekmişsin?
+ görürsün zamanı gelince neyi göstereceğimizi.
- ne görecek mişim? söylesene?
sırtımı döndüm kokoşa. sonra içimden bir dürtü daha geçti,
- hepinizi çarşafa sokacağız!
demek geçti içimden. ama kokoşçuğumun yaşı çok fazlaydı, kalbi dayanmazsa başıma bela alırım diye cool bir tarzla ortamı terkettim.
ben giderken hala histeri krizine girmiş bir biçimde sayıklıyordu.